İçerikler - Sayfa 684
Birçok virüs, yüksek evrimleşme hızına sahiptir. Bu yüksek evrimleşme hızı, büyük popülasyon boyutlarına, kısa çoğalma sürelerine ve virüslerin mutasyon hızı bağlıdır. Özellikle mutasyon oranı, taksonlar arasındaki evrimleşme oranının önemli bir belirleyicisidir. Virüs bağlamında mutasyon oranı, viral genomun replikasyonu sırasında yapılan hataların oranıdır. Bu, bir popülasyonda mutasyonların sabitlendiği veya tüm bireylerde bu mutasyonun mevcut olduğu oran olan sabitlenme (İng: "substitution") oranının tersidir. Bir yavru popülasyonda üretilen genetik çeşitlilik miktarını tahmin etmek için mutasyon oranları kullanılırken, belirli bir soy ya da takson için evrim oranını tahmin etmek için sabitlenme oranı kullanılır.
Popülasyon genetiğinde önemli bir parametre, nükleotid bölge başına mutasyon oranının ve genom boyutunun bir ürünü olan genomik mutasyon oranıdır. Genomik mutasyon oranı, her yavrunun ebeveyn genomuna kıyasla sahip olacağı ortalama mutasyon sayısını belirtir. DNA virüsleri tipik olarak, bir hücre enfeksiyonuna (İng: "cell infection", "c") düşen nükleotid bölgesi (İng: "nucleotide", "n") başına sabitlenme (s/n/c) ölçeğinde, 10-8-10-6 sabitlenme düzeyinde bir mutasyon oranına sahiptir. Bununla birlikte RNA virüsleri 10-6-10-4 s/n/c arasında değişen daha yüksek mutasyon oranlarına sahiptir. Taksonomik alana bağlı olarak değişen oranlara rağmen daha küçük genomlu türler, genomik mutasyon hızları ve genom boyutları arasında negatif bir korelasyon sergiler. Öyle ki genom başına mutasyon oranları nispeten sabittir.
Yunan mitolojisine göre Odysseus, Leartes ve Anticleia’nın oğlu ve İthaka kralıdır. Başından geçen türlü maceraları, Antik Çağ ozanı Homeros’un “İlyada” ve “Odessa” adlı destanlarında anlattığı yurdundan koparılış ve geri dönüş hikayeleri sayesinde bilmekteyiz. Ancak Odysseus, sadece mitolojik bir kahraman değildir. Aynı zamanda, sinirbilimsel bir olguya da ismini vermiştir: Odysseus Anlaşması!
Kulağa Odysseus’un, yine Yunan mitolojisinden başka bir karakterle imzaladığı bir anlaşma gibi gelse de aslında davranış bilimleri ve felsefe literatüründe yer edinmiş bir davranış biçimidir. Yani anlaşmanın kahramanı Odysseus değil. Biziz.
Aegypius, kendi içerisinde sadece 3 tür barındıran bir cinstir. Ancak bu 3 türden sadece Kara akbaba günümüzde yaşamını sürdürmektedir. Kara akbabayla ilgili yazdığımız yazıyı buradan okuyabilirsiniz.
Aegypius, Eski Dünya akbabaları olarak kabul edilen, ancak taksonomik sınıflandırmada bir karşılığı olmayan, sadece yaşadığı coğrafyaya bağlı olarak atfedilen bir sınıflandırma içerisinde yer almaktadır. Aegypius, bu sınıflandırmanın içerisinde bulunan 2 alt aileden, Gypinae alt ailesi içerisinde yer almaktadır. Gypinae alt ailesi için yazdığımız yazıyı buradan okuyabilirsiniz.
Yorgun hissettiğinizde, verilecek tavsiyelerden ilki, her zaman daha çok uyumanız yönünde olmuştur. Ya da uzun çalışma saatleri veya bağıran bir çocuk dinlenmenizi engelliyorsa, öğleden sonraları kestirmek işe yarayabilir. Ancak bazılarımız, tavsiye edildiği gibi her gece yedi saatten fazla uyusa bile günü yorgun ve uyuşuk bir şekilde geçiriyor. Peki bunun sebebi ne olabilir?
AsapSCIENCE'ın son bölümünde açıkladığı gibi, yeterli uykuyu aldığınızı düşünseniz bile, aslında sürekli yorgun olmanıza yol açabilecek dair birçok neden vardır. Öncelikle, fazla hareketsiz kalıyor olabilirsiniz. Üstelik fiziksel çaba gerektiren şeyleri yorucu olarak nitelendirsek de haftada birkaç kez hafif egzersizler yapmak sizi daha enerjik hale getirebilir.
Sıtma hastalığı, Plasmodium parazitinin farklı türlerinin neden olduğu, ateş, titreme, terleme, baş ağrısı, bulantı, kusma gibi belirtilerden tedavi edilmediğinde nöbetlere, komaya ve ölüme kadar gidebilen bir hastalıktır. Hastalığa sebep olan parazitler, Anofel cinsi sivrisineklerle taşınır ve bu sivrisineklerinin ısırmasıyla bulaşır. Günümüzde hala etkili olan hastalık dünyanın çeşitli yerlerinde yaygın olarak görülebilmektedir. (Sıtmayla ilgili daha detaylı bilgi ve yaygın görüldüğü bölgelere seyahatlerde dikkat edilmesi gerekenler için, CDC ve T.C. Sağlık Bakanlığı Seyahat Sağlığı bağlantılarına göz atabilirsiniz.)
Sıtma hastalığıyla dünya çapında mücadelede 1950’lerde önemli kararlar alındı ve uygulanmaya başlandı. Diklorodifeniltrikloroetan (DDT), Benzenhekzaklorür (BHC), dieldrin gibi böcek öldürücü ilaçların kullanımı yaygınlaştırıldı. Bunun sonucu olarak da tüm dünyada sıtmaya bağlı ölümler azalmaya başladı.
/old/content_media/cc5f0bc31bc77d7c3d2decfe4f4e2fac.jpg)
/old/content_media/81c20777ec2780cc840f60d913b0e5da.jpg)
/old/content_media/bc6126a7c01e9875a195d3d82fae9382.jpg)
/content/ff65d78a-9567-40ee-a907-349b08fe8a92.jpeg)
/old/content_media/3502e3e104591e36da5a5d0bee442897.jpg)