Videolara dön

Canlılar Hayatta Kalmaları ve Üremeleri Gerektiğini NEREDEN Biliyor?

2 Mn görüntülenme23.12.2021

Videonun ötesi

Derinlemesine

Özet

Video, canlıların esas iki biyolojik amacının (hayatta kalma ve üreme) evrimsel kökenlerini, canlı-cansız ayrımını, abiyogenez fikrini ve bu özelliklerin biyolojik, sosyal ve sinirsel katmanlardaki yansımalarını tartışıyor. Ayrıca basit sinir sistemleri (Caenorhabditis elegans örneği) üzerinden hayatta kalma kararlarının nörolojik temellerine ve bunun özgür irade tartışmasına etkilerine değiniyor.

Terimler

  • hayatta kalma

    Biyolojik bir organizma olarak sizin için otomatik olarak belirlenmiş amaçlardan biri; metinde bununla ilgili olarak 'hayatta kalma ve üremenin mümkün kıldığı "kendi varlığını sürdürme" gayesini yerine getirmeniz gerekiyor' ifadesi kullanılıyor — yani 'hayatta kalma', canlıların kendi varlıklarını sürdürme çabasını, yaşamlarını devam ettirmeyi ifade eder.

  • üreme

    Biyolojik bir amaç; metinde 'kendi kopyalarını üretebilme' ile doğrudan ilişkilendiriliyor. Özetle, 'üreme' canlıların kendilerinin benzeri yeni bireyler (kendi kopyaları) üretme kapasitesidir; canlı tanımında geçen 'kendi kopyalarını üretebilen' özellik üremeyi ifade eder.

  • canlı

    Özetle, 'canlı' dediğimiz şey, kendi varlıklarını koruyabilen ve kendi kopyalarını üretebilen cisimlere verdiğimiz bir isim. Bunu yapabilen şeylere 'tanım gereği' canlı diyoruz.

  • cansız

    'Cansız' dediklerimiz ise, pasif bir şekilde var olmaya devam eden, kendini çevresel süreçlerin merhametine bırakmış nesneler.

  • güdü / içgüdü (etolojik anlamıyla)

    Metinde belirtildiği gibi 'hayatta kalma "güdüsü" veya üreme "güdüsü" lafı yanıltıcı bir laf. En azından etolojik anlamıyla yani hayvanbilimsel anlamıyla güdü veya içgüdü sözcüğü, sinir sistemi olan hayvanlar için anlamlı bir sözcük. Halbuki bu sadece hayvanlarla ilgili bir şey değil, canlı olan her şeyle ilgili.' Yani etolojide 'güdü/içgüdü' sinir sistemi olan hayvanlara atfedilir; ancak hayatta kalma ve üreme olguları tüm canlılara ilişkin daha genel biyolojik özelliklerdir.

  • soy hattı

    Sizden başlayarak soy hattınızı geriye doğru takip edersek, 4 milyar yıl önce kimyasal bir çorba içinde evrimleşen ilk canlıya kadar eksiksiz bir 'hayatta kalanlar ve üreyenler' zinciri kurabiliriz. (Metin boyunca soy hattı, bir bireyin atalara ve onlardan gelen nesillere dek uzanan, kesintisiz olarak hayatta kalan ve üreyenler zinciri olarak anlatılıyor.)

  • abiyogenez

    Canlılığın başlangıcı, yani abiyogenez olayı. Modern biyokimya bilgilerimiz ışığında canlılığın kökeniyle ilgili en iyi tahminimiz, daha önceden de birkaç videoda anlattığım gibi 'canlı' dediğimiz yapıların, 'cansız' diye tabir edeceğimiz moleküllerin kimyasal evrimiyle ortaya çıktığı yönünde.

  • koaservatlar

    Hatta 'ilk canlılar' olarak tabir ettiğimiz koaservatlara bakarsanız, bunlar aslında kendilerini kopyalayan kimyasal moleküllerden pek de fazlası değillerdi. Onlara 'canlı' bile demezdiniz, daha ziyade kimyasal gradyanları takip eden, bünyelerine civardaki molekülleri alarak daha karmaşık yapılara dönüşen, hareketli yağ bezeleri gibi mikroskobik yapılardı. Ama onların başta basit bölünme yoluyla kendi kopyalarını üretebilmesi, bu süreçte biraz farklılaşması, o farklı kopyalardan içinde bulunulan ortama en uygun olanlarının daha çok kopya verebilmesiyle başlayan evrim süreci, o soy hattından bugüne dek gelerek, bugün aşina olduğumuz daha karmaşık yapılı canlıların evrimini sağladı.

  • kimyasal evrim

    Metinde 'canlı' dediğimiz yapıların, 'cansız' diye tabir edeceğimiz moleküllerin kimyasal evrimiyle ortaya çıktığı yönünde ifadesiyle geçen kavram; yani cansız moleküllerin kimyasal süreçler ve değişimler sonucunda daha karmaşık, kendini sürdürebilen yapılara dönüşmesi sürecidir.

  • jeokimyasal süreçler

    Mesela bir kayayı oluşturan jeokimyasal süreçler buna bir örnek. Mesela bir kayanın Dünya'nın çekirdeğindeki sıcaklıktan kaynaklı magmadan yüzeye ulaşması sonucu doğup, görkemli bir kütleye ulaştığı ve sonra tekrar parçalanarak magmaya döndüğü süreci bütün basamaklarıyla biliyoruz. (Metin bu süreçleri, canlılıktan farklı olarak daha pasif, çevresel jeokimyasal döngüler olarak sunar.)

  • fizikobiyokimyasal süreçler

    Canlı biyolojisini mümkün kılan fizikobiyokimyasal süreçler, metinde canlı formunu ortaya çıkaran ve sürdüren fiziksel, biyolojik ve kimyasal etkileşimlerin bütünü olarak örnekleniyor; bu süreçler canlıların özelliklerini (örneğin metabolizma, kendini kopyalama yeteneği) sağlar.

  • kanser

    Çok hücreli organizmalarda organizma olmanın getirdiği biyokimyasal süreçler bozulduğunda, bu hücrelerin bir kısmı kendi kontrolsüz çoğalma patikalarına giriyorlar ve buna kanser diyoruz. Halbuki kanser, bir dizi hücrenin vücuttan bağımsızlığını ilan etmesinden, kendi varlıklarını sürdürme çabasından fazlası değil.

  • Gaia Hipotezi

    Gaia Hipotezi, Dünya'nın canlı bir organizma olduğunu savunuyor. (Metinde Dünya'yı bütün olarak ele alıp uzun zaman dilimlerindeki değişen şartlara verdiği yanıtlar açısından bir hücreye benzetmenin örneği olarak anılıyor.)

  • Caenorhabditis elegans

    Caenorhabditis elegans türü solucanlar, sadece 302 nörona sahipler. Kıyas olması bakımından bizim sadece beynimizde 86 MİLYAR civarında nöron, bir o kadar da gliya hücresi var. Ama bu 302 nöron, o basit yapıyı incelememizi çok kolaylaştırıyor. Ve ona bakarak, insan beyni hakkında da fikirler elde edebiliyoruz.

  • nöron (ve ateşlenme/firing)

    Metinde bir nöron örneğiyle anlatıldığı üzere, NSM isimli tek bir nöronun ateşlenmesinin bir solucanın besin aramayı veya olduğu yerde durmayı tercih etmesinin yönünü belirlediği bulundu: ateşlenirse 'yemek ara', ateşlenmezse 'olduğun yerde dur'. Ayrıca 'sadece bu nöronların ateşlenmesine bakarak, solucanın ne yapacağını, daha o solucan o hareketi yapmadan önce %95 ihtimalle tespit edebilmeye başladılar' ifadeleri nöron ateşlenmesinin (firing) davranışları öngören işlevini gösterir.

Doğru Bilinen Yanlışlar

  • İlk canlılar hayatta kalmaları ve üremeleri gerektiğini 'biliyordu' veya bilinçli olarak hareket ediyordu.

    İlk canlıların ne bildiği söz konusu değildi; hayatta kalan ve kopya üreten yapılar seleksiyon yoluyla çoğaldı, bu da bugünkü canlılık özelliklerini yarattı.

  • 'Güdü' veya 'içgüdü' terimi tüm canlılar için doğrudan uygun bir açıklamadır.

    'İçgüdü' terimi etolojik olarak sinir sistemi olan hayvanlara daha uygundur; fakat hayatta kalma/üreme eğilimleri sinir sistemine sahip olmayan ilk yaşam formlarında da işlemiştir.

  • Canlıların hayatta kalma ve üreme hedefleri bilinçli, isteyerek gerçekleştirilen amaçlardır.

    Bu amaçlar genellikle bilinçli olmayan, sistemlerin fizikobiyokimyasal özelliklerinden ve doğal seçilimden kaynaklanan sonuçlardır; 'bilerek' yapılmazlar.

  • Kayalar gibi cansız nesnelerin de bizim gibi soy hatları ve replikasyon süreçleri vardır.

    Kayalar kendi kopyalarını üretemez; parçalanmaları orijinal kayanın kopyalarına dönüşmez, dolayısıyla canlıların sahip olduğu soy hatlarıyla aynı şey değildir.

  • Yaşamın kökenu ani ve gizemli bir şekilde 'bilinçli' canlıların ortaya çıkmasıdır.

    Modern görüşe göre yaşam, cansız moleküllerin kimyasal evrimi ve basit kendini kopyalayan yapıların kademeli gelişimiyle ortaya çıkmıştır (abiyogenez).

  • Canlı-cansız ayrımı her zaman net ve kesindir.

    Canlı-cansız sınırı bazen muğlaktır; bazı süreçler ve sistemler (ör. gezegen ölçeği, koaservatlar) bu ikisi arasındaki ayrımı belirsizleştirir.

  • Kanser tamamen organizmaya yabancı ve açıklanamaz bir olgudur.

    Kanser, hücrelerin kendi varlıklarını sürdürme ve çoğalma dürtüsünün organizma düzeyindeki kontrollü etkileşimden ayrılması olarak görülebilir; bir tür hücresel 'varoluş çabası' ifadesidir.

  • Modern dünyada dışsal tehditler bizi kolayca yok edebilir; bu yüzden hep ölümcül seviyede korunma gerekli.

    Modern çağda pek çok dışsal unsurun bizi tamamen ortadan kaldırma kapasitesi sınırlıdır; buna rağmen evrimsel geçmişten gelen varoluşsal endişeler aşırı reaksiyonlara yol açabilir.

  • İnsanlar yalnızca hayatta kalma ve üremeye indirgenebilecek varlıklardır.

    Biyolojik açıdan hayatta kalma ve üreme temel işlevler olsa da insanlar kültürel, etik ve estetik amaçlar seçebilen karmaşık varlıklardır; bu yönler biyolojik amaçların ötesine geçer.

  • Nöron aktivitesi kararın ancak ardından ortaya çıkar ve dolayısıyla kararlar tamamen bilinçlidir.

    Bazı deneyler nöral aktivitenin belli kararları bilinç farkındalığından önce öngörebildiğini gösteriyor; bu durum karar süreçlerinin bilince indirgenemeyeceğini işaret ediyor.

Sorular

  • Canlılar hayatta kalmaları ve üremeleri gerektiğini nereden biliyor?

    İlk canlılar bunu 'bilmiyordu'; hayatta kalıp kopya üreten yapıların seleksiyonla çoğalması sonucu bugün canlılık olarak adlandırdığımız özellikler ortaya çıktı ve sürdü.

  • Neden hayatta kalma ve üreme biyolojik açıdan bu kadar önemli?

    Çünkü bu iki işlev türlerin ve soy hatlarının devamını sağlar; bunlar başarısız olursa o soy hattı ya da tür sona erer.

  • Eğer ben üremeyi tercih etmezsem tür etkilenir mi?

    Tek tek bireylerin ürememesi sınırlı düzeyde türü tehdit etmez, ama eğer çok sayıda birey veya çoğunluk bu tercihi yaparsa türün devamı tehlikeye girer.

  • İçgüdü veya güdü terimi her canlı için uygun mu?

    Hayır; 'içgüdü' etoloji bağlamında sinir sistemi olan hayvanlara daha uygundur, ancak hayatta kalma ve üreme eğilimleri sinir sistemi olmayan canlılarda da işlemektedir.

  • Canlı ile cansız arasındaki fark kesin mi?

    Kesin sınırlar yok; canlı-cansız ayrımı insan yapısı kategorilendirmedir ve bazı durumlarda (ör. hayatın kökeni, gezegen düzeyindeki süreçler) muğlaklaşır.

  • İlk canlılar nasıl çoğalıyordu?

    Muhtemelen basit kimyasal kopyalanma ve bölünme süreçleriyle; koaservat benzeri yapılar çevreden molekül alarak ve basit bölünmeyle kopya üretebiliyordu.

  • Kanser neden oluşuyor ve neyle ilişkili?

    Kanser, bazı hücre grubunun organizmadan bağımsız olarak kendi varlığını sürdürme ve kontrolsüz çoğalma yönünde davranmasının bir sonucu olarak görülebilir.

  • Sosyal çatışmaların kökeni nedir?

    Çoğu çatışma, diğer grubu kendi varoluşumuza tehdit olarak algılamaktan kaynaklanan koruma eğilimlerinden beslenir; bu algı evrimsel arka plandan etkilenir.

  • Nöronal aktivite davranışları önceden tahmin edebilir mi?

    Evet; örneğin C. elegans'ta birkaç nöronun ateşlenme paternine bakarak davranış %95 olasılıkla hareketten önce tahmin edilebiliyor, insan çalışmalarında da benzer önceden tahmin bulguları var.

  • Bu bulgular özgür irade hakkında ne söylüyor?

    Videoda tartışma başlatılıyor ancak kesin bir sonuca varılmıyor; nöral önceden belirlenebilirlik özgür irade tartışmasına katkı sağlar ama tek başına cevaplamaz.

Ön Bilgiler

  • Evrimsel biyoloji ve doğal seçilim temel bilgisi
  • Hücre ve organizma temel biyolojisi
  • Basit biyokimya/kimya bilgisi (moleküller, replikasyon kavramı)
  • Nörobilim/temel sinir sistemi kavramları (nöron, beyin aktivitesi)
  • Temel sosyoloji/felsefe kavramlarına aşinalık (özgür irade tartışması için faydalı)

Tarihsel Bağlam

  • Abiyogenez - canlılığın kökeni; cansız moleküllerin kimyasal evrimiyle ilk canlıların ortaya çıkışı (yaklaşık 4 milyar yıl önce)
  • Evrimsel süreç - koaservatlar ve kendini kopyalayabilen kimyasal yapıların çeşitlenip karmaşık canlılara dönüşmesi
  • Gaia Hipotezi - Dünya'nın canlı bir organizma olduğu önerisi (Gaia Hipotezi'nin ortaya atılması, 1970)
  • Yılanların evriminde kol ve bacakların kaybı (evrimsel örnek)
  • Meksika tetralarında göz kaybı (evrimsel örnek)
  • Caenorhabditis elegans çalışması - NSM nöronunun besin arama davranışını belirlediğinin bulunması ve bu nöronlara dayanarak davranışın yapay zekâ ile %95 doğrulukla öngörülebilmesi
  • İnsanlarda beyin aktivitesinin bilinç farkındalığından önce kararları öngörebildiğini gösteren çalışmalar
  • Kanser olgusu - bazı hücrelerin organizmadan bağımsız olarak kendi varlıklarını sürdürme (kontrolsüz çoğalma) eğilimi
  • Günümüzde küresel ölüm hızı örneği - her saniye ortalama 2 kişinin ölmesi (çağdaş istatistiksel gözlem)
  • Yaklaşık 4 milyar yıl önce - Dünya'da ilk canlıların ortaya çıkışı
  • Milyonlarca yıl - uzun evrimsel zaman dilimleri
  • Homo sapiens (anatomik olarak modern insan) - modern insan soy hattı

Söz takipçisi

Bu Videodaki Sözler

Bu videoda verilenler

Gaia Hipotezi — Dünya'nın canlı bir organizma olduğunu savunan görüşün ayrı bir videoda ele alınması

Örneğin Gaia Hipotezi, Dünya'nın canlı bir organizma olduğunu savunuyor. Ama bu da bir başka videonun konusu. Canlılıkla cansızlık arasındaki farkın muğlaklaştığı bir diğer nokta da, canlılığın başlangıcı, yani abiyogenez olayı.

canlılık tanımlarıyla ilgili video

"Cansız" dediklerimiz ise, pasif bir şekilde var olmaya devam eden, kendini çevresel süreçlerin merhametine bırakmış nesneler. Yakında "canlılık tanımlarıyla" ilgili bir video yapacağım, eğer bu konular ilginizi çekiyorsa şimdi bildirimleri açmayı unutmayın. Ama buraya kadar anlattıklarım, canlılığın evrimiyle ilgili de çok temel bir soruya cevap veriyor: Bazen insanlar, ilk canlıların hayatta kalmaları veya üremeleri gerektiğini nereden bildiğini sorabiliyorlar.

ilerleyen videolarda canlı ile cansız arasındaki farkın ele alınması/gösterilmesi

Ama Evren'deki nesnelerin ezici çoğunluğu, bir kaya gibi daha pasif bir varlığa sahip oldukları için, onlara "cansız" diyoruz. Ama ilerleyen videolarda göreceğimiz üzere, şu anda bile bazen canlı ile cansız arasındaki fark çok muğlaklaşabiliyor: Mesela Dünya gezegeni, bir bütün olarak canlı mı, cansız mı?

İnsanların sadece hayatta kalma ve üreme makineleri olup olmadığı sorusunu ve bu deneylerin anlattıklarıyla ilgili soruları ilerleyen videolarda teker teker ele almak

Yoksa dahası var mı? Bunlara ilerleyen videolarda teker teker gireceğiz. O zamana dek, fikirlerinizi bizlerle yorumlarda paylaşmayı unutmayın.