Karadelikler; uzayın en uç noktalarında yer alan ve kütleçekiminin ötesine geçen varlıklar olarak, evrenin en gizemli yapılarını oluşturur. Bu kozmik fenomenler; yoğun kütleleri ve güçlü çekim alanlarıyla, maddenin ve ışığın kaçmasına izin vermeyecek kadar büyük bir çekim gücü oluşturur. Karadelikler, adeta evrenin içinde kendi içine çöken ve fizik yasalarının sınırlarını zorlayan bölgeler olarak astrofizikten kuantum fiziğine kadar birçok disiplinde büyük bir merak ve araştırma konusu olmuştur. Pek çok bilim insanına göre, karadelikler evrenin en derin sırlarını saklayan birer kozmik kara kutu olarak düşünülebilir.
Karadeliklerin termodinamik özelliklerini anlamak onların sadece fiziksel değil, aynı zamanda bilgiyle ilişkili kapasiteleri olduğunu ortaya koymuştur. 1970'li yıllarda Jacob Bekenstein ve Stephen Hawking; karadeliklerin entropi, sıcaklık ve enerji gibi özelliklerle ilişkilendirilebileceği fikrini öne sürdüklerinde, kozmoloji dünyasında yeni bir dönemin kapılarını açtılar. Bu keşif, karadeliklerin yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda termodinamik yapılar olarak da ele alınabileceğini gösterdi. Bekenstein, karadeliklerin entropisinin olay ufku yüzey alanlarıyla doğru orantılı olduğunu öne sürdü. Hawking ise karadeliklerin radyasyon yayarak kütle kaybedebileceğini ve bu sürecin onları ölümlü yapılar haline getirdiğini savundu.