İçerikler - Sayfa 444
Zamanın sıfır noktasında, Büyük Patlama ("Big Bang") ile başlayan olaylar zinciri ile atom altı parçacıkları bir araya gelip atomları ve molekülleri, atomlar ve moleküller ise bir araya gelerek yıldızları ve galaksileri oluşturmuştur. Evren ve yaşam, bu olaylar zincirinin birer sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır.
Kozmologlar için, Büyük Patlama ya da parçacık fiziğinin standart modeli gibi temel konular varken, "yaşam" gibi karmaşık sistemleri incelemenin pek bir anlamı yoktur. Biyologlar içinse yaşam; görkemli evrenimizde olan bitenlerden ayrılmış halde, bir biyosferin içinde gerçekleşen bir olgu olarak görülür. Bu bakış açısı da biyologların; Evren'in geri kalanında neler olup bittiği, Evren'in nasıl çalıştığı gibi konulardan uzak durmalarına neden olur. Peki ya kozmologlar ve biyologlar bakış açılarını değiştirip Evren'i ve yaşamı bir arada ele alsalardı, bu bize ne getirirdi?
Uyuşturucu Bağımlılığı olarak da anılan Madde Kullanım Bozukluğu, hastaların kullanımıyla ilgili önemli sorunlar yaşamasına rağmen bir maddeyi kullanmaya devam ettiği patolojik bir davranış kalıbını içeren maddeye bağlı bir bozukluk türüdür. Madde Kullanım Bozuklukları, sosyal, akademik ve mesleki bozulmaya yol açan nikotin, alkol ve diğer yasa dışı maddelerin kullanımını içerir. Görülen en yaygın yasa dışı maddeler arasında kenevir, opioidler, sedatifler (yatıştırıcılar, depresanlar), hipnotikler (uyku ilaçları), inhalanlar (tiner gibi uçucu maddeler), halüsinojenler (LSD, mantar) ve uyarıcılar bulunur.
Maddeler, merkezi sinir sistemi üzerindeki etkilerine göre farklı şekilde sınıflandırılabilir. Bu etkiler maddeye göre değişir ve artan enerji ile öforiden, derin sedasyona ve halüsinasyonlara kadar çok çeşitli etkiler üretebilir. Genel olarak, etkiler önemli ölçüde farklılık gösterse de, Madde Kullanım Bozukluklarının ilk aşamaları, bireylerin kullanımla birlikte bir esenlik duygusu veya öfori yaşadığı, olumlu pekiştirme ile karakterize edilir. Fizyolojik ve psikolojik bağımlılık ilerledikçe, birey, maddelerin öncelikle disforiyi ve hoş olmayan yoksunluk semptomlarını giderdiği olumsuz pekiştirme yaşar.
Artrit, vücut eklemlerini etkileyen bir hastalıktır. Dünya çapında 350 milyondan fazla insanın etkilendiği 100'den fazla artrit türü vardır. Artrit, ağrıya ve sakatlığa neden olur ve genellikle yaşam kalitesini düşürür. Örneğin sadece 2015 yılında, sadece Avustralya'da, 45-65 yaş arasında yaklaşık 54.000 kişi şiddetli artrit nedeniyle çalışamamıştır. Bu kişilerin ortalama gelirleri, artriti olmayan tam zamanlı çalışanların yalnızca dörtte biri kadardır. Bu nedenle, bu kişilerin, semptomları hafifletip hafifletmediklerini veya durumları üzerinde kontrol duygusu kazanmalarına yardımcı olsun diye farklı diyetler, takviyeler veya tedaviler denemeleri şaşırtıcı değildir.
Bununla birlikte, yayınlanan önemli bir inceleme makalesi, belirli takviyelerin veya gıda bileşenlerinin sertlik, ağrı ve fonksiyon gibi artrit sonuçlarında önemli gelişmelere yol açmasının muhtemel olmadığını bulmuştur. Makalede yapılan ana beslenme önerisi, genel olarak sağlıklı beslenme kalıplarının benimsenmesidir.
Hoatzin (veya "hoactzin"), bataklıklarda, riparian ormanlarda ve Güney Amerika'nın Amazon ile Orinoco mangrovlarında yaşayan tropik bir kuş türüdür. Hoatzin kuşlarının en dikkat çeken özellikleri, yavru bireylerde tıpkı kuşların antik atası olan dinozorlarda da olduğu gibi kanat uçlarında bulunan işlevsel kanat pençelerinin varlığıdır; ancak bu pençeler, yetişkinlikte kaybolur.[1] Türe ait bir diğer dikkat çekici özellik, kafalarındaki turuncu ve siyah tüylerdir. Hoatzin yavruları tüysüz doğarlar; ancak kısa bir süre sonra siyah tüyler ile kaplanırlar.
Hoatzin kuşlarının ortalama boyları 65 cm olup ağırlıkları 730 gram civarında, uzun boyunlu, küçük kafalı, aşağı yukarı tavuskuşu büyüklüğündelerdir. Ortalama yaşam süreleri 8 yıldır. Krem rengi karın tüyleri, kanat uçlarında ve iç karnında bulunan kahverengi tüyleri, geri kalan bölgelerde ağırlıklı olarak bulunan siyah tüyleri, mavi renkli kafa derisi ve kırmızı gözleri ile oldukça renkli canlılardır.
Atacama Büyük Milimetre/Milimetre-altı Dizisi (ALMA) ve Hubble Uzay Teleskobu (HST) ile yeni durgunlaşmış bir galaksiyi gözlemleyen bilim insanları, galaksinin yıldız oluşturmayı bıraktığını fark ettiler. Ancak bunun sebebi galaksinin tüm gazını kullanmış olması değildi. Yıldız oluşturucu yakıtlarının çoğu galaksi başka bir galaksiyle birleştiğinde sistem dışına çıkmıştı. Sonuç, ALMA bilim insanları için bir ilkti. Üstelik eğer bunun yaygın olduğu kanıtlanırsa, sonuçlar, bilim insanlarının galaksi birleşmeleri ve ölümleri hakkındaki düşüncelerini değiştirebilir. Araştırmanın sonuçları The Astrophysical Journal Letters dergisinde yayımlandı.
Galaksiler, Evren'de hareket ederlerken, bazen diğer galaksilerle karşılaşabiliyorlar. Birbirleriyle etkileşim içerisine girdikçe her bir galaksinin kütleçekimi diğerini kendine çekiyor. Ardından gelen birbirini çekme yarışı, gazları ve yıldızları galaksilerden uzaklaştırarak geride gelgit kuyrukları olarak bilinen madde akımları bırakıyor.
/old/content_media/edcd8a05ff783ffbdf6702b390dc8707.jpg)
/old/content_media/718d1cca98f102661dc99cebfad3b390.jpg)
/old/content_media/7be63291d2ab3ae16f9fe42c1f243b45.jpg)
/old/content_media/7e6f9fbec46c827e1a26bd4006485937.jpg)
/old/content_media/b72e57dc49ebb7b7cd2b1c0a84828aa4.jpg)