Canlı yaşamının devamı, canlının kendisini oluşturan bir veya birden çok hücrenin bütünlüğüne doğrudan bağlıdır. Hücre bütünlüğü ise, entropi yasası gereği, zamanla bozulma eğilimi göstermektedir; fakat canlılık, bu bozulmayı çeşitli metabolik aktiviteler ile geciktirmeye, bir diğer tabir ile hayatta kalmaya çalışır. Hayatta kalmaya yönelik gerçekleştirdiği metabolik aktiviteler, yapım ve yıkım tepkimelerinin toplamına karşılık gelir.
Tahmin edebileceğiniz üzere her iki tepkime türünde de yoğun miktarda enerjiye ihtiyaç duyulmaktadır. Fakat tek başına enerji yeterli değildir. Tepkimelerin gerçekleşmesi ve canlılığın devamlılığını sağlayabilmesi için, belli başlı diğer maddelere de ihtiyaç duyulur. Bu maddelerin önemli bir kısmını vücudumuzda birçok görevi üstlenen mineraller ve tuzlar oluşturur.
Geçmiş yarım milyar yılda Dünya, tekrar tekrar canlı türlerinin çoğunu yer yüzünden silen kitlesel oluşlarla sarsıldı.[1] Her seferinde hayat toparlanmayı başardı ve sonunda çeşitlilik artarak yoluna devam etti.[2] Peki bunu mümkün kılan şey, yaşamın son derece dayanıklı olması mı, yoksa başka bir şey mi oluyor? Kitlesel yok oluşlar aslında çeşitliliğin artmasına yardım ediyor ve bunda başarılı oluyor olabilir mi? Eğer öyleyse bunu nasıl yapıyor? Şu anda başka bir yok oluşla karşı karşıya olduğumuzu göz önünde bulundurursak, yok oluşların çeşitliliği nasıl etkilediğini bir an önce anlamamız çok önemlidir.[3]
Kitlesel yok oluşlar, fosil kayıtlarındaki muhtemelen en çarpıcı örüntüdür. Çok sayıda tür, hatta bazen bütün familya, dünya üzerinde aynı anda ve hızla ortadan kaybolur. Bu kadar büyük ölçekli bir yok oluşun olması için genelde küresel bir çevre felaketinin meydana gelmesi gerekir. Bu felaketin o kadar şiddetli ve o kadar hızlı yaşanır ki, türler evrimleşemezler ve yok olurlar.
Bonobo (Pan paniscus), şempanzelerle birlikte Pan cinsini oluşturan iki türden biridir. Günümüzde şempanzelerden farklı bir tür olarak kategorize edilseler de, ilk keşfedildiklerinde fiziksel benzerliklerinden ötürü şempanzelerin (Pan troglodytes) bir alttürü olduklarına inanılmıştır.
Bonoboların vücutları ve suratları siyah kıllarla kaplıdır ancak yüzlerinde, kulaklarında, parmaklarında, ellerinin içleri ve ayaklarının altlarında kıl bulunmaz. İnce bir üst gövdeye, dar omuzlara, ince boyuna, uzun kollara, bacaklara ve büyük, uzun parmaklı ellere sahiptirler. Kolları bacaklarından daha uzun, esnek ve güçlüdür. Koyu renkli yüzleri, büyük pembe dudakları, geniş burun delikleri ve ortadan ayrılmış saçları, en önemli ayırt edici fiziksel özellikleridir. Erkekleri 34 ila 60 kg, dişileri ise ortalama 30 kg civarında olurlar.
Felsefi zombi (p-zombi), zihin felsefesi alanındaki bir düşünce deneyidir. Bu düşünce deneyinde, normal bir insandan fiziksel, sinirbilimsel ve fizyolojik olarak ayırt edilemeyecek bir "zombi" hayal edilir; ancak normal bir insandan farklı olarak bu zombinin kualia (özgün bilişsel deneyimleri) yoktur. Örneğin bir felsefi zombi de bir çiviye basacak olursa tıpkı bir insan gibi can yanması, acıyla bağırma ve çiviye basılan ayağı refleksif olarak geri çekme gibi davranışlar sergileyecektir. Ancak gerçek insanda olanın aksine, felsefi zombinin zihninde bu acıyla ilgili herhangi bir bilinçli deneyim yaşanmayacaktır. Felsefi zombiler, bir nevi, bilinci olmaksızın bilinçliymiş gibi davranan makinalar olarak tahayyül edilebilir. Felsefi zombi argümanları; materyalizm, davranışçılık ve fonksiyonelizm gibi fizikalist argümanlara karşı zihin-beden dualizmini savunmak için kullanılır.
Felsefi zombilerin ne işe yaradığını daha iyi anlayabilmek için, bilinçle ilgili temel bir sorunu daha yakından incelememiz gerekmektedir.
Netflix'te 2021 yılında en çok ses getiren eserlerden biri Squid Game oldu. Biz, sinema eleştirmenleri olmadığımız için, filmin sanatsal tarafıyla ilgili amatör ve şahsi fikrimizle sizi meşgul etmeyeceğiz. Ama dizi, üzerinde bilimsel ve felsefi olarak konuşmaya değer olan, hatta bir kısmını daha önce duymamış olabileceğiniz 3 önemli konuyu gündeme getiriyor: Sosyal Darwinizm, "münasebetsiz ayartma" diye çok ilginç bir kavram ve tabii ki eşitsizlik... Gelin dizi bağlamında bunlarla ilgili neler öğrenebiliriz bir bakalım.
Squid Game isimli dizide baş karakterimiz Seong Gi-Hun da dahil olmak üzere toplam 456 kişi, yaşamındaki türlü türlü hatalardan dolayı düştükleri durumdan kurtulmak için bir oyuna dâhil olurlar. Oyuna dahil olan herkesin yüklü miktarda borcu vardır ve bu oyundaki para ödülü, onlar için bir umuttur. Oyunun oynandığı mekan olan ada, oldukça özel tasarlanmış, izole bir yerdir. Oyunculara oyuna başlamadan önce tulum giyen askerler tarafından oyunun kuralları açıklanır: oyuncu oyunu bırakamaz, oynamayı reddeden oyuncu elenir, çoğunluk kabul ederse oyunlar sona erdirilir. Tüm oyunlar, bu temel kurallar çerçevesinde işler.
/old/content_media/91d9d990eb1a5e7a075338c1dd496f31.jpg)
/old/content_media/cd4127c6348ca24156f09133ccf26c34.jpg)
/old/content_media/6abf0309fab2053f4c93c69ed38b55bf.jpg)
/old/content_media/9d64d478d54d74a2b303387b2b81d355.jpg)
/old/content_media/64051979b398e6bf75463fda31bc53c0.jpg)