İçerikler - Sayfa 643
Düşüncelerinizi kontrol edemeyecek kadar gergin olduğunuz bir an oldu mu? Belki bir basketbol veya futbol maçı? Başarısızlık ihtimali zihninizi öylesine işgal etmişti ki bir türlü gevşeyemiyordunuz... Sizin için önemli olan o maçtan önce gerginliği azaltmanın kolay bir yolunu mu arıyorsunuz? Belki de sakız çiğnemeyi denemelisiniz.
Başta basketbolcular olmak üzere çoğu sporcunun neden maç öncesinde veya esnasında sakız çiğnediğini merak ediyorsanız, bu sorunun "havalı görünmek" dışında başka bir cevabı daha bulunuyor. Basketbol oynarken sakız çiğnemenin performansı az da olsa iyileştiriyor olma ihtimali vardır. Sakız, bir basketbol oyuncusunu ritme sokabilir, büyük bir maçtan önce sinirlerini sakinleştirebilir ve hatta sahada doğru kararlar vermeyi sağlayan bilişsel işlevi bir nebze geliştiriyor olabilir.
Hologram bir konsept halinde düşünüldüğünde, ilk olarak Star Wars'ta Princess Leia'nın hologramının Obi van Kenobi'ye R2D2 aracılığı ile ulaştığı o sahnede görsel hali ile hayatımıza girdi. Prenses, "Bana yardım et Obi van Kenobi!" diyordu. Bilim, her daim olduğu gibi bu hayal ürününü gerçekleştirmeye azmetti ve hatta, çok yaklaştı. 1948'de Dr. Dennis Gabor'a Nobel Ödülü kazandıran bu konsepti günlük hayatımızda kullanmaya sandığımızdan çok daha yakın olabiliriz.
Tıbbi görüntüleme yöntemleri, modern teknolojinin getirdiği imkanları kullanarak hastaya minimum zarar verme prensibiyle, en iyi görüntüyü elde etmeyi amaçlar. X-ışınının translüminesan özelliğinden faydalanarak ve adeta "yanlışlıkla" keşfedilen 2-boyutlu görüntüleme yöntemlerinin yerini radyasyon kullanmaksızın, daha hızlı ve daha gerçekçi görüntü verebilenleri almaktadır.
İklim krizi tartışmalarında ağızdan ağıza dolaşan birçok farklı sayı var. Bu sayılardan en önemlisinin de 1,5 °C olduğunu söyleyebiliriz. 2015'te imzalanan Paris İklim Anlaşması'nda hükümetler, küresel ısınma seviyelerini 2 °C'nin altında tutup 1,5 °C'yi hedefleme konusunda anlaşmıştı. Görevi, iklim değişiminin altında yatan bilimsel nedenleri dünyaya bildirmek olan Birleşmiş Milletler kuruluşu Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli'nin 2018 yılında yayımladığı özel rapor, bu sayı büyüdükçe sonuçlarının ne kadar ciddileşeceğini endişe verici fakat açık bir biçimde ortaya koymuştu.[1]
Queensland Üniversitesi'nden Ove Hoegh-Guldberg'ın yanı sıra dünyanın dört bir yanından bilim insanlarının yardımı ile yeni yayımlanan bir araştırmada 1,5 °C'a bağlı kalmanın aslında ne kadar da önemli olduğu incelendi.[2]
Metrolar, insan mühendisliğinin en kıymetli ürünlerinden birisidir. Örneğin herhangi bir yıl içinde, insanlık tarihinin ilk yeraltı metrosu olan ve 10 Ocak 1863'te devreye giren Londra Metrosu, en az 1.3 milyar yolcu tarafından kullanılmaktadır. Bu metrolar, fareler gibi türlere yepyeni yaşam alanları sunmaktadır. Bu yeraltı ağında yaşayacak biçimde evrimleşen türlerden birisi de Culex molestus türü sivrisineklerdir. Özellikle de 2. Dünya Savaşı sırasında Alman ordusunun blitz saldırıları boyunca bombalanan Londra halkı, metroya sığınıp günlerce yeraltında kalmaya zorlandığında, yeraltına sığınan 180.000 kadar kişi; sinekler, pireler ve bitlere ek olarak bombardıman boyunca bir yandan da bu saldırgan sivrisinek türüyle mücadele etmek zorunda kalmıştır.[1]
Aslında bu sivrisinek türü, günümüzde doğrudan metrolarla ilgili değildir; daha ziyade sivrisineklerin yeraltı açıklıklarında yaşayacak biçimde özelleşen bir türü olduğu düşünülmektedir.[2] Çünkü tür, ilk olarak 18. yüzyılda Mısır'da keşfedildikten sonra, sadece Londra Metrosu'nda değil, Dünya genelinde doğal veya yapay olan birçok yeraltı metrosunda ve benzeri yeraltı sisteminde tespit edilmiştir.
Yapay zeka, çağımızın mantrasıdır. "Yapay zeka" ifadesi; teknoloji uzmanları, akademisyenler, gazeteciler ve risk sermayedarları tarafından popülerize edilmiş bir terimdir. Akademik alandan genel kullanıma geçen birçok teknik ifade gibi, "yapay zeka" terimi de sıklıkla yanlış anlaşılmaktadır. Fakat bu, halkın bilim insanlarını anlamaması gibi klasik bir yanlış anlaşılmadan ibaret değildir; çünkü "yapay zeka" konusunda aynı zamanda bilim insanlarının kafası da en az halkınki kadar karışık durumdadır. Ömrümüz içerisinde bize rakip olabilecek bir yapay zekanın ortaya çıkmak üzere olduğu, herkesi hem eğlendirmekte hem büyülemekte hem de korkutmaktadır. Ancak maalesef bu fikir, aynı zamanda, gerçekten önemli olan şeylere odaklanmamıza engel olmaktadır.
İçinde bulunduğumuz çağı anlatabilmek için, sizinle bir hikaye paylaşabilirim: Bu hikaye; insanlar, bilgisayarlar, veri ve ölüm-kalım meselesini içeren, ama silisyum çipler üzerine inşa edilecek yapay zeka fantezilerinden başka bir şeyi konu edinen bir hikaye...
/old/content_media/02463d40caef3f902ac1a1e60c85144f.jpg)
/old/content_media/15028fde862dffd709aee3cd711a70da.jpg)
/old/content_media/a0988017e414ee3341035c2340691df2.jpg)
/old/content_media/e702386b64aa44dc27a78ba59e737d3d.jpg)
/old/content_media/b78bee18fb42b6a7060ccb7645912d7a.jpg)