İçerikler - Sayfa 767

Evrim Ağacı Logo
Evrim Ağacı
Karanlığı bilimle fethet!
Filtrele
Creutzfeldt Jakob Hastalığı Nedir? Belirtileri ve Nedenleri Nelerdir?
MakaleCreutzfeldt Jakob Hastalığı Nedir? Belirtileri ve Nedenleri Nelerdir?

Creutzfeldt Jakob hastalığı, prion denilen hatalı katlanmış patojen proteinlerin beyin dokusunda birikmesi ile görülen dejeneratif bir sinir sistemi hastalığıdır. Bireyler arasında bu hastalığın bulaşıcılığıyla ilgili bir kanıt bulunmamaktadır fakat kornea nakli, elektrot implantlar, beyin sert zarı nakli, büyüme hormonu kullanımının sebebiyet verdiği bireyler arası iletim ile de bu hastalığa yakalanmak arasında bağlantı kurulmaktadır. Ayrıca, deli dana hastalığına sebep olan aynı prionların Creutzfeldt Jakob hastalığına sebep olduğı kanıtlanmıştır. Prionlar ile ilgili yazılarımıza buradan ve buradan ulaşabilirsiniz.

Creutzfeldt-Jacob hastalığı (CJD), bunama semptomlarının görüldüğü ve nihayetinde ne yazık ki ölüme yol açan dejeneratif bir beyin hastalığıdır. Bu durum ilk olarak 1920'de Hans Creutzfeldt tarafından, daha sonra 1921-1923 yılları arasında Alfons Jacob tarafından tanımlandı. Creutzfeldt-Jacob hastalığının semptomları, alzheimer gibi diğer bunama görülen beyin bozukluklarına benzerlik gösterse de bu hastalık genellikle çok daha hızlı ilerler.

53
Paylaş
Uzay Nedir? Düşündüğünüz Şey Değil!
MakaleUzay Nedir? Düşündüğünüz Şey Değil!

Bir grup fizikçi ve filozoftan "uzay"ı tanımlamalarını isteyin ve büyük olasılıkla size "Uzay-zamanın dokusu, yerin evrensel doğası tarafından birbirine dokunan kuantum entropi kavramlarının fiziksel bir tezahürüdür" gibi derin imalı ama anlamsız kelime kombinasyonları içeren uzun bir açıklamanın yer aldığı bir tartışmanın içinde takılıp kalırsınız. Bir daha düşününce, belki de filozoflar ve fizikçiler arasında derin konuşmalar başlatmaktan kaçınmalısınız!

Uzay, her şeyin altında yatan sonsuz bir boşluk mudur? Yoksa "şeyler" arasındaki boşluk mu? Ya boşluk bunların hiçbiri değilse de, su dolu bir küvet gibi etrafta sallanabilen fiziksel bir şeyse?

33
Paylaş
Işıktan Hızlı Yıldızlararası Yolculuk, Alcubierre Büküm (Warp) Sürüşü ile Mümkün Olabilir!
MakaleIşıktan Hızlı Yıldızlararası Yolculuk, Alcubierre Büküm (Warp) Sürüşü ile Mümkün Olabilir!

Bilimkurguda sıradan olan fikirlerin bilim gerçeğinde bir temeli olduğunu öğrenmek her zaman hoş bir şeydir. Kriyojenik dondurucular, lazer tabancaları, robotlar, yapay zeka... Büküm sürüşü olarak da bilinen "Warp sürüşünü" unutmayalım. Star Trek yapımlarından aşina olduğumuz bu kurgusal teknolojinin gerçek bilim dünyasında bir temeli olduğunu öğrenmek, şaşırtıcı ve heyecan vericidir. Gerçekte, warp sürüşü, Işıktan Daha Hızlı - IDH (Faster-Than-Light - FTL) yolculuk için önerilen teorik bir teknolojiyi ifade eder.

Einstein, ilk olarak 1905'de Özel Görelilik Teorisi'ni ileri sürdüğünden beri, bilim insanları göreli bir evrenin dayattığı kısıtlamalar altında çalışmalarını yürütüyorlar. Bu kısıtlamalardan biri, ışık hızının aşılmaz olmasıdır ve dolayısıyla ışıktan hızlı uzay yolculuğunun hiçbir zaman mümkün olmayacağı kabulüdür. Ancak 1994'de Miguel Alcubierre adlı Meksikalı bir fizikçi, uzay-zaman dokusunu, teoride, ışıktan hızlı yolculuğun gerçekleşmesine izin verecek şekilde bükmek için kendi ismiyle anılan bir yöntem ileri sürdü.

55
Paylaş
"Pandemi ve COVID-19": Katkı Sunduğumuz COVID-19 Kitabı Yayında!
Makale"Pandemi ve COVID-19": Katkı Sunduğumuz COVID-19 Kitabı Yayında!

COVID-19 salgını, bu salgının beraberinde getirdiği ekonomik ve sosyal yıkımın da tetiklemesiyle, insanların kendileriyle ve (her türlü) ilişkileriyle ilgili birçok soruyu ve sorunu yeniden düşünmelerine neden oldu. Öncelikle COVID-19 hastalığı ve bu hastalığın etkeni SARS-CoV-2 virüsü ile ilgili sorular önem kazandı. Gezegen ölçeğindeki bu salgınla savaşımda uluslararası örgütlerin ve Dünya Sağlık Örgütü’nün işlevi ve işlevlerini yerine getirme kapasiteleri tartışmaların merkezinde yer aldı. İnsanların, salgının atlatılması için umut olarak sunulan aşı ve ilaç konularına ilgileri artarken, endüstriyel tıbbın gerçekleriyle yüzleşmesi ilk kez böylesine yaygın bir somutluk kazandı. Hastalığın bir tehdit olarak önemi anlaşıldıkça soruların kapsamı ve bağlamı değişmeye başladı. Yaşama, canlılar âlemine ve insanların bu âlemdeki yerinden, virüsler ile canlılar âlemi arasındaki ilişkilere ve birlikte evrimleşmeye dek türsel varoluşun soruları da yanıtlanmak üzere gündemdeki yerini aldı.

COVID-19 salgınının toplumsal etkileri arttıkça bir yandan inançlar ve işlerlikleri, bir yandan da insanlığın toplumsal düzeni ve işleyiş biçimlerinin böylesi tehditlerle baş etmek için yeteri kadar güvenli olup olmadığı sorgulanır oldu. Dolayısıyla, insanların ruhsal durumları üzerindeki etkilerini kavrama girişimi, salgınla savaşmanın ayrılmaz parçası haline geldi. Toplumların yönetim biçimlerinin insan ve insani değerlere bakışı COVID-19 salgınıyla birlikte kimsenin yadsıyamayacağı bir biçimde aydınlandı; kapitalizm döngüsel krizlerini çoklukla yeni teknolojiler ve yeni sömürü alanları yaratarak aşıyor olsa da kapitalist düzende krizlerin aşılmasının asıl rotasının insan-dışılık olduğu bir kez daha açıkça ortaya çıktı. Neoliberal örüntüyle sarmalanmış dünya ekonomilerinin ve bu bağlamda Türkiye kapitalizminin salgın döneminde derinleşen emek düşmanlığı ve örtülü/açık gericilikle işbirliği daha da görünür hale geldi. Bir yandan bilimsel araştırmalarla salgını baskılama ya da yayılmasını önleme arayışları sürerken, bir yandan da salgının ortaya çıkmasıyla katmerlenen ekonomik krizden siyasi ve ekonomik çıkış yolları için çözüm önerileri üretilmeye çalışılıyor.

16
Paylaş
Gündönümü Nedir?
MakaleGündönümü Nedir?

Dünya dönerken yarısı Güneş’i görebilir, diğer yarısıysa gölgede kalır.[1] 23.5 derecelik eksen eğikliği sebebiyle bir yarımküre diğerinden daha fazla ışık alır; böylece o yarımkürede günler daha uzun yaşanır. Güneş, yılda iki defa dönencelere dik açıyla geldiğinde, bir yarımkürede en uzun gündüz yaşanırken diğer yarımkürede en uzun gece yaşanır ve bu olay, "gündönümü" olarak bilinir.

Dört mevsimi yaşayabilmemize imkan verdiği için eksen eğikliğine teşekkür etmeliyiz.[2] Güneş’e bakan yarımkürede, yaz mevsimi yaşanır: Bu, Kuzey Yarımküre için Haziran-Ağustos ayları arasını ve Güney Yarımküre için Aralık-Şubat ayları arasındaki zaman dilimini ifade eder.[3] Güneş'ten uzaklaşan yarım küre daha az radyasyona maruz kalır ve daha soğuktur. Bu hizalanma, Kuzey Yarımküre'de Aralık'tan Şubat'a ve Güney Yarımküre' de Haziran'dan Ağustos'a kadar olan zaman dilimidir ve kış mevsimine denk gelir.[4]

13
Paylaş