İçerikler - Sayfa 371
Polarizasyon, enine dalgaların salınımlarının geometrik yönünü belirten bir özelliktir. Alttaki fotoğrafta da görüldüğü gibi enine bir dalgada, dalganın salınım yönü ilerleme yönüne diktir. Enine dalgalara en basit örnek, gergin bir ip boyunca hareket eden titreşimlerdir. Buna karşılık, bir sıvı veya gazdaki ses dalgaları gibi boyuna dalgalarda, salınımdaki parçacıkların yer değiştirmesi her zaman ilerleme doğrultusundadır, bu nedenle bu dalgalar polarizasyon göstermezler. Polarizasyon sergileyen enine dalgalar, katı maddelerdeki ışık ve radyo dalgaları, kütleçekimi dalgaları ve enine ses dalgaları (kayma dalgaları) gibi dalgaları içerir.
İskoç fizikçi James Clerk Maxwell, dört basit denklem ile Faraday'ın ışığın bir elektromanyetik dalga olduğu öngörüsünü elektromanyetik dalgaların ışık ile aynı hızda yayıldığını göstererek ispat etmiştir. Dolayısıyla bu ispattan da anlaşıldığı gibi sıradan bir ışık kaynağından çıkan ışık ışınları, ışık kaynağındaki atomlar tarafından yayınlanan çok sayıda elektromanyetik dalgadan oluşmuştur. Bu elektromanyetik dalgaların üst üste binmesiyle de bileşke elektromanyetik dalga oluşmaktadır. Dolayısıyla bir ışık kaynağından çıkan ışık dalgasının elektrik alan vektörünün mümkün tüm yönlerde bileşeni vardır ve her yönde aynı olasılıkla titreşir.
Astronomi alanındaki son derece ileri teknoloji teleskoplar ve gözlem araçları sayesinde, gökyüzündeki pek çok şeyi çoktan keşfettiğimizi düşünebilirsiniz. Hele Andromeda Galaksisi, gerek amatör astronomlar gerek uzay kurumları tarafından tarihte en çok fotoğrafı çekilen ve en kapsamlı şekilde incelenen derin uzay cisimlerinden birisidir. Ancak amatör astronom ve araştırmacılar Marcel Drechsler, Xavier Strottner ve Yann Sainty tarafından yapılan şaşırtıcı bir keşif, tekrar düşünmemiz gerektiğini söylüyor.
Geçtiğimiz günlerde astronomlar Drechsler, Strottner ve Sainty; Andromeda Galaksisi yakınlarında, neredeyse galaksi kadar büyük görünen, iyonize olmuş oksijenden oluşan devasa bir yapı keşfettiklerini duyurdular:
Trigonometri, uzunluk ve açıların ilişkisini incelemeye dayalı bir matematik dalıdır. Trigonometrik fonksiyonlar, trigonometrik oranlar olarak bilinen açılarla ilişkili olan fonksiyonlardır. Bu fonksiyonlar, genellikle sinüs ("sin"), kosinüs ("cos") ve tanjant ("tan") olarak adlandırılır. İleri düzeyde sekant ("sec"), kosekant ("csc") ve kotanjant ("cot") gibi fonksiyonlar da kullanılabilir.
Ancak, trigonometri derslerinde genellikle kullanılmayan ve bahsedilmeyen bazı diğer fonksiyonlar da vardır. Bu fonksiyonlar arasında "versin", "vercos", "coversin", "covercos", "haversin", "havercos", "hacoversin", "hacovercos", "exsec", "excosec" ve "crd" fonksiyonları bulunmaktadır.
Einstein-Cartan Teorisi, Genel Görelilik Teorisi ve Cartan geometrisi arasındaki bir bağlantı olarak düşünülebilir. Genel Görelilik Teorisi'nde uzay-zaman geometrisi Einstein denklemleri tarafından belirlenirken, Einstein-Cartan Teorisi, spinlerin etkisiyle belirlenen bir uzay-zaman geometrisini dahil eder. Bir diğer deyişle bu teori, Genel Görelilik'te genelde kullanılan Riemann geometrisinin yerine, spinlerin etkisiyle belirlenen bir Cartan geometrisini kullanır. Bu teori, Genel Görelilik'teki denklemleri değiştirmez, ancak spinlerin etkisiyle uzay-zaman geometrisinin nasıl belirlendiğini daha doğru bir şekilde tanımlar. Bu teori, özellikle kuantum fiziği ve kozmoloji gibi alanlarda önemli sonuçlar elde edebilir. Örneğin, Einstein-Cartan Teorisi, kozmolojik sabit problemini çözmek için kullanılabilir ve kuantum fiziği ile genel görelilik arasındaki uyumsuzluğu daha iyi anlamamıza yardımcı olabilir. Daha iyi anlaşılabilmesi için Genel Görelilik Teorisi'ni hatırlamakta yarar var.
Genel Görelilik Teorisi, Albert Einstein tarafından 1907 ile 1915 yılları arasında geliştirilen bir kütleçekimi teorisidir. Gezegen veya yıldız gibi büyük kütleli cisimlerin varlığında nesnelerin davranışını yöneten fiziksel yasaları açıklar.
Samanyolu Galaksisi, yaşanabilir en az 1 adet, potansiyel olarak milyonlarca gezegene ev sahipliği yapmaktadır. Bu gezegenlerin içinde Dünya kadar şanslı olanlar var ise, üzerlerinde yaşam da oluşmuş olabilir. Olası bir Dünya dışı yaşam ile ilgili en önemli sorulardan biri, bu yaşamın ilkel veya akıllı olup olmadığıdır. Olası bir akıllı yaşam ile ilgili en önemli soru ise bizden daha gelişmiş olup olmadığıdır.
Bugüne dek Dünya dışı akıllı yaşam üzerine yapılan tüm araştırmalar, Dünya dışı mühendislik harikalarının veya evrendeki doğal kaynaklardan gelemeyecek olan elektromanyetik radyasyonların meydana getireceği teknoimzaları aramak üzerineydi. Gelişmiş uygarlıkları enerji tüketimlerine göre sınıflandıran Kardashev Ölçeği'ne göre bu tip teknoimzalara sahip olabilecek olan uygarlıklar Tip-I üzerindeki seviyelerde bulunmalıdır. Diğer bir deyişle, Tip-1 seviyesine karşılık gelen enerji tüketim (güç) değeri olan 4×10194 \times 10^{19}4×1019 erg/s (4×10124 \times 10^{12}4×1012 Watt) değerinden daha fazla bir güce sahip olmalıdırlar.
/old/content_media/f963c7ef38c12798bdd71a819ab46002.jpeg)
/old/content_media/659402572b645a956554ba7fb9dab3d2.jpg)
/old/content_media/101770437e4c7c1d8d6e0869d311a997.jpg)
/old/content_media/12e35a5db83f77ec3c9d191425d42c61.jpeg)
/old/content_media/77f7af15d4c9c20ab81be75ff4d0da8e.jpg)