Günlük hayatımızda kullandığımız sayıların içerisinde en tuhaf diyebileceğimiz sayılardan bir tanesi sıfırdır. Örneğin; sıfırın bir doğal sayı olup olmadığı çelişkilidir. Ya da sıfırı toplama işlemi için kullandığımızda hiçliği temsil ederken, çarpma işleminde yutan bir sayı olarak karşımıza çıkmaktadır. Hatta herhangi bir sayıyı (sıfır hariç) sıfıra bölecek olursanız, işlemin sonucu ismini dahi koyamadığımız bir tanımsız ifadeye dönüşür. Hal böyle olunca "Sıfır sayısı tek mi yoksa çift mi?" sorusu muhakkak akıllara geliyor. Bu soruyu cevaplamak için öncelikle bazı tanımları bilmemiz gerekiyor.
Tanım: kkk bir tam sayı olmak şartıyla n=2.kn=2.kn=2.k eşitliğinde nnn sayısı çifttir. Diğer taraftan n=2.k+1n=2.k+1n=2.k+1 veya n=2.k−1n=2.k-1n=2.k−1 oluyorsa nnn sayısı tektir.
Aşağıda okuyacağınız makale, Fransa Zooloji Cemiyeti ve Fransız Protistoloji Grubu başkanı Profesör Raymond Hovasse tarafından yazılmış ve Cumhuriyet Dönemi'nde, 30 Kasım 1928 tarihinde, Darülfünun Fen Fakültesi Mecmuası'nın 5. yılının 2. sayısında (Aralık-Ocak-Şubat sayısında) Türkçe olarak yayınlanmış bir makaledir. Tarihi önemi ve Evrim Ağacı ile ilgisi dolayısıyla, modern Türkçeye çevrilerek yeniden yayınlanmıştır. Okumayı kolaylaştırmak adına yazı içindeki paragraf başlangıçları/bitişleri düzenlenmiş ve ara başlıklar eklenmiştir. Ayrıca bağlamın düzgün anlaşılması adına en sona birkaç değerlendirme paragrafı eklenmiştir. Keyifli okumalar.
İnsan, gerek düşünceyi sevdiğinden, gerek sadece meraklı olduğundan dolayı kendisini çevreleyen yaratıkların sonsuz çeşitliliği önünde en eski zamanlardan beri kendi kendine bu soruları sormuştur: Bunlar nedir? Ve nereden gelmişler?
Çoğu araştırmacı, bir bilimsel makalenin veya araştırma makalesinin uzun olması gerektiğini düşünür. Bu yaygın inanışın aksine, bir araştırma makalesinde önemli olan makalenin ne kadar uzun olduğu değil, kelime başına düşen etkinin ne kadar önemli olduğudur. Yani az kelimeyle çok şey anlatabilmek, asıl önemli olandır. Bu düşünceleri desteklemek için sizlere şimdiye kadar yazılmış en kısa 5 bilimsel makaleyi anlatacağız. Makaleleri açıklarken sıralamayı, başlık hariç gövdesi en kısa olan makaleden en uzuna doğru yaptığımızı belirtmek isteriz.
Bilim tarihindeki en kısa makale, "Bir Yazar Tıkanması Vakasının Kendi Kendine Tedavisinin Başarısızlığı" başlıklı makaledir. 1974 yılında klinik psikolog Dennis Upper tarafından The Journal of Applied Behavior Analysis (Uygulamalı Davranış Analizi Dergisi) adlı dergide yayınlanmıştır.[1] Bu dergi, SCImago Journal Rank sitesi tarafından uygulamalı psikoloji alanında yayın yapan dergiler arasında 54 numara olarak kabul edilir. Makalenin en ilginç yanı ise, başlık ve eğlenceli bir dipnot haricinde gövdesinde tek bir kelime bile kullanmamasıdır. Evet yanlış okumadınız: Bu makale, sıfır kelime ile yazılmıştır! Makalenin diğer ilginç yanı, bilim dünyasında sürekli ciddi bir ortamın olduğunu düşünenlere karşı bilimsel makalelerin mizah yapılabildiğini göstermiş olmasıdır.
Evren'in nereden geldiğini düşündüğünüzde, muhtemelen sıcak bir Büyük Patlama'nın başlangıç noktamız olduğunu varsayarsınız. Büyük Patlama'ya göre her şey, sonradan genişleyecek, soğuyacak ve içinde yaşadığımız Evren'i oluşturmak üzere bir araya gelecek olan yüksek enerjili madde ve radyasyonun erken, yoğun ve sabit durumuyla başladı.
Fakat Büyük Patlama'dan önce Evren, şimdiki evrenimizin beraberinde oluştuğu başlangıç koşullarını düzenleyen bir Kozmik Enflasyon Dönemi geçirdi (bu dönemin Büyük Patlama'dan önce mi yoksa sonra mı yaşandığı, Büyük Patlama'yı nasıl tanımladığınıza bağlı olarak, tartışmalı olabilir). Bu süreç sırasında Evren, uzaydaki küçük bir alanın yapısının saniyenin yalnızca küçük bir biriminde günümüzdeki Gözlenebilir Evren'den çok daha büyük olmasını sağlayacak şekilde, katlanarak genişledi.
Omega 3 yağ asitleri, 3. karbon atomunda bir çift bağ bulunduran, doymamış yağ asitleridir. Bunun ne demek olduğunu daha iyi anlayabilmek için, öncelikle çoklu doymamış yağların ne olduğunu öğrenmemiz gerekmektedir. Doymamış yağlar, temelde ikiye ayrılır:
Çoklu doymamış yağlar olarak adlandırılan bu tür içerisinde birden fazla çift bağ yapmış karbon atomu içeren yağ asitlerine verilen genel bir ismidir ve omega 3 molekülü de bu yağ asitlerinden biridir. Aynı zamanda adını sık sık duyduğumuz omega 6 yağ asitleri de bu aileye dahildir. Bu yazımızda omega 3 yağ asitlerinin etkisine biraz yakından bakacağız.
/old/content_media/b0911e07427dbbf8abc2d44c25ea0dae.jpg)
/old/content_media/72d651167caf9cf943c527fa59e6dd8c.jpg)
/old/content_media/0fc06f817c633afff37935f78e03bffe.jpg)
/old/content_media/5965e9f356437424637aab7de43b24b7.jpg)
/old/content_media/71ef1bd60d2ede107d594fd9d20774b6.jpg)