İçerikler - Sayfa 372
Dünya üzerinde bize benzer bir canlı ilk olarak ne zaman var oldu? Görünen o ki bu soru üzerinde çok az fikir birliği var. Fosiller ve DNA, bize benzer insanların yani anatomik olarak çağdaş Homo sapiens'in 300.000 yıl kadar önce ortaya çıktığını gösteriyor.[1] Buna karşılık arkeoloji (alet yapımı, sanatsal objeler, mağara resimleri), karmaşık teknoloji ve kültürlerin yani "davranışsal çağdaşlığın" (İng: "behavioural modernity") daha yakın bir zamanda, 50.000-65.000 yıl önce evrimleştiğini ortaya koyuyor.
Bazı bilim insanları bu gerçeği en eski Homo sapiens'in tam olarak modern insan olmadığının göstergesi olarak yorumlamakta.[2] Ancak farklı bulgular, farklı şeyler ortaya koyar. Kafatasları ve genler beyin, sanatsal objelerse kültür hakkında bilgi verir. Beyinlerimiz, büyük olasılıkla kültürlerimizden önce modernleşmiştir.
Küresel iklim değişikliğinin etkileri, Kuzey Kutbu'nda gün geçtikçe artmaktadır. Bu durum, yeni stratejilerin oluşturulması için devletleri yeni planlara sevk etmektedir. Arktik bölgesi, gelecek yıllarda hem iklimsel olarak hem de politik-askeri-ekonomik anlamda ısınmaya başlayacaktır. Bölgeye sınırı olan devletlerle beraber diğer ülkelerin burada çeşitli planları mevcuttur. Rusya bu devletler arasında en büyük pay sahibidir. Arktik bölgesinde en uzun sınırlara sahip Rusya, bölgeyle ilgili büyük stratejiler geliştirmiştir. Bu stratejiler, diğer ülkelerin güvenlik konseptlerini değiştirmesine sebep olmaktadır.
Çeşitli kurum ve kuruluşların yayınladığı raporlar, iklim değişikliğinin Arktik bölgesindeki etkilerini açıklamaktadır. Arktik İzleme ve Değerlendirme Programı'nın (AMAP) 2021 yılındaki raporuna göre, son on yılda Arktik bölgesindeki hava sıcaklığı, küresel ortalamadan 3 kat fazla artmaktadır.[1] Öte yandan, Rusya Federal Hidrometeoroloji ve Çevre İzleme Servisi'nin raporu, Rusya'nın Arktik sahillerinde sıcaklığın 1998’den beri yaklaşık 5 derece arttığını göstermektedir.[2] Ayrıca Alaska sahillerindeki açlığa bağlı deniz kuşu ölümleri iklim değişikliğinin ciddiyetini gözler önüne sermektedir.[3]
İnmemiş testis, doğum öncesinde böbreklere yakın konumda olan testislerin, normal iniş yolundan torbalara inememiş olması durumunu ifade eder. İnmemiş testis erkek çocuklarda doğumdan sonra en sık tespit edilen genital (Tür: "üreme sistemi ile ilgili") anomalilerin başında gelir.[1][2] Antik çağlardan beri bilinen bu problemin gerçek anlamda fark edilmesi ve tedavi edilmeye başlanması ancak 18. yüzyıl sonlarından itibaren olmuştur.[3]
Sperm üretiminin (spermiyogenez) daha sağlıklı olabilmesi amacıyla, testislerin vücut sıcaklığından yaklaşık olarak iki derece daha soğuk ortam olan skrotuma indiğinin bilinmesinden sonra, inmemiş testis tedavisi de önem kazanmıştır. İnmemiş testisin vücut ısısına maruziyeti sonrasında dokusunda değişimler olmaktadır. Bu değişimler neticesinde ortaya çıkan en önemli sorun infertilite (Tür: "kısırlık") problemidir. Bunun yanında nadir de olsa testis kanseri gelişme riski de vardır. Yıllar içerisinde yapılan çalışmalarla testis hasarının erken yaşlarda başladığı düşünülerek tedavi gittikçe erken yaş dönemine çekilmiştir. Ancak inmemiş testis ile alakalı tartışmalar halen devam etmektedir.
Daha önce ışık kirliliğinden biraz olsun uzaklaştıysanız ve gökyüzünü gözlemlemeyi denediyseniz muhtemelen Messier cisimlerinin en azından birkaçını görmüşsünüzdür. Bu katalog; gökyüzündeki en parlak, en büyük ve çoğu amatör astronomun favori derin uzay cisimlerini listeler.
Messier Kataloğu, 18. yüzyılda yaşamış olan Fransız astronom Charles Messier tarafından oluşturulmuş bir derin uzay cisimleri listesidir. İçerisinde çeşitli galaksilerden yıldız kümelerine, bulutsulardan süpernova kalıntılarına kadar 110 adet gök cismi yer almaktadır. Messier, gözlemlerini ve çalışmalarını Paris şehrinden yaptığı için katalogda genelde Kuzey Yarımküre göğündeki cisimler yer almaktadır.
Ophionyssus natricis, başlıca yılanlar olmak üzere sürüngenlerde enfestasyona neden olan zoonotik potansiyele sahip kozmopolit dağılım gösteren parazitik bir akardır. Bu akarlar yılanlarda anoreksi, depresyon, dermatit, iritasyon, anormal deri değişimi (disekdizis), anemi ve davranış değişiklikleri gibi semptomlara neden olmasının yanı sıra Aeromonas spp. ve İnklüzyon Cisimciği Hastalığı (İng: "Inclusion Body Disease" veya kısaca "IBD") gibi bakteriyel ve viral hastalıklara vektörlük yapabilmektedir. Doğal yaşam alanlarında yaşayan sürüngenlere nazaran evlerde esaret altında beslenen sürüngenlerde bu akarlar daha çok görülmektedir.[1] İnsanlarda da görülebilen enfestasyonlarda ise deride vezikülobüllöz lezyonlar neden olabilmektedir.[6]
Yılan akarı Parasitiformes üst takımı, Mesostigmata takımı, Dermanyssoidea üst ailesi, Macronyssdiade ailesi, Ophionyssus cinsi altında sınıflandırılmaktadır. 2010 yılında yapılan filogenetik analize göre, parazitliğin Dermanyssoidea içinde bağımsız olarak en az sekiz kez evrimleştiği anlaşılmaktadır.[9]
/old/content_media/55a3dd32879a8f95ba9d824bd814ff06.jpg)
/old/content_media/e544293f056b9bec7e7e42b166509ecd.jpeg)
/old/content_media/cf70bfeed14ffc624b2c9cd7c45230af.jpg)
/old/content_media/770922c7044eb7a5408d5be560c6f146.jpg)
/old/content_media/8c34cea48c2cffd8ca4e4f388cbbc286.jpg)