İçerikler - Sayfa 644

Evrim Ağacı Logo
Evrim Ağacı
Karanlığı bilimle fethet!
Yuri Gagarin: İnsanlığı Uzaya Kavuşturan Sovyet Birliği'nin Büyük Kozmonotu!
Yuri Gagarin: İnsanlığı Uzaya Kavuşturan Sovyet Birliği'nin Büyük Kozmonotu!

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Sovyetler Birliği (SSCB) arasında 1957'den 1975'e kadar süren Uzay Yarışı'nda, Sovyetler Birliği'nin ilk galibiyeti, insanlı uzay yolculuğunu başarıyla gerçekleştirmiş olmaktır. Bu yolculuğu ilk yapan kişi, Yuri Gagarin olmuştur. Gagarin, 12 Nisan 1961'de "Poyekhali!", yani "Hadi gidelim!" diyerek, insanlığı tarihinde ilk defa uzaya kavuşturacak olan bu heyacanlı yolculuğa başlamıştır.

Tam adı Yuri Alekseyevich Gagarin'dir. 9 Mart 1934 yılında Rusya'da Moskova'nın batısında küçük bir köy olan Klushino'da doğdu. Yuri, ailenin dört çocuğundan üçüncüsüydü ve çocukluğunu bir çiftlikte geçirdi. Babası Alexey Ivanovich Gagarin, marangoz ve duvarcı olarak çalışıyor, annesi Anna Timofeyevna Gagarin ise çiftlikte çalışarak sütçülük yapıyordu. Yuri, 7 yaşındayken Naziler, Sovyetler Birliği'ni işgal etti. Gagarin ailesi, savaş sırasında çok zor günler geçirdiler.

31
Paylaş
Canberk Çolak
UyarlayanEkoloji8 dk.
Bitkisel Süt Nedir ve Hangi Bitkilerden Üretilir? "Bitki Sütleri", Hayvan Sütüne Alternatif Olabilir mi?
Bitkisel Süt Nedir ve Hangi Bitkilerden Üretilir? "Bitki Sütleri", Hayvan Sütüne Alternatif Olabilir mi?

Süt, memeli hayvanların meme bezlerinden salgılanan, besin değeri son derece yüksek olan, sıvı haldeki besin maddelerine verilen genel bir isimdir. Henüz katı gıdaları sindirebilecek özellikleri geliştirmemiş memeli bebekleri için süt, temel besin kaynağıdır.[1] Özellikle de doğumdan sonraki 4-5 gün içinde üretilen erken dönem laktasyon sütü (yani kolostrum sütü), bol miktarda antikor içererek yavrunun hastalanma riskini azaltır. Bunun haricinde süt içerisinde bol miktarda protein ve laktoz şekeri bulunur.[2] İnsanlar, sadece kendi sütlerini değil, diğer hayvanların sütlerini de tüketirler. Türler-arası süt tüketimi olarak bilinen bu davranışı sergileyen tek tür insan değildir; ama küresel ölçekte, sistemli ve düzenli olarak bunu yapabilen tek tür Homo sapiens türüdür.[3][4][5][6] Süt tüketiminin önemi, sağlık faydaları ve riskleri hakkında daha fazla bilgiyi buradaki yazımızdan alabilirsiniz.

Bitki sütleri (veya bitkisel sütler, bitki-temelli sütler, alternatif sütler, vegan sütleri), tanım gereği, "süt" değildir ve olamazlar; daha ziyade, hayvansal olmayan ürünlerden (yani bitkisel ürünlerden) elde edilen özütlerin suyla karıştırılarak, süt-benzeri bir görünüme, damak tadına, aromaya ve kıvama getirilmesiyle elde edilen ürünlerdir.[7][8][9] Bitki-temelli sütler, gerçek anlamıyla süt olmadıkları için, örneğin Avrupa Birliği'nde "süt" olarak pazarlanmaları yasaktır.[10] Buna karşılık bitkisel sütler, birazdan göreceğimiz gibi birçok avantajı dolayısıyla hayvansal sütlere iyi bir alternatif oluşturmaktadır.

25
Paylaş
Ahlak Felsefesi Açısından Bir Vejetaryenlik Savunusu: Vejetaryenizmi, Etik Olarak Nasıl Temellendiririz?
Ahlak Felsefesi Açısından Bir Vejetaryenlik Savunusu: Vejetaryenizmi, Etik Olarak Nasıl Temellendiririz?

İnsanlar ile insan olmayan canlılar arasında birçok farklı etkileşim vardır. Köpekler, kediler, kuşlar ve hamsterlar gibi bazı hayvanlar, bizimle beraber evlerimizde yaşar. Fareler, böcekler ve yılanlar ise çoğunlukla uzak durmamız gereken hayvanlar olarak bilinir (elbette bunları da evinde besleyen çok sayıda insan vardır). İnek, domuz ve tavuk gibi hayvanların taze et, süt veya yumurtaları, insanlar tarafından tüketilsin diye, endüstriyel olarak çoğaltılırlar. Bazı hayvanlar ise insanlar tarafından laboratuvarlarda denek olarak kullanılır, "spor amaçlı" avlanır veya sirk ve hayvanat bahçelerinde eğlence amaçlı tutulur veya petshoplarda (hayvan dükkanlarında) satılır.

Peki bu etkileşimlerin ahlaki boyutunu hiç düşündünüz mü? Hayvanlara karşı ahlaki bir sorumluluğumuz var mı dersiniz? Hayvanlar, insana hizmet etmek üzere var olan canlılar mı, yoksa insanlardan tamamen bağımsız ve özgür bir ahlaki statüye sahipler mi? İşte bu soru, Ahlak Felsefesi disiplinindeki en güncel tartışma başlıklarından biridir.

76
Paylaş
Paylaşılan Psikotik Bozukluk (Folie à Deux): Psikolojik Sorunlarımızı Bizimle Paylaşan Dostlardan, Toplu Histeriye...
Paylaşılan Psikotik Bozukluk (Folie à Deux): Psikolojik Sorunlarımızı Bizimle Paylaşan Dostlardan, Toplu Histeriye...

Halüsinasyonlar, gerçek gibi görünen ve temelde, ilgili duyu organlarının uyarılmasından kaynaklanmayan, daha ziyade zihin tarafından oluşturulan duyusal deneyimlerdir. Latince kökenli bir kelimedir ve "zihinsel olarak dolaşmak" anlamına gelir.

Halüsinasyona neden olabilecek faktörler çeşitli ve komplekstir. Halüsinasyonlar; şizofreni, demans, deliryum ve bipolar bozukluk gibi mental hastalıklarla ilişkili olabileceği gibi, aynı zamanda birçok psikolojik ve fiziksel koşulun etkisiyle de ortaya çıkabilir. Halüsinasyona neden olabilecek, halüsinasyon semptomlarını tetikleyebilecek bazı unsurları şöyle sıralayabiliriz:

28
Paylaş
Feyza Emre
ÇevirenBalıklar3 dk.
Sölekantlara "Yaşayan Fosil" Demeyi Bırakma Vakti Geldi: Antik Balığın Genomunda Onlarca Yeni Gen Evrimleşti!
Sölekantlara "Yaşayan Fosil" Demeyi Bırakma Vakti Geldi: Antik Balığın Genomunda Onlarca Yeni Gen Evrimleşti!

Güçlü bir okyanus yırtıcısı olan ve soyu onlarca milyon yıl önce tükendiği sanılan sölekantların, 1938’de Güney Afrika kıyılarında canlı olarak yakalanması, bilim camiasında büyük bir heyecan yaratmıştı. Keşfedilen balığın anatomisi, fosil kayıtlarındaki sölekantlarla neredeyse aynı gözüktüğü için bu tür, sonradan "yaşayan fosil" olarak bilinir oldu. Sölekantların yapısındaki değişimler ufak gibi gözükse de, Toronto Üniversitesi'nden araştırmacıların yaptığı bir çalışma, sölekant genomunun bambaşka bir hikâye anlattığını söylüyor.

Araştırmacılar, Afrika sölekantı olarak da bilinen Latimeria chalumnae türünün, 10 milyon yıl kadar önce, başka balık türleriyle karşılaşarak, 62 yeni gen kazandığını ortaya çıkardılar. Gen dizilimleri, bu yeni genlerin "bencil genler" olarak da bilinen transpozonlar (zıplayan genler) sayesinde kazanıldığını gösteriyor. Transpozonlar, tek amacı kendilerinin daha fazla kopyasını oluşturmak olan ve bazen bunu, bir türden diğer türe geçerek başaran "parazitik DNA elementleri" olarak tanımlanabilirler.

16
Paylaş