İçerikler - Sayfa 290
Gezegenler ve diğer bütün gök cisimleri, kusursuz olarak görülen çember yerine eliptik yörüngelerde dolanmaktadır. Hiçbir ama hiçbir gök cismini, ne çift yıldızları ne de gezegenleri diğer bir gök cisminin etrafında çembersel bir yörüngede dolanırken göremezsiniz. Çember olmaya çok yakın bir elips olabilir, fakat asla bir çember olmaz.
Yörüngelerin eliptik olması gerektiğini Kepler yasaları sayesinde biliyoruz. Fakat bu yasalar yörüngenin nasıl olduğunu söylüyor, neden böyle olduğunu değil. Dolayısıyla neden çember yörüngelerle karşılaşmadığımızı anlamak için bu yasaların kökenini incelememiz gerekiyor. Daha basit bir yaklaşımda bulunarak örnekler üzerinden gidebiliriz.
İyonya, MÖ. 1000'lerde 12 İyon koloni şehrinin birlikteliğiyle oluştu. İyonlar bir denizci topluluğuydu ve kültürel etkileşimleri ve özgürlükçü alanları onların düşünsel duruşunun önemli nedenlerindendi. İyonya görünenin ve değişenin ardında yatan ancak değişmeyen temel ilkenin ne olduğu konusunda rasyonel bir tutumun ortaya konduğu önemli bir merkezdi. Bu 12 şehirden en önemlisiyse Milet'ti. İyonya'nın Milet şehri, tarihi Milet Okulu'nu ortaya çıkarmıştı.
Anaksimandros ise yaklaşık olarak MÖ. 600'lerde öğretilerini yayan Milet Okulu'nun ikinci filozofudur. Aristoteles'in aktardığına göre Anaksimandros, Thales'in öğrencisidir. Aristoteles onun eserlerini görüp inceleme fırsatı bulmuştur. Anaksimandros'un duruşunun önemli nedenlerinden biri de felsefe tarihinde doğanın ampirik ve mantıksal değerlerle oluşmuş bir sorgulama şeklini kullanmış olmasıdır. Ondan sonra gelecek olan Pisagorcu felsefe ve Elalı okulun görünmeyen şeylere olan dinsel bağlarıyla kurulan felsefenin aksine, Milet Okulu ve Anaksimandros doğanın yine görünen kısımlarına bağlı kalarak kurgusal ve dinsel ögelerden uzak durdu. Bunun en önemli göstergesiyse yapıtına Doğaya Dair adını vermesiydi. Anaksimandros felsefesine şöyle başlamıştı:
1969'dan bu yana görülmeyen ve nesli kritik derecede tükenme tehlikesi altında olan Viktorya dönemi otlak kulaksız ejderhası (Tympanocryptis pinguicolla) 2023'ün başlarında tesadüfen yeniden keşfedildi! Yani, bu hayvanların neslinin henüz tükenmediği ortaya çıktı.
2021'in sonlarında MIT ve Harvard Üniversitesinde genetikçi olan George Chruch önderliğinde Colossal Biosciences isimli bir şirket kuruldu. Yünlü mamutlar, çeşitli kuş cinsleri ve Tazmanya kaplanları gibi nesli tükenmiş birçok tür üzerinde türdiriltimi çalışmaları gerçekleştiren bu yenilikçi şirket, yeniden keşfedilen kulaksız ejderhaları korumak ve popülasyonlarının sayısını çoğaltmak için gerçekleştirilen kurtarma projesini destekledi.
Hediye verme davranışı, birçok modern davranışımız gibi binlerce yıllık bir tarihe sahiptir.[1] İnsan hayatında hediyeler, pek çok amaca hizmet etmektedir. Bazı psikologlar, hediye vermekle ilişkili "sıcak bir parıltı", içsel bir zevk gözlemlemişlerdir.[2]
Seneca'dan Friedrich Nietzsche'ye kadar pek çok filozof, hediye vermeyi fedakarlığın en iyi göstergesi olarak görmüştür.[3][4] Hediyelerin Hanuka, Noel, Kwanzaa ve diğer kış bayramlarının merkezi bir parçası olması ve hatta bazı insanların yıl sonu alışveriş sezonu indirimi olan Kara Cuma'yı (İng: "Black Friday") başlı başına bir tatil olarak görmesi şaşırtıcı değildir.[5][6]
Psikolojide yapısalcılık, insan bilincini altında yatan temel bileşenleri inceleyerek anlamaya çalışan bir düşünce tarzıdır. Yapısalcılıkta, insan davranışlarını temel ve ilkel bileşenlerini tanımlayarak ve birlikte nasıl işlediklerini inceleyerek anlamak mümkündür. Bu düşünce biçimi ilk olarak Wilhelm Wundt ve öğrencisi Edward Titchener tarafından ortaya koyulmuştur. Yapısalcılığın amacı, bilinç gibi karmaşık bir olguyu daha küçük bileşenlere ayırarak incelemektir. Yapısalcılık, bir kişinin zihinsel deneyimlerinin önceki tecrübelerle ilişkilendirilmiş duyumlar, zihinsel imgeler ve hislerin sonucu olduğunu ifade eder.
Wundt, 1862'de Almanya'da bilimsel psikoloji alanındaki ilk üniversite derslerini vermiştir. İnsan bilincini incelemek için doğa bilimlerinde kullanılan deneysel yöntemlerin kullanılması konusunu vurgulamış ve bu sayede psikolojinin felsefedeki köklerinden uzaklaşmasına yardımcı olmuştur. Daha sonra ise 1879'da Leipzig Üniversitesi'nde ilk deneysel psikoloji laboratuvarını kurmuştur.[1]
/content/701e7762-7c71-499e-afbb-9fbe8e7d1aff.png)
/old/content_media/e5c84bb43180a791787c0bcb99ab7363.png)
/content/f9836d39-9175-41d5-9a64-aa24d69321f3.jpeg)
/content/af228996-cd19-4886-91b2-eae3fb8bc655.jpeg)
/content/34071a63-2bc5-432f-8d2d-2855a1ef9a91.jpeg)