Merhaba!
İnsanlığın ilk matematiğe ihtiyaç duyması ve matematiğin başlangıcı ilk olarak; Mısır ve İnka medeniyetinde ortaya çıkmıştır.
Mısırlılar ilk olarak durmadan taşan Nil Nehri nedeni ile zorunlu olarak geometri ile analitik hesaplamalara ihtiyaç duymuşlardır. Mısır da ilerleyen sürelerde Mimarlar daha doğrusu geometri ve analitik hesaplamacıları mısırda çok üst düzeyde bir insan olarak görülmüş ve halk üçgeninin neredeyse en üstünde yer almaya başlamışlardır. Bu durum geometri ve analitiğe karşı insanların yönelmesine yol açmıştır. Kısacası Geometri ve Analitiğin Mısırda başlaması başta zorunlu ihtiyaçken sonrasında daha çok hobi haline getirilmiş ve mesleğe dökülerek mimarlık mesleği ortaya çıkmıştır ve bu durumda dini etkenlerde olmuştur.
Antik Mısırda Nil Nehri Mısırlılar için önemli bir yer tutmaktaydı çünkü besinleri veren bereket getiren Nil nehri idi bu neden ile bereketi veren nil Mısırlılar arasında kutsal olarak kabul görmüştü. Mısırlıların ilk takvimi Nil Nehrinin matematiksel hesaplamalarıyla yapılmıştırdır bu takvimde ekim ve biçim diye zamanlar vardır ki toprağın ne zaman ekileceğini ve ne zaman biçileceğini söyler.
İnka medeniyetinde ticaretin başlaması borç gibi kavramların ortaya çıkması nedeni ile ilk matematiksel hesaplamaların zorunlu olarak çıktığı yerdir. İnkalar o dönemde Güney’de var olan en büyük, en gelişmiş uygarlıktı.
Halk Quechuanca konuşuyordu ama bunu yazıya dökmemişlerdi. Ancak yine de birbirileri ile etkili bir biçimde iletişim kurabiliyorlar, haberi bir yerden başka bir yere alternatif biçimde iletebiliyorlardı. Bunun için ellerindeki araçları Khipu düğümleri idi. İnka medeniyeti yazı yerine, işlemler, vergi yükümlülükleri, nüfus sayımı kayıtları, tarihler ve muhtemelen çok daha fazlası gibi bilgilerin kaydını tutmak için bu iplik ve düğüm sistemi ustaca kullanmışlardı.
Bu iplerde düğümlerin ipteki konumu, düğümlerin bağlanma şekli, düğüm içindeki dönüş sayısı, iplerin rengi vb. farklı değerler ve anlamlar taşır. Örneğin, düğüm içindeki dönüş sayısı birden dokuza kadar bir sayıyı belirtir. Ayrıca sekiz rakamına benzeyecek şekilde bağlanan bir düğüm, sabit bir değeri belirtir.
Sicimlerde 1 rakamını temsil eden düğümler en altta yer alır. Daha sonra bir tür ondalık sistemle, 10’ların, 100’lerin ve 1000’lerin düğümleri düzenli aralıklar ile üste doğru atılır. Bir ipin üzerinde düğüm yoksa o ip sıfır anlamını taşır.
Khipu’yu okumak için, her bir ipteki sayıları saymanız yeterlidir. Örneğin, ipte bitişik üç tek düğüm ve ardından dört turlu uzun bir düğüm varsa, bu ipin değeri 34’tür. Eğer ipte bitişik iki tek düğüm ve ardından bitişik beş tek düğüm ve ardından sekiz biçimli düğüm varsa, bu ipin değeri 251’dir. Bir başka örnek, eğer ipte bir tek düğüm ve ardından yan yana üç tek düğüm ve ardından yan yana iki tek düğüm ve ardından bir sekiz rakamı düğümü varsa, bu khipu ipinin değeri 1.321’dir.[1]
[1]Matematik kavramının kısa tanımı: Sayıları ve şekilleri mantık kuralları ile inceleyen soyut bir bilimdir. Tanımın içeriğine sayı ve sayı ilişkileri, şekiller, desenler, azlık-çokluk gibi kavramları da eklersek, matematiksel bilişin canlıların hayatta kalabilme yeteneklerinin bir parçası olduğunu tahmin edebiliriz.
İnsanı bir kenara bırakıp konuyu hayvan bilişi olarak ele alalım. Bu güne kadar pek çok memeli, kuş ve hatta balıklar üzerinde bilişsel deneylerin yapıldığını biliyoruz. Yapılan deneylerin sonuçlarına göre canlılar, az-çok, kısa-uzun, geniş-dar v.b. kavramların farkındadırlar. Sürü halinde yaşayan balıklar, savunmalarının bir parçası olarak hep daha kalabalık sürüye doğru kaçmaktadır. Kutunun içinde hapsolmuş bir yiyeceği alabilmek için kargalar daha ilk bakışta uzun olan çubuğu seçebilmekte ve çubuk yardımıyla yiyeceği kendine çekebilmektedir. Zeka seviyesinin yüksek olduğunu düşündüğümüz köpek, primat gibi canlılar üzerinde yapılan deneylerde; içi görünmeyen bir kutuya tek tek atılan sevdikleri yiyecek parçalarını sayabildikleri anlaşılmıştır. Bir kutuya 3, diğerine 5 adet parçayı attığınızda, genelde fazla olan tercih edilmiştir. Testin başarı oranı, bir kutuya 8, diğerine 9 adet atıldığında düşmektedir. Bir görüşe göre de; bu canlıların süreyi de hesapladıkları düşünülmüştür. Daha uzun süre yiyecek atılan kutuda, daha fazlası vardır. Yani yiyecek miktarı ve sürenin değeri arasında bir ilişki kurulabilmektedir. Yukarıda yapılan tanıma bakarsak, canlılar soyut olarak ve bir mantık çerçevesinde iki farklı değer arasında ilişki kuruyor gibi görünüyor.
Türümüzün, hayvan bilişinin ötesinde, matematiği daha sofistike kullandığının ilk deliline, Nil Nehrinin kaynak sularının bulunduğu bölgede ortaya çıkarılan Ishango kemiğinde görüyoruz.
/qna/0317dfa6-19c3-42f8-b229-d14279ee95b0.jpeg)
Bu buluntu günümüzden 20.000 yıl öncesine tarihlenmektedir. Yani o dönem henüz avcı-toplayıcı yaşam biçimine sahibiz. Gerçi Lebombo kemiği gibi, 40.000 yıl, hatta 80.000 yıl öncesine tarihlenmiş çentikli kemikler de mevcuttur. Ancak bu şekillerin matematiksel işlem için kullanıldığı net bir şekilde anlaşılamamıştır. Neyse, resmimizde görünen çentiklere dönersek; bu kemikler üzerinde bir çetere tutulduğu veya basit bir ay takvimi olarak kullanıldığı hala tartışmalıdır. Ancak anlaşılan o ki; farklı değerler, biçemler üzerinden soyut bir ilişki kurulmuş, yani sofistike matematik yapılmıştır.
Sonuç olarak; canlılar hayatta kalabilmek için matematiksel bilişe ihtiyaç duymuştur ve bu geniş çerçeveden değerlendirildiğinde türümüzden çok önceleri, hatta ilk omurgalıların ortaya çıktığı 500 milyon yıl öncesine kadar geriye götürebiliriz. Türümüzün ilk sofistike matematik ihtiyacı, zamanı ölçmek veya bir alış verişin çeteresini tutmak için gerekli olmuş olabilir.