Evrim Ağacı Logo
Evrim Ağacı
Karanlığı bilimle fethet!
Kana Enjekte Edilen CRISPR, İlk Kez Genetik Bir Hastalığı Tedavi Etti!
Kana Enjekte Edilen CRISPR, İlk Kez Genetik Bir Hastalığı Tedavi Etti!

Gen düzenleme yöntemi CRISPR, laboratuvarda yetiştirilen hücrelerde oluşan ve hastalık yapan olan mutasyonların düzeltilmesi için harika bir yöntemdir. Fakat genetik bozukluğu olan insanları tedavi etmek için CRISPR kullanmak istiyorsak, çok büyük bir engeli ortadan kaldırmamız gerekmektedir: Vücuda bu moleküler makası sokmamız ve ihtiyaç duyulan dokuda DNA dilimlenmesini sağlamamız gerekir.

İşte şimdi, tıp tarihinde ilk defa, araştırmacılar tarafından, ölümcül olabilen sinir ve kalp hastalıkları ile doğan insanların kanına CRISPR ilaçları enjekte edildi ve hastaların üçünde, karaciğerlerinde onları hasta eden zehirli protein üretiminin neredeyse durdurduğu gösterildi.

21
Paylaş
Varoluşsal Kaygılar Eşiğindeki Sanatın Kimlik Arayışı: Aristoteles'in Poetika'sından Hareketle Bir Deneme
Varoluşsal Kaygılar Eşiğindeki Sanatın Kimlik Arayışı: Aristoteles'in Poetika'sından Hareketle Bir Deneme

Toplum, "Ben kimim?" ve "Ben buraya ait miyim?" sorularının sürekli bir çatışma halinde olduğu kompleks, hiyerarşik bir birimdir. Bu bağlamda, kimlik arayışında olan, hayat gayesini çözmeye çalışan bireyin; varoluşunu anlamlandırmak ve böylelikle de "tutanabilmek" adına sanata yönelmesi, çok da şaşırtıcı bir durum olmasa gerek. Zira sanatçıya "kabına sığmamayı tercih edebilme" özgürlüğü bahşedilmiştir, çünkü o bir yaratıcı, eserinin tanrısıdır.

20. yüzyılın başlarına doğru ise bu hak, resmen kavramlaşır: Nihayetinde, kalıpları yıkmanın bir erdem sayıldığı modern sanat doğmuştur. Yalnızca dış dünyadaki gözlemlerinden beslenen bir sanatçı ise, çağdaşlarının arkasında kalmaya mahkum olmuştur. Ancak yaratıda özgünlüğün yüceltilmesine karşın, sanatın ereği muğlakta kalmıştır. 20. yüzyılda sanatı basit bir eğlence, reel hayattan kaçış olarak nitelendiren Collingwood'un yanı sıra; sanatın paranın boyunduruğu altına girmiş, içi boşaltılmış bir kavrama indirgendiğini savunan Kuspit gibi postmodern nihilistler de meydana çıkmıştır.

16
Paylaş
Benzer Sinirsel Tepki Geliştiren İnsanlar, Birbirleriyle Daha Kolay Arkadaşlık Kuruyor Olabilir!
Benzer Sinirsel Tepki Geliştiren İnsanlar, Birbirleriyle Daha Kolay Arkadaşlık Kuruyor Olabilir!

Daha önce hiç arkadaşlarınızla aynı görüşe sahip olduğunuz ya da bir konu hakkında birbirinizi onayladığınız oldu mu? Muhtemelen birçok defa olmuştur. Çünkü insan sosyal iletişim ağlarının ezici bir çoğunluğu homofildir. Yani insanlar, kendisi gibi düşünen ve olaylar karşısında kendileriyle benzer tepkiler vermeye yatkın olan insanlarla sürekli iletişim halinde olma eğilimindedir.[1][2]

İnsanların kendi kişiliğine ve düşünce dünyasına benzer insanlarla yakın iletişim halinde olması sezgilerimizle birçok yönden örtüşür. Araştırmalar da bu sezgiyi doğrulamaktadır. Kişiler arasında aynı yaş, cinsiyet, etnik köken ve diğer demografik kategorilerde, beklenenden daha yüksek bir oranda sosyal bağlar kuruluyor.[3] Bu yakınlık durumu, sezgilerimize doğrudan hitap ettiği gibi mantığımızla da örtüşür. Bununla uyumlu bir şekilde araştırmalar, homofili olgusunun, insan evrimleşmesinde oluşan sosyal gruplardaki işbirliğinin gelişimini kolaylaştırmış olabileceğini göstermektedir.[4][5] Şaşırtıcı bir şekilde sosyal yakınlık, genetik akrabalık kadar önemli olmakla birlikte, iki bireyin işbirliği içerisindeki tutumlarının benzerliği, coğrafi yakınlıktan daha önemlidir.[4]

20
Paylaş
Elektriğin Hızı Nedir? Elektronlar Aşırı Yavaş İse, Elektrik Lamba Gibi Cihazları Nasıl Anlık Olarak Çalıştırabiliyor?
Elektriğin Hızı Nedir? Elektronlar Aşırı Yavaş İse, Elektrik Lamba Gibi Cihazları Nasıl Anlık Olarak Çalıştırabiliyor?

Bir lambanın düğmesine bastığınızda, odanızdaki ışık anında yanar. Bir lambanın düğmesine bastığınızda, Edison lambası (enkandesan lamba) gibi bir lambayı oluşturan bir filament, yani incecik bir iplik üzerinden geçen güçlü bir elektrik akımı, filamenti oluşturan maddenin atomlarını ısıtır ve ısınan filament etrafa fotonlar saçar. Bunun temellerini, ışık hızının nereden geldiğiyle ilgili yazılarımızda ve videomuzda anlatmıştık. Ama buradaki kritik soru şu: Filamenti ısıtan elektrik enerjisi nereden geliyor? Dahası, o yazımızda ışık hızının anında ışık hızına ulaştığını söylemiştik. Peki elektriğin hızı da ışık hızında mı? Eğer öyleyse, elektrik de anında ışık hızına mı ulaşıyor? Değilse, elektriğin hızı ne kadar, ne düzeyde?Sahi, elektrik dediğimiz şey ne? Bunca elektron nereden geliyor?

Eğer elektriğe dair kafanızda soru işaretleri varsa ve özellikle de okullarda öğretilenler nedeniyle elektriğin su gibi akan veya suyun akarken iş yapması gibi akarken iş yapan bir olgu olduğuna inandırıldıysanız, bu yazımızda insan medeniyetini mümkün kılan elektriği daha doğru tanıma imkanınız olacaktır.

103
Paylaş
Alternatif Akım ile Bir İleri Bir Geri Hareket Eden Elektronlar, Her Döngüde Ne Kadar Yol Alır?
Alternatif Akım ile Bir İleri Bir Geri Hareket Eden Elektronlar, Her Döngüde Ne Kadar Yol Alır?

Hangi ders kitabını açarsanız açın, filamentli lambaların ışık saçmasını sağlayan şeyin, ince bir telden geçen elektronların o teli ısıtması sonucu olduğunu söylediğini görürsünüz. Bu doğrudur, ancak bu süreç tam olarak nasıl işliyor? Örneğin alternatif akım altında bir o yana bir bu yana salınan elektronlar nasıl oluyor da filamenti ısıtıyorlar? Bu enerjiyi nereden alıyorlar ve her biri ne kadar güce sahip?

Bunları cevaplayabilmek için, öncelikle her bir elektronun alternatif akım altında nasıl, ne hızda ve ne kadar hareket ettiğini hesaplamamız gerekir. Somut sayılarla ilerleyebilmek adına, gerçekçi bir örneği ele alalım: 50 Hz'lik alternatif akım altındaki elektronların ne kadarlık bir mesafede salındıklarını görmek için, 240 Volt'luk bir devrenin 100 Watt'lık bir ampulü, 1 milimetre karelik (0.01 cm2) kesit alanına sahip bakır tellerle yaktığını düşünebiliriz.

27
Paylaş