National Geographic dergisi veya Indiana Jones filmleri; arkeologları Mısır piramitleri, Stonehenge ve Machu Picchu civarında kazı yaparlarken hayal etmenize sebep olmuş olabilir. Gerçekten de bazı arkeologlar bu ünlü yerlerde çalışırlar. Ama arkeologların bir kısmı, Dünya'nın her yanından insanların geçmişte nasıl yaşadıklarını öğrenmek ister. Bu arkeologlar, bunu kavrayabilmek için, arkada bırakılan arkeolojik eserlerden yararlanırlar. Bu eserlere ulaşabilmek içinse, geçmişte beşeri aktiviteye dair kanıtlar olan yerlerde kazı yapmaları gerekir. Lakin bu geçmişten kalan ipuçları, her zaman dev bir piramit kadar bariz olmayabilir.
Bu kanıtı bulmak, açıkça ayırt edilebilecek kalıntıların yanından yürüyüp geçmek kadar basit olabilir. Kimi zaman öyle bir arkeolojik alana denk gelirsiniz ki, arazide yürürken "İşte, hemen şurada kırık çanaklar ya da üzerinde kazıntılar olan taşlar var." diyebilirsiniz. Kanıtlar, burnunuzun dibinde, ayaklarınızın altındadır! Ancak kimi zaman kanıtlar öylesine gizlidir ki, uzun zamandır kayıp olan yapıları ortaya çıkarmak lazerler kullanmak, uydu ile görüntülemeler yapmak ve diğer modern jeofizik tekniklerinden yararlanmak zorunda da kalabilirsiniz. Doğru yetenekler, doğru aletlerle birleşerek, daha birkaç on yıl öncesine kadar arkeologların gözünden kaçması işten bile olmayan geçmişin izlerini bulmamıza yardımcı oluyor.