Karadeliklerin fotonları çekmesi, genel görelilik teorisine dayanır. Fotonlar, ışık hızında hareket eden elektromanyetik parçacıklardır ve kütleleri olmadığı kabul edilir. Ancak, karadeliklerin kütlesi çok büyük olduğu için, bu kütlenin etrafındaki uzay-zamanı büker ve eğitir. Bu eğrilme, çevresindeki uzay-zamanın karadelik tarafından çekilen her şeyi çekmek için oluşturduğu kütleçekimi olarak adlandırılır.
Fotonlar da dahil olmak üzere herhangi bir parçacık, bu eğrilmiş uzay-zaman boyunca hareket ederken, bir çeşitçe eğriliği takip eder ve bu nedenle karadeliğe doğru çekilir. Fotonlar kütleleri olmasa da, uzay-zamanın eğriliği nedeniyle karadeliklerin kütle çekim kuvveti tarafından çekilirler.
Bu durum, karadeliklerin çevresindeki madde ve ışığın nasıl davrandığını anlamak için önemlidir. Karadeliklerin kütleçekimi o kadar güçlüdür ki, hatta ışığın bile kaçamayacağı bir sınırla sonuçlanır, bu sınıra "olay ufku" denir. Dolayısıyla, karadelikler, içlerine giren her şeyi, hatta ışığı bile, içlerine doğru çeken çok güçlü kütleçekimine sahiptirler.
Karadeliklerin fotonları çekme konusu genel görelilik teorisinin temel prensiplerinden biriyle açıklanabilir. Fotonların kütlesi olmamasına rağmen karadeliklerin güçlü kütleçekim alanları uzay-zamanı o kadar büyük bir derecede büküyor ki fotonlar dahil olmak üzere ışığın yolu değişiyor ve bu da onların karadelik tarafından çekilmesine neden oluyor.
Einstein'ın genel görelilik teorisine göre büyük kütleli bir cisim çevresindeki uzay-zamanı büküyor. Işık uzay-zamanda her zaman en kısa yolu izler bu da genellikle düz bir çizgi olarak düşünülür. Ancak eğer uzay-zaman bükülmüşse ışığın izleyebileceği en kısa yol da bükülür. Karadeliklerin etrafındaki uzay-zaman o kadar şiddetle bükülür ki olay ufkuna yakın bir noktada ışık bile karadelikten kaçamaz ve içine çekilir.
Bu durum ışığın doğrudan karadelik tarafından çekilmediği ancak karadelik çevresinde bükülen uzay-zamanın ışığın yörüngesini değiştirdiği anlamına gelir. Bu, ışığın karadelik tarafından etkilendiği gibi görünmesine neden olur ancak aslında ışık bükülmüş uzay-zamanda doğal yolunu izliyor.
Bu model genel görelilik teorisinin karmaşık matematiksel denklemleriyle tanımlanır ve bu denklemler karadeliklerin etrafındaki uzay-zamanın geometrisini belirler. Bu nedenle fotonların kütlesiz olmalarına rağmen karadeliklerin güçlü kütleçekim etkisi altında kalabildikleri ve olay ufkunun ötesine geçemeyecekleri şekilde yollarının değiştirilebildiği anlaşıılır.[3]
Bu ve buna benzer pek çok soru bu platformda soruldu ve görünen o ki sorulmaya devam edecek. Eski cevapların kapsamını genişleterek cevap vereceğim için tekrar cevap vermekte bir sakınca görmüyorum.
Öncelikle kütle kavramını iyi anlamamız lazım, isterseniz Newton'un ikinci yasasına göre tanımına bakalım. Kütle; cismin herhangi bir kuvvet tarafından ivmelenmeye karşı gösterdiği dirençtir. Bu tanımı şu şekilde değerlendirebiliriz; uzayda herhangi bir noktada durağan halde öylece durduğunuzu düşünün, size bir birim ivme kazandırmak için belirli bir kuvvet ile itmem gerekir, sizin ivme kazanacağınız bu itme kuvveti kütleniz ile eşdeğer oluyor. Dikkat ederseniz uzayda öylece durduğunuzu varsaydık, yani bir durağanlıktan bahsettik, bu değer aslında sizin durağan kütlenizdir. Peki, belirli bir yönde belirli bir ivmeniz olsaydı gene aynı kuvvet ile ivmenize bir birim daha katacak şekilde ivme kazandırabilir miydim? Cevabımız hayır! Artık daha güçlü bir kuvvete ihtiyacımız olurdu, işte bu durum için "cisimlerin hareketinin niceliğine yani momentumuna bağlı göreli kütlesi vardır" diyoruz. Fotonlara gelecek olursak; Evet, durağan kütleleri gerçekten yok ancak, momentumlarına bağlı göreli kütleleri var.
İkinci iyi anlamamız gereken durum kütle çekim; aslında hiç bir cisim kütlesi ne olursa olsun başka bir cismi çektiği, ittiği falan yok. Bizler durumu açıklayabilmek için böyle kavramlar kullanıyoruz. Einstein'ın bize öğrettiği neydi? "Kütleler uzayı büküyor", yani işin içine eğri uzay giriyor. Fotonlar açısından duruma bakacak olursak; Diyelim ki bir foton karadeliğin neden olduğu eğri uzayın etkisi ile etrafında dönüyor olsun. Fotonun bir bilinci olsa ve "niye burada dönüp duruyorsun" diye soracak olsak, fotonun cevabı şu olurdu "benim dönüp durduğum falan yok, doğama uygun bir şekilde, yani elektromanyetik dalga hareketine uygun olarak dosdoğru yoluma gidiyorum" derdi. Gerçekten de foton eğri uzay geometrisi açısından bakıldığında düzgün bir şekilde yoluna gitmektedir. Görseli anlamaya çalışın.
/qna/9c090da0-c616-425e-9efa-d0d15e6cc311.jpeg)
Görselde gördüğünüz gibi yıldızdan gelen foton başka büyük kütleli bir cismin yanından geçerken sanki yolunu değiştirmiş gibi görünüyor ve buna neden olan şey uzayın eğri geometrisidir, oysa foton açısından hala kesik çizgiler ile belirtilen rotada düzgünce yoluna gitmektedir.
Karadeliğin neden olduğu ve uzayın maksimum büküldüğü olay ufkunun içinde karadeliğe yolculuk eden fotona ne oluyor bilmiyoruz, uzay-zaman ikiliğinin anlamını yitirdiği tanımsız bir tekillik durumu söz konusu. Ancak, kesin olarak emin olduğumuz bir şey var; foton asla bu karadelikten kaçamayacak. Kısaca kaçış hızından bahsedecek olursak; kütlelerin neden olduğu eğri uzayın etkisinden kurtulabilmek için belirli bir hızın üstüne çıkmanız gerekir, örneğin bu Dünya için 11,2 km/sn dir. Bir cismi bu hızda yukarı fırlatırsanız, cisim eğri uzayın etkisinden kurtulur ve uzaya savrulur. Karadeliklerin kurtulma hızı kesinlikle 300.000 km/sn den büyüktür. Işığın hızı bu değerin biraz altında olduğu için düştüğü karadelikten asla kaçamayacaktır.[1][2][3][4]