İçerikler - Sayfa 404

Evrim Ağacı Logo
Evrim Ağacı
Karanlığı bilimle fethet!
Filtrele
Akut Myeloid Lösemi (AML) ve Mikrobiyota: Bağırsak Bakterilerimiz ile Lösemi Arasında Bir İlişki Olabilir mi?
MakaleAkut Myeloid Lösemi (AML) ve Mikrobiyota: Bağırsak Bakterilerimiz ile Lösemi Arasında Bir İlişki Olabilir mi?

Vücudumuzda bizimle beraber yaşayan mikroskobik canlıların tamamına mikrobiyota denir. Son 10 yıldır iyice hayatımıza girmeye başlayan bu kavramı herkes duymuştur. Özellikle bağırsak mikrobiyotamızdaki değişimlerin Alzheimer, diyabet, şizofreni, migren, obezite, irritabl bağırsak sendromu ve kolon kanseri gibi bir çok hastalıkta rolü olduğuna dair çalışmalar mevcuttur. Peki ya lösemi? Bağırsak ile alakası yokmuş gibi görünen bu kan kanseri ile bağırsak bakterilerimizin bir ilişkisi olabilir mi?

Nature Communications adlı dergide yayımlanan bir makalede bilim insanlarının fareler üzerinde yaptıkları deneyler bu konuya ışık tutmaya çalışıyor.[1] Bu yazımızda hem bu çalışmayı inceleyecek hem de bağırsaklarımızdaki bakterilerin vücudumuzu hangi yollardan etkileyebildiğini anlamaya çalışacağız.

30
Paylaş
Video Oyunlarının Zekayı Artırmaya Yardımcı Olabildiği Keşfedildi!
MakaleVideo Oyunlarının Zekayı Artırmaya Yardımcı Olabildiği Keşfedildi!

İsveç Karolinska Enstitüsü'sündeki araştırmacılar, ABD'li çocukların ekran alışkanlıkları ve bilişsel yeteneklerinin zaman içindeki gelişiminin nasıl ilişkili olduğunu inceledi. Zamanını ortalamanın üzerinde video oyunları oynayarak geçiren çocukların, zekalarını ortalamaya göre daha fazla artırdığı, televizyon izlemenin veya sosyal medya kullanmanın ise olumlu ya da olumsuz bir etkisinin olmadığını buldular. Sonuçlar Scientific Reports dergisinde yayınlandı.[1]

Çocuklar, giderek daha fazla ekran karşısında vakit geçiriyorlar. Bunun, sağlıklarını nasıl etkilediği ve bilişsel yetenekleri üzerinde olumlu veya olumsuz bir etkisi olup olmadığı şiddetle tartışılmaktadır. Bu çalışma için, Karolinska Enstitüsü ve Amsterdam Vrije Üniversitesi'ndeki araştırmacılar, özellikle zaman içindeki ekran alışkanlıkları ve zeka arasındaki bağlantıyı incelediler.

45
Paylaş
Toplumsal Tutuşum Hipotezi: Yetiştirildiğimiz Kültür, Bilişsel Deneyimlerimizde Farklılıklara Yol Açabilir Mi?
MakaleToplumsal Tutuşum Hipotezi: Yetiştirildiğimiz Kültür, Bilişsel Deneyimlerimizde Farklılıklara Yol Açabilir Mi?

Bilişsel deneyimlerimiz kültürümüzden etkilenebilir mi? Etkilenebilirse bu etki ne kadar güçlü olabilir? Luhrmann ve meslektaşları, bilişin yalnızca psikolojik ve sinirbilimsel olgulara indirgenemeyeceği fikrinden yola çıkarak bu sorulara ışık tutabilecek bir araştırma yürüttüler.[1] Onlara göre aslında kültürel etmenler de bilişsel olguların temel belirleyenlerinden olabilir.

Bu, iddialı olduğu kadar incelemesi çetrefilli olan da bir fikir. İddialı, çünkü bu fikir bilişsel bilim ve antropolojiyi birbirine derinden bağlıyor.[3] Çetrefilli, çünkü etnografik metodlar bilişsel psikolojide kullanılan metodlar gibi deneysel değil ve onlara kıyasla oldukça nitel.

27
Paylaş
Hipokondri: Hastalık Kaygısı Bozukluğu Nedir? Hipokondriyazisin Belirtileri Nelerdir?
MakaleHipokondri: Hastalık Kaygısı Bozukluğu Nedir? Hipokondriyazisin Belirtileri Nelerdir?

Eski adıyla Hipokondriyazis olarak bilinen, Hastalık Kaygısı Bozukluğu, teşhis edilmemiş ciddi bir tıbbi duruma sahip olma veya bu durumu geliştirme konusunda aşırı endişe duyma ile karakterize psikiyatrik bir bozukluktur. Hastalık Kaygısı Bozukluğu olan kişiler, günlük yaşamlarını olumsuz yönde etkileyen ciddi bir tıbbi hastalığa yakalanma konusunda sürekli kaygı ya da korku yaşarlar. Bu korku normal fizik muayene ve laboratuvar test sonuçlarına rağmen devam eder.

Hastalık Kaygısı Bozukluğu olan kişiler, normal bedensel duyumlara (sindirim veya terleme işlevleri gibi) aşırı derecede dikkat ederler ve bu duyumları ciddi hastalığın göstergeleri olarak yanlış yorumlarlar. Hastalık Kaygısı Bozukluğu'nun kesin etiyolojisi büyük ölçüde bilinmemektedir. Bununla birlikte, bozukluğun gelişiminde birden fazla risk faktörü rol oynamaktadır. Hastalık Kaygısı Bozukluğu tipik olarak kronik bir durumdur. Tedavi seçenekleri arasında ilaçlar ve psikoterapi bulunur.

54
Paylaş
Türkiye'deki Genç Yetişkinler Cinsellik Hakkında Ne Kadar Bilgili?
MakaleTürkiye'deki Genç Yetişkinler Cinsellik Hakkında Ne Kadar Bilgili?

Ülkemizde cinselliğin büyük bir tabu olduğu bir gerçektir. Türk toplumunun sosyokültürel yapısı incelendiğinde, birçok kişinin cinsellik üzerine konuşmaktan kaçındığı, cinsel bilgisinin az olduğu ve cinsel yardım almaktan utandığı görülmektedir. Bu durumun sebebi, Türk aile yapısının temeline dayandırılabilir. Birçok çocuk ailesi tarafından "Evlenmeden önce ilişkiye girme." veya "Arkadaşlarınla cinsellik üzerine konuşma." şeklinde, bireyin gelecekteki cinsel hayatını tümüyle yanlış yönlendirebilecek öğütlerle büyütülmekte ve bireyler bu öğütleri içselleştirerek hayatlarına uygulamaktadır. Bu durum, ülkemizde var oluşumuzun temeli olan cinsellik üzerine konuşmaktan neden çekindiğimizi açıklamaktadır.

Cinsellik üzerine konuşmamanın, toplumda yanlış bilgilerin yayılmasına yol açtığı bilinen bir gerçektir. Cinsel ilişkinin kötü bir şey olduğu, mastürbasyon yapmanın körlük yaptığı veya kadınların cinsel ilişkiyi arzulamaması gerektiği gibi hiçbir bilimsel temeli olmayan ve kulaktan dolma bilgilerle birçok yetişkin kendi cinsel hayatını şekillendirmeye çalıştığı için tatmin edici olmayan cinsel deneyimler yaşamaktadır. Bu durum, beklendiği gibi, cinsel ilişkiden alınan hazzı azaltmaktadır.

62
Paylaş