İçerikler - Sayfa 281
Japonya'nın SLIM Ay aracının gücü görevin sona ereceği gecenin öncesinde kesildi. Ancak bilimsel verileri almayı başardı.
SLIM, 19 Ocak'ta Shioli kraterinin kenarına burun üstü iniş yapmasına neden olan motor sorunlarına rağmen başarıyla inmişti. Güneş hücreleri batıya dönük olduğundan yeterli güç alamayan uzay aracı oldukça kısa bir süre çalışabiliyordu. İnişten yaklaşık 10 gün sonra, SLIM güneşten yeterli enerji alarak tekrar aktif hâle geldi. Bu sayede Japonya Havacılık ve Uzay Keşfi Ajansı (JAXA), son günlerde uzay aracının çok bantlı kamerası ile Ay yüzeyini taramayı başardı.
Dünya genelinde seçimlerin ne zaman yapıldığı ile seçim sonuçları arasında ilişki olduğunu gösteren birçok çalışma bulunmaktadır. Bu yazıda, öncelikle MIT Election Lab'ın bu konudaki veri derlemesi ele alınacaktır (çünkü bu tür konular ABD'de çok daha bilimsel ve bol/şeffaf veriyle araştırılıyor; dolayısıyla sonuçları da daha sağlamdır), sonra Türkiye'den de birkaç örnek verilecektir.[1]
Amerika Birleşik Devletleri'nde federal makamlar olarak kategorize edilen Başkan, Başkan Yardımcısı, Temsilciler Meclisi ve Senato için seçimlerin hangi gün yapılacağı, 1845 yılında Kongre tüzüğü ile belirlenmiştir. Buna göre bu makamlar için seçimler "her çift sayılı yılda, Kasım ayının ilk Pazartesi gününden sonraki Salı günü" yapılmaktadır (2 U.S. Code § 7). Bu kuralara bağlı olarak federal seçim tarihleri, pratikte 2 Kasım ile 8 Kasım arasında değişmektedir. Çoğu eyalet, eyalet çapındaki koltuklar için seçim tarihlerini ulusal Seçim Gününe denk getirmektedir; ancak beş eyalet (Kentucky, Louisiana, Mississippi, New Jersey ve Virginia) eyalet çapındaki valilik seçimlerini tek sayılı yıllarda yapmayı tercih etmektedir. Bu eyaletlerden Louisiana, Mississippi, New Jersey ve Virginia, aynı zamanda eyalet yasama organları seçimlerini de tek sayılı yıllarda (İng: "off-cycle") yapmaktadır.
Tek kökenli (İng: "single-origin") Kolombiya kahve çekirdeği hasadı, Etiyopya'dan gelen bir parti kahve ile aynı şekilde kavrulmuş ve öğütülmüş olsa bile, bir kahve uzmanı farkı anlayabilir. Ancak yapılan bir araştırma; dünyanın dört bir yanından gelen kahve çeşitlerinin, aroma notalarındaki ve diğer özelliklerindeki farklılıkların, tekil genlerdeki çeşitlilikten kaynaklanmadığını ortaya koydu. Daha ziyade farklılıklar; kromozomların toplu olarak değiştirilmesi, silinmesi ve yeniden düzenlenmesinin bir sonucu gibi görünüyor.
Coffea arabica türünün şimdiye kadar yapılmış en eksiksiz genom dizilimi, DNA iplikçiklerindeki "harflerin" çeşitler arasında çok az fark gösterdiğini ortaya koydu. İtalya'da bulunan Udine Üniversitesinden bitki genetikçisi ve çalışmanın yazarlarından olan Michele Morgantane, konu hakkında şunları söylüyor:
Arkeologlar, İşveç'in Falköping şehri yakınlarındaki Tiarp bölgesinde M.Ö. 3500 yıllarına tarihlenen, eksik kafatasları ve büyük kemiklerle dolu bir mezar keşfetti. Mezarda en az 12 kişiye ait kalıntılar bulunmaktadır. Araştırmacılar, DNA analizleri sayesinde bu kişilerin aile ve sağlık geçmişlerini ortaya çıkarmayı amaçlıyor.
İlk analizler, Tiarp'taki mezarın İsveç'teki en eski taş mezar odalarından biri olduğunu göstermektedir. Mezarın Erken Neolitik döneme ait olduğun tespit eden araştırmacılar; mezarda el ve ayak kemikleri, kaburga kemiği parçaları ve dişler bulduklarını ancak kafatası ve uyluk kemikleri gibi bazı parçalarının eksik olduğunu belirtti.
Önsöz paradoksu, kitap yazarlarının önsöz kısmında genellikle "Bu kitapta bulabileceğiniz hatalar için özür dilerim." şeklinde yaptığı açık uçlu özrün tuhaflığına dikkat çeken ve bunun üzerinden bilgi ve inanç sistemlerimizi sorgulayan bir paradokstur. Bir yazarın kitabında "sürç-ü lisan etmiş olması" veya "hata yaptığı için özür dilemesi" tabii ki bir problem değildir; ancak yazar, aynı zamanda kitabı satır satır kontrol etmiş, dolayısıyla hiçbir hata olmadığına kanaat getirmiş olmalıdır. Buna rağmen en azından bir hatanın var olabileceğine açık bir kapı bırakıyor olması, eğer ki kitabı olanca gücüyle kontrol ettiğini de kabul ediyorsa, tuhaf bir paradokstur.
Bunun gerçek dünyadaki en bilindik karşılığı, aklı başında herhangi bir kişiye, "Dünya görüşün çerçevesinde doğru olduğuna inançların bir kısmı hatalı olabilir mi?" sorusunu yöneltmektir. Kişiler, belli bir mütevazılık ve alçakgönüllülük çerçevesinde "Evet, tabii ki!" diyecektir - ki buna gerçekten inanırlar da. Ama kişilerin o "doğru inançlarının" hepsini bir listeye dönüştürüp, tek tek o inançlarının doğru olup olmadığını sorsak, birçoğu o inançlarının doğru olduğunda ısrar edecektir. O zaman bir bütün olarak sorulduğunda, kişiler neden inançlarının arasında hata olabileceğini kabullenmektedir? 1965 yılında David Makinson tarafından öne sürülen Önsöz Paradoksu'nun işaret ettiği problem, tam olarak budur.
/content/0746c529-50cb-4198-aa58-6854f568ec4a.png)
/content/9f982e6c-1ca2-47df-a9ff-099653a5a672.png)
/content/fc011b3f-9acb-4ab9-90b2-e7ef4405cf0e.jpeg)
/content/52e9ccbf-7829-47d6-bbd2-3160f53e812a.jpeg)
/content/a4fb6d79-ce32-4d0b-8425-9f42d61442f7.jpeg)