İçerikler - Sayfa 291
IQ, İngilizcede "Intelligence Quotient" sözcüğünün kısaltmasıdır ve Türkçede "Zeka Katsayısı" olarak kullanılmaktadır. IQ puanı, insan zekasını değerlendirmek için tasarlanmış bir dizi standartlaştırılmış test veya alt testten elde edilen toplam puandır. "IQ" kısaltması, psikolog William Stern tarafından, 1912 tarihli bir kitapta, Breslau Üniversitesi'ndeki zeka testlerinde kullanılan Almanca bir terim olan Intelligenzquotient teriminden türetilmiştir.
Birçok farklı türde IQ testi vardır ve bunların her biri farklı soru tiplerini karışık olarak kullanmaktadır: Bazı sorular görsel, birçoğu ise sözeldir. Test soruları soyut akıl yürütme problemlerine dayalı olmaktan aritmetik, kelime bilgisi veya genel bilgiye odaklanmaya kadar çeşitlilik gösterir.
Kozmolojide uzaklıkların hassas bir şekilde ölçülebilmesi oldukça önemlidir. Çünkü Hubble sabiti gibi parametrelerin hassas bir şekilde belirlenebilmesi için, uzaklıkların sağlıklı bir şekilde belirlenebilmesi gerekir. Hubble sabitinin de birçok diğer parametrenin belirlenmesinde önemli bir rolü olduğunu düşünecek olursak kozmolojik açıdan, uzaklık belirleme çok önemli bir konudur. Fakat uzaklığı doğrudan ölçmek oldukça problemlidir. Bunun için çeşitli uzaklık ölçüm yöntemleri, birbirlerini teyit etme ve geliştirme amacıyla farklı kombinasyonlar şeklinde kullanılır. Her bir yöntemin bir basamağı oluşturduğu bu yönteme, uzaklık merdiveni adı verilir.
Astronomide belki de 20'den fazla uzaklık ölçüm yöntemi vardır, fakat bunların çoğu benzer bir mantıktan faydalanır ve çok da uzağı ölçmemize olanak tanımaz. Yöntemlerin birçoğu kendi gökadamız içerisinde sınırlıyken, birçoğu da yerel kümenin dışına çıkamaz. Ancak süpernova, maser gözlemleri gibi ender yöntemler bu sınırları aşabilir.
Uzayda yetiştirilen ilk domatesin ortadan kaybolması, kimilerince evrenin en gizemli olaylarından biriydi. Ta ki Uluslararası Uzay İstasyonundaki yedi astronot kayıp meyveyi bulduklarını duyurana kadar. NASA astronotu Jasmin Moghbeli, domatesin bulunduğunu şöyle duyuruyor:
Söz konusu domates, 370 gün ile en uzun uzay uçuşu rekorunu elinde bulunduran Amerikalı astronot Frank Rubio tarafından Mart 2023'te yetiştirilerek uzayda yetiştirilmiş ilk domates olmuştu.[1]
Piyangolar, kayıtlı insanlık tarihinin büyük bir bölümünde bizimle birlikte olmuştur: Piyangoların tarihi en azından Çin'deki Han Hanedanlığı dönemine kadar uzanmaktadır ve o dönem piyangodan elde edilen gelirlerin Çin Seddi'nin finansmanına yardımcı olmuş olabileceği düşünülmektedir.[1] Amerika Birleşik Devletleri'nin tarihinde de kritik bir piyango vardır: Kral James, 1612 yılında Jamestown/Virginia'daki yeni bir yerleşim yeri için para toplamak amacıyla bir piyango düzenlemiştir ve bu yerleşim yeri, sonradan ABD'ye dönüşmüştür.[2]
Aradan geçen asırlardan sonra şanslı birkaç sayı çekme hayali hala cazibesini korumaktadır: Gallup'un 2016 yılında yaptığı bir ankete göre Amerikalıların yaklaşık yarısı geçtiğimiz yıl içinde bir devlet piyangosu bileti aldıklarını söylemiştir.[3] Aynı yıl Türkiye'de yapılan bir araştırmada, 1 yıl içinde 2.6 milyar piyango bileti satıldığı gösterilmiştir.[4] Bu popüleritesi nedeniyle şans oyunları, kazananları ve kaybedenleri hakkında halk arasında çok sayıda mit dolaşmaktadır. Bu yazımızda, bu mitlerden 5 tanesini masaya yatıracak ve hangilerinin gerçek, hangilerinin yanlış olduğunu izah edeceğiz.
Nobel ödülü sahibi ve kuantum fiziğinin babalarından sayılan Avusturyalı fizikçi Erwin Schrödinger; kuantum fiziği, elektrodinamik, moleküler biyoloji ve renk teorisi gibi gelişmekte olan birçok alana oldukça önemli katkılarda bulundu. Örneğin, yaklaşık 100 sene önce dünyamıza, elektronların uzaydaki ve zamandaki muhtemel enerjisini ve konumlarını hesaplamak için bir yöntem sundu. Ayrıca popüler kültürde de kendine geniş bir yer bulan Schrödinger'in Kedisi adlı düşünce deneyi, Erwin Schrödinger'in bilime sunduğu belki de en eğlenceli armağandır.
Tüm bunlara rağmen Erwin Schrödinger, aynı zamanda bir pedofiliydi; yani 18 yaşından küçük çocuklara cinsel yakınlık duyuyordu. Üstelik bu, görgü tanıklarının iddiaları veya doğrulanamaz ithamlara dayalı bir şüphe değildir; Schrödinger bu konuda açık açık yazmaktan geri durmamış ve pedofilik eğilimlerini rasyonalize etmeye çalışmıştır. Dolayısıyla Schrödinger'in pedofilisiyle ilgili kanıtlar, herkesin erişebileceği kadar açık ve nettir. Bu makalede, Schrödinger'in bilimsel başarılarını bir kenara koyup, çok sayıda çocuğa nasıl cinsel tacizde bulunduğunu ve hastalıklı zihninden geçenleri öğreneceğiz.
/content/0ef3d12b-cbe3-4051-9cf6-79b557125cc6.jpeg)
/content/a685121e-65b7-4567-bdbb-0e9c81e33343.png)
/content/74e1cc1b-52a9-43ab-aa18-cd7ce0ab76cc.jpeg)
/content/e9df6245-6540-4074-b628-36adf15d628d.jpeg)
/content/9cfaecd3-6f4e-41e4-b49d-af2babb137bf.png)