- hayatta kalma
Biyolojik bir organizma olarak sizin için otomatik olarak belirlenmiş amaçlardan biri; metinde bununla ilgili olarak 'hayatta kalma ve üremenin mümkün kıldığı "kendi varlığını sürdürme" gayesini yerine getirmeniz gerekiyor' ifadesi kullanılıyor — yani 'hayatta kalma', canlıların kendi varlıklarını sürdürme çabasını, yaşamlarını devam ettirmeyi ifade eder.
- üreme
Biyolojik bir amaç; metinde 'kendi kopyalarını üretebilme' ile doğrudan ilişkilendiriliyor. Özetle, 'üreme' canlıların kendilerinin benzeri yeni bireyler (kendi kopyaları) üretme kapasitesidir; canlı tanımında geçen 'kendi kopyalarını üretebilen' özellik üremeyi ifade eder.
- canlı
Özetle, 'canlı' dediğimiz şey, kendi varlıklarını koruyabilen ve kendi kopyalarını üretebilen cisimlere verdiğimiz bir isim. Bunu yapabilen şeylere 'tanım gereği' canlı diyoruz.
- cansız
'Cansız' dediklerimiz ise, pasif bir şekilde var olmaya devam eden, kendini çevresel süreçlerin merhametine bırakmış nesneler.
- güdü / içgüdü (etolojik anlamıyla)
Metinde belirtildiği gibi 'hayatta kalma "güdüsü" veya üreme "güdüsü" lafı yanıltıcı bir laf. En azından etolojik anlamıyla yani hayvanbilimsel anlamıyla güdü veya içgüdü sözcüğü, sinir sistemi olan hayvanlar için anlamlı bir sözcük. Halbuki bu sadece hayvanlarla ilgili bir şey değil, canlı olan her şeyle ilgili.' Yani etolojide 'güdü/içgüdü' sinir sistemi olan hayvanlara atfedilir; ancak hayatta kalma ve üreme olguları tüm canlılara ilişkin daha genel biyolojik özelliklerdir.
- soy hattı
Sizden başlayarak soy hattınızı geriye doğru takip edersek, 4 milyar yıl önce kimyasal bir çorba içinde evrimleşen ilk canlıya kadar eksiksiz bir 'hayatta kalanlar ve üreyenler' zinciri kurabiliriz. (Metin boyunca soy hattı, bir bireyin atalara ve onlardan gelen nesillere dek uzanan, kesintisiz olarak hayatta kalan ve üreyenler zinciri olarak anlatılıyor.)
- abiyogenez
Canlılığın başlangıcı, yani abiyogenez olayı. Modern biyokimya bilgilerimiz ışığında canlılığın kökeniyle ilgili en iyi tahminimiz, daha önceden de birkaç videoda anlattığım gibi 'canlı' dediğimiz yapıların, 'cansız' diye tabir edeceğimiz moleküllerin kimyasal evrimiyle ortaya çıktığı yönünde.
- koaservatlar
Hatta 'ilk canlılar' olarak tabir ettiğimiz koaservatlara bakarsanız, bunlar aslında kendilerini kopyalayan kimyasal moleküllerden pek de fazlası değillerdi. Onlara 'canlı' bile demezdiniz, daha ziyade kimyasal gradyanları takip eden, bünyelerine civardaki molekülleri alarak daha karmaşık yapılara dönüşen, hareketli yağ bezeleri gibi mikroskobik yapılardı. Ama onların başta basit bölünme yoluyla kendi kopyalarını üretebilmesi, bu süreçte biraz farklılaşması, o farklı kopyalardan içinde bulunulan ortama en uygun olanlarının daha çok kopya verebilmesiyle başlayan evrim süreci, o soy hattından bugüne dek gelerek, bugün aşina olduğumuz daha karmaşık yapılı canlıların evrimini sağladı.
- kimyasal evrim
Metinde 'canlı' dediğimiz yapıların, 'cansız' diye tabir edeceğimiz moleküllerin kimyasal evrimiyle ortaya çıktığı yönünde ifadesiyle geçen kavram; yani cansız moleküllerin kimyasal süreçler ve değişimler sonucunda daha karmaşık, kendini sürdürebilen yapılara dönüşmesi sürecidir.
- jeokimyasal süreçler
Mesela bir kayayı oluşturan jeokimyasal süreçler buna bir örnek. Mesela bir kayanın Dünya'nın çekirdeğindeki sıcaklıktan kaynaklı magmadan yüzeye ulaşması sonucu doğup, görkemli bir kütleye ulaştığı ve sonra tekrar parçalanarak magmaya döndüğü süreci bütün basamaklarıyla biliyoruz. (Metin bu süreçleri, canlılıktan farklı olarak daha pasif, çevresel jeokimyasal döngüler olarak sunar.)
- fizikobiyokimyasal süreçler
Canlı biyolojisini mümkün kılan fizikobiyokimyasal süreçler, metinde canlı formunu ortaya çıkaran ve sürdüren fiziksel, biyolojik ve kimyasal etkileşimlerin bütünü olarak örnekleniyor; bu süreçler canlıların özelliklerini (örneğin metabolizma, kendini kopyalama yeteneği) sağlar.
- kanser
Çok hücreli organizmalarda organizma olmanın getirdiği biyokimyasal süreçler bozulduğunda, bu hücrelerin bir kısmı kendi kontrolsüz çoğalma patikalarına giriyorlar ve buna kanser diyoruz. Halbuki kanser, bir dizi hücrenin vücuttan bağımsızlığını ilan etmesinden, kendi varlıklarını sürdürme çabasından fazlası değil.
- Gaia Hipotezi
Gaia Hipotezi, Dünya'nın canlı bir organizma olduğunu savunuyor. (Metinde Dünya'yı bütün olarak ele alıp uzun zaman dilimlerindeki değişen şartlara verdiği yanıtlar açısından bir hücreye benzetmenin örneği olarak anılıyor.)
- Caenorhabditis elegans
Caenorhabditis elegans türü solucanlar, sadece 302 nörona sahipler. Kıyas olması bakımından bizim sadece beynimizde 86 MİLYAR civarında nöron, bir o kadar da gliya hücresi var. Ama bu 302 nöron, o basit yapıyı incelememizi çok kolaylaştırıyor. Ve ona bakarak, insan beyni hakkında da fikirler elde edebiliyoruz.
- nöron (ve ateşlenme/firing)
Metinde bir nöron örneğiyle anlatıldığı üzere, NSM isimli tek bir nöronun ateşlenmesinin bir solucanın besin aramayı veya olduğu yerde durmayı tercih etmesinin yönünü belirlediği bulundu: ateşlenirse 'yemek ara', ateşlenmezse 'olduğun yerde dur'. Ayrıca 'sadece bu nöronların ateşlenmesine bakarak, solucanın ne yapacağını, daha o solucan o hareketi yapmadan önce %95 ihtimalle tespit edebilmeye başladılar' ifadeleri nöron ateşlenmesinin (firing) davranışları öngören işlevini gösterir.