Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Premium
Paylaşım Yap
Tüm Reklamları Kapat
Keşfet
Bilimdeki Son Gelişmeler
Akış
İçerikler
Onkoloji
Komplo
Ecza
Sars Mers
Coğrafya
Gebelik
Hukuk
Evrimleşme
Solunum
Patojen
Su Ayısı
Avrupa
Deri
Teknoloji
Doğa Gözlemleri
Nadir
Diş Hekimi
Şüphecilik
Nötron
Metal
Modern
Tüyler
Bağışıklık
Psikanaliz
Stephen Hawking
Aklımdan Geçen
Tür Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Topluluk Kuralları
Bu alan, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu türün ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu alanın amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim topluluğuna değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Rastgele Soru
Ece Müker
Ece Müker
690.7K UP
2 Ağustos 2025
NASA, 2026 sonbaharında fırlatılması planlanan Nancy Grace Roman Uzay Teleskobuna hayati öneme sahip iki yeni güneş kalkanı kurdu. “Alt Enstrüman Güneş Kalkanı” adı verilen bu paneller, teleskobun hassas kızılötesi cihazlarını Güneş’in ısı ve ışığından koruyarak uzaydan gelen soluk sinyalleri sağlıklı bir şekilde algılamasını sağlayacak.

Yaklaşık bir garaj kapısı büyüklüğündeki bu kalkanlar, kredi kartı kalınlığında alüminyum plakalar ve aralarında 3 inç kalınlığında bal peteği yapısıyla tasarlandı. Ön yüzeyleri suyu kaynatacak kadar ısınırken (102°C), arka yüzeyleri -135°C’ye kadar soğuyacak. Bu nedenle özel bir polimerle 18 katlı bir termal koruma sağlandı.

Kalkanlar, uzaya fırlatmadan bir saat sonra sessizce açılacak şekilde tasarlandı ve teleskobun çalışmasını sarsmadan, yavaşça konumlanacak. Teleskobun iç segmenti şu anda 70 gün sürecek bir vakum-termal testine giriyor. Sonraki aşamada iç ve dış yapılar birleştirilecek ve teleskop tamamen monte edilecek.

Nancy Grace Roman Teleskobu, evrenin karanlık enerjisini, karanlık maddeyi, yıldızları, ötegezegenleri ve galaksileri incelemek üzere tasarlandı ve insanlığın evreni anlamasında büyük bir rol oynayacak. Lansman en geç Mayıs 2027’de, hedef ise 2026 sonbaharı.

283 görüntülenme
5
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ece Müker
Ece Müker
690.7K UP
1 Ağustos 2025
Tayland’da 4.000 yıl öncesine ait diş kalıntıları üzerinde yapılan yeni bir çalışma, Güneydoğu Asya’da betel fıstığı çiğneme geleneğinin şimdiye kadar sanılandan en az 1.000 yıl daha eskiye dayandığını ortaya koydu. Frontiers in Environmental Archaeology dergisinde yayımlanan araştırma, Nong Ratchawat adlı Neolitik bir alanda bulunan bireylerin diş plaklarındaki kimyasal kalıntılar aracılığıyla bu geleneği kanıtladı.

Betel fıstığı; enerji artırıcı, rahatlatıcı ve uyarıcı etkileriyle tanınan psikoaktif bileşikler içeriyor ve özellikle Asya-Pasifik bölgesinde yaygın kullanımıyla biliniyor. Ancak geçmişte bu kullanım sadece diş lekeleri ya da bitki kalıntılarıyla dolaylı olarak saptanabiliyordu.

Araştırmacılar, sıvı kromatografi-kütle spektrometresi (LC-MS) yöntemiyle “görünmez” kalıntıları analiz ederek arekolin ve arekaidin gibi betel fıstığına özgü alkaloidleri saptadı. Üstelik bu bulgular, diş lekesi olmayan bireylerde elde edildi — bu da eski alışkanlıkların her zaman gözle görülemeyeceğini gösteriyor.

Çalışma, yalnızca betel fıstığının tarihine değil, aynı zamanda sosyal ve kültürel bağlamına da ışık tutuyor. Betel çiğneme alışkanlığının toplumsal bağ kurmaya, geleneklere ve ritüellere nasıl hizmet ettiğini anlamak için önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Moonkham ve ekibi, bölgedeki diğer bireyleri de inceleyerek bu geleneğin ne kadar yaygın olduğunu araştırmaya devam edecek. Kullanılan analiz yöntemi ise arkeolojide bitki ve besin kalıntılarının izini sürmek için gelecekte daha da yaygınlaşabilir.

334 görüntülenme
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
5
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ece Müker
Ece Müker
690.7K UP
1 Ağustos 2025
Bilim insanları patatesin kökenine dair yıllardır süren gizemi çözdü. Cell dergisinde yayımlanan yeni bir çalışmaya göre, modern patates yaklaşık 9 milyon yıl önce antik bir domates ile Şili kökenli Etuberosum türünün melezleşmesiyle ortaya çıktı. Bu iki türün genetik birleşimi, patatesin nişasta dolu yumrularını oluşturmasına olanak sağladı. Domatesten gelen SP6A geni, bitkiye yumru oluşturma sinyali verirken, Etuberosum’dan gelen IT1 geni bu yumruların oluştuğu yeraltı gövdelerinin büyümesini kontrol ediyor.

Araştırmacılar, çalışmada 450 kültür patatesi ve 56 yabani türün genomlarını inceledi. Elde edilen veriler, yabani patateslerin genetik çeşitliliği üzerine şimdiye kadar yapılan en kapsamlı analiz olarak kayıtlara geçti. Bu keşif, türler arası melezleşmenin yeni özelliklerin evrimini nasıl tetikleyebileceğine dair güçlü bir örnek sunuyor.

İlginç bir not da dilbilimden geldi: “Tomato” kelimesi İngilizceye Nahuatl dilindeki “tomatl” kelimesinden geçmiş. Daha önceden bilinen “potato” kelimesine benzemesi için zamanla “tomato” hâlini almış. Bu da iki bitkinin yalnızca genetik değil, kültürel olarak da iç içe geçmiş olduğunu gösteriyor.

313 görüntülenme
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
4
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ece Müker
Ece Müker
690.7K UP
31 Temmuz 2025
Harvardlı astronom Avi Loeb, Güneş Sistemi’ne yaklaşmakta olan 3I/ATLAS isimli yıldızlararası nesnenin uzaylılara ait bir keşif aracı olabileceğini öne sürdü. Bu nadir nesne, 2017’den bu yana tespit edilen yalnızca üçüncü yıldızlararası ziyaretçi. Loeb, NASA’nın 2011 yılında fırlattığı ve şu anda Jüpiter yörüngesinde bulunan Juno uzay aracının, 14 Mart 2026’da 3I/ATLAS ile yakın temas sağlayabileceğini iddia ediyor. Bu senaryonun gerçekleşmesi için Juno’nun 14 Eylül 2025’te saniyede 1,66 mil (yaklaşık 2,67 km/s) hızla itki uygulaması gerektiği belirtiliyor.

Ancak bu karşılaşma gerçek bir “randevu” olmayacak çünkü 3I/ATLAS’ın hiperbolik hızı, doğrudan bir duruşma imkânını ortadan kaldırıyor. Yine de Juno’nun bilimsel araçları, bu nesnenin doğasını yakından incelemek için kullanılabilir. NASA’nın bu öneriyi uygulamaya koyup koymayacağı belirsiz, ancak bilim insanları hâlâ nesnenin kökenini ve yapısını araştırıyor. Şili’deki Vera C. Rubin Gözlemevi, bu nesnenin yaklaşık 11 kilometre genişliğinde olduğunu tespit ederek onu şimdiye dek gözlemlenen en büyük yıldızlararası nesne haline getirdi. Şu anda bir kuyruklu yıldız olduğu düşünülüyor; ancak Loeb’in hipotezi bilimsel merakı tetiklemeye devam ediyor.

335 görüntülenme
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
11
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ece Müker
Ece Müker
690.7K UP
31 Temmuz 2025
Çin liderliğindeki bir araştırma ekibi, Pasifik Okyanusu’nun kuzeybatısındaki derin çukurlara yaptığı keşif gezisinde 9.500 metreye varan derinliklerde daha önce hiç gözlemlenmemiş deniz canlılarını görüntüledi. Ekip, tüp solucanları, istiridye benzeri yumuşakçalar ve dikenli canlılardan oluşan yoğun kolonileri belgeledi. Bu canlıların yaşamı, güneş ışığı yerine okyanus tabanından sızan hidrojen sülfür ve metan gibi kimyasallarla besleniyor. Bu keşif, bu kadar derin ve yüksek basınçlı ortamlarda yaşamın yalnızca mümkün değil, aynı zamanda yaygın olabileceğini gösteriyor. Araştırmacılar, bu canlıların kimyasalları enerjiye nasıl dönüştürdüğünü ve yüksek basınca nasıl adapte olduklarını anlamak için ileri çalışmalar yapmayı planlıyor. Bulgular, okyanusun bilinmeyen ekosistemlerine dair uzun süredir kabul edilen varsayımları sarsıyor.
244 görüntülenme
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
4
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Müşfik Turgut
Müşfik Turgut
7.2K UP
Aktaran 11 Kasım 2022 2 dk.

Nöronlar, potasyum ve sodyum gibi iyonların akışını kontrol eden iyon kanalları tarafından üretilen elektriksel atımlar yoluyla birbirleriyle iletişim kurar. Şaşırtıcı yeni bir çalışmada, MIT'den nörobilimciler, insan nöronlarının, diğer memelilerin nöronlarına kıyasla, bu kanala beklenenden çok daha az sayıda sahip olduğunu gösterdi.

Araştırmacılar, kanal yoğunluğundaki bu azalmanın, insan beyninin daha verimli çalışacak şekilde gelişmesine yardımcı olabileceğini ve kaynakları, karmaşık bilişsel görevleri yerine getirmek için gerekli olan diğer enerji yoğun süreçlere yönlendirmesine izin vermiş olabileceğini düşünüyorlar. MIT'nin McGovern Beyin Araştırmaları Enstitüsü'nün bir üyesi olan beyin ve bilişsel bilimler doçenti Mark Harnett şöyle diyor:

30
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Sena Küçükkıvanç
Aktaran 10 Kasım 2022 3 dk.

Asteroit 162173 Ryugu, en yakın yörüngesinde Dünya'ya yaklaşık 96.560 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Bu, Ay'a olan mesafenin sadece dörtte biri. Ancak uluslararası bir bilim insanı ekibinin yeni öne sürdüğü sonuçlara göre bu kaya parçası, kozmik yolculuğuna 4 milyar yıldan daha uzun bir süre önce ve Güneş Sistemimizin dışında, milyarlarca kilometre uzakta başladı. Bu süreçte, Evren'in bu köşesinin tarihini de beraberinde getirerek uzayda bize doğru yaklaştı.

Bu keşifler, Ryugu yüzeyindeki numuneleri incelemek için sarf edilen küresel bir çabanın sonuçlarının yalnızca bir kısmı. Bu asteroit tozu zerreleri, Japon uzay ajansı JAXA tarafından yürütülen Hayabusa 2 görevi tarafından dikkatlice toplanıp Dünya'ya geri taşındı. Ardından, dünyanın dört bir yanındaki kurumlara gönderildi. Bilim insanları; sırlarını açığa çıkarmak, neyden oluştuklarını ve ait oldukları asteroidin nasıl oluştuğunu öğrenmek için bu küçük parçaları onlarca deneyden geçirdiler.

20
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Sena Küçükkıvanç
Aktaran 10 Kasım 2022 3 dk.

Bilim insanları bir süredir jeolojik bir dönemde Dünya'daki yaşamı tekrar şekillendiren beş kitlesel yok oluş olayına neyin sebep olduğunu belirlemeye çalışıyor. Dinozorları, 66 milyon yıl önce Kretase Döneminin sonlarına doğru neyin öldürdüğünün tespiti ise uzun süredir bir tartışma konusu.

Bazı bilim insanları, Dünya'ya çarpan kuyrukluyıldızların ve asteroitlerin kitle imhasının en muhtemel faktörleri olduğunu düşünüyor. Bazıları ise büyük volkanik patlamaların etkili olduğunu savunuyor. Proceedings of the National Academy of Sciences (PNAS) dergisinde Dartmouth tarafından yönetilen yeni bir çalışma, volkanik aktivitenin kitlesel yok oluşların baş etmeni olduğunu bildiriyor.[1]

32
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Sena Küçükkıvanç
Aktaran 10 Kasım 2022 2 dk.

Gezegenin ekvatoru etrafında dönen Satürn halkaları, gezegenin bir eğimde döndüğünü meydana çıkarıyor. Kemerli dev, Güneş'in yörüngesinde döndüğü düzleme göre 26.7 derecelik bir açıyla kendi ekseni etrafında dönüyor. Astronomlar uzun zamandır, bu eğimin, komşusu Neptün ile olan kütleçekimsel etkileşimlerden kaynaklandığını düşünüyordu. Böyle düşünmelerinin sebebi ise; Satürn'ün eğiminin, dönen bir topaç gibi Neptün'ün yörüngesiyle hemen hemen aynı oranda devinmesiydi.

MIT ve başka yerlerdeki astronomların yaptığı yeni bir modelleme çalışması, iki gezegen eskiden senkronize olmuşlarsa bile Satürn'ün artık Neptün'ün çekiminden kurtulduğunu buldu. Bu gezegenlerin yeniden hizalanmasından ne sorumluydu? Ekibin titizlikle test edilmiş bir hipotezi bulunuyor: Kayıp bir uydu!

19
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Sena Küçükkıvanç
Aktaran 10 Kasım 2022 3 dk.

2 Temmuz 2011 akşamı, saat 7... Kopenhag'ın kuzeyinde, tarihte eşi benzeri görülmemiş bir sağanak meydana geldi (bu absürt sağanaklara "bulut patlaması" da denmektedir). Arabasının çatısında bir taksi şoförü, Lyngbyvej'de yağmur ve dolu suya düşerken ve çevresinde arabalar yüzerken sel sularından kendini kurtarmaya çalışıyordu.

Danimarka'da bulut patlamaları, yarım saat içerisinde 15 mm'den fazla yağışın düştüğü olaylar olarak tanımlanıyor. Konveksiyon, bu bulut patlamalarına yol açan fiziksel sürece deniyor. Diğer şeylerin yanı sıra konveksiyon, yoğunluk daha düşükken sıcak havanın yükselmesidir. Fazlasıyla nemli olabilen sıcak hava, yüksek rakımlara doğru çıkarken bulutlardaki nemi de kendine çekiyor. Bu, yüksek bulutlarda aşırı bir yoğunluk yaratıyor. Damlacıklar en sonunda o kadar büyüyorlar ki dikey hava akımları tarafından tutulamayacak hale geliyorlar. Bu noktada bulutlar, bünyelerindeki su buharını aniden boşaltıyor.

23
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"İnsan, kendini yaptığından başka bir şey değildir."
Jean-Paul Sartre
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)