İçerikler - Sayfa 201

Evrim Ağacı Logo
Evrim Ağacı
Karanlığı bilimle fethet!
Filtrele
İnsan Genomunun 30 Katı Büyüklüğünde Genoma Sahip Akciğerli Balık Türü Keşfedildi!
Makaleİnsan Genomunun 30 Katı Büyüklüğünde Genoma Sahip Akciğerli Balık Türü Keşfedildi!

Güney Amerika'da bulunan bir akciğerli balık türü, şimdiye kadar dizilenmiş en büyük genoma sahip hayvan unvanını aldı. Araştırmacıların Nature dergisinde yayınladıkları çalışmaya göre, Lepidosiren paradoxa'nın DNA'sı, 91 milyar bazdan oluşuyor. Bu, insan genomunun büyüklüğünün yaklaşık 30 katına denk geliyor. Ancak gen bazında bakacak olursak bu devasa DNA dizilimi yalnızca insanlardaki kadar yani yaklaşık 20.000 gen barındırıyor. Genomun geri kalanı ise büyük olasılıkla "çöp" olarak bilinen kodlama yapmayan DNA’dan oluşuyor. Araştırmacılar, diğer akciğerli balıkların genomlarıyla karşılaştırmalar yaparak bu balığın genomuna her 10 milyon yılda bir insan genomu kadar DNA eklendiğini de tespit etti.

Bu çalışmaya dahil olmasa da killifish balıklarında kodlama yapmayan DNA’lar üzerine çalışmalar yapan Uruguay Cumhuriyet Üniversitesi’nden evrimsel genetikçi Graciela Garcia, şöyle yorumluyor:

18
Paylaş
Uzay Birasının Tadı Dünya Birasından Daha İyi Olabilir!
MakaleUzay Birasının Tadı Dünya Birasından Daha İyi Olabilir!

Tarih boyunca hemen her uygarlık, yalnızca içecekler değil, ekmek, turşu ve yoğurt gibi birçok temel gıda için fermantasyona başvurmuştur. İnsanlığın teknolojik bilgi birikimi arttıkça, bu kimya prensiplerini ilaçlardan biyoyakıtlara kadar birçok farklı alana uyarladık. Tabii ki bu süreç, uzun vadeli bir Ay üssü veya Mars'ta yaşam planlanırken akla gelen ilk ihtiyaç olmasa da uzun süreli görevlerin başarısı için kritik öneme sahip.

Florida Üniversitesi Gıda ve Tarım Bilimleri Enstitüsü'nden araştırmacılar, ilk kez mikro yerçekiminde bira üretimini denedi. Beverages dergisinde yayımlanan bulgular, mikro yerçekiminin yalnızca fermantasyon süreçlerini hızlandırmakla kalmadığını, aynı zamanda daha kaliteli ürünler ortaya çıkardığını gösteriyor. Bu sonuçlar, uzayda sürdürülebilir bir yaşam için biyoteknolojinin potansiyelini de gözler önüne seriyor. Çalışmanın ortak yazarı ve Enstitüde gıda bilimi doçenti olan Andrew MacIntosh, üniversiteden yaptığı bir duyuruda şunları söylüyor:

10
Paylaş
Dinozorları Yok Eden Asteroit, Jüpiter'in Ötesindeki Derin Uzaydan Gelmiş Olabilir!
MakaleDinozorları Yok Eden Asteroit, Jüpiter'in Ötesindeki Derin Uzaydan Gelmiş Olabilir!

Kuş olmayan dinozorlar dahil Dünya’daki türlerin yaklaşık %75’inin yok olmasından sorumlu olduğu düşünülen asteroit, sadece gezegende nadir görülen kitlesel yok oluş olaylarından birine sebep olmadı. Bu suçlu göktaşının kendisi de aynı zamanda evrende de nadir rastlanan bir cisimdi. Uluslararası bir araştırma ekibi, 15 Ağustos’ta AAAS dergisinde yayınladıkları bir çalışmada, K-Pg sınırı olarak da bilinen Kretase ve Paleojen dönemlerini birbirinden ayıran ünlü Chicxulub çarpma olayına neden olan asteroidin Jüpiter'in yörüngesinin ötesinden geldiğini ortaya koydu. Ekip, bu asteroidin evrende inanılmaz derecede nadir görülen bir karbonlu asteroit olduğunu vurguluyor.[1]

Dünya, yaşam süresi boyunca çeşitli boyutlarda yok oluş seviyesindeki olaylara ev sahipliği yapmıştır, ancak yalnızca "büyük beş yok oluş" gerçek anlamıyla "kitlesel yok oluş" durumu olarak nitelendirilebilir. Bu olayların her birinde iklimde, besin kaynaklarında veya bildiğimiz yaşam için gerekli olan diğer unsurlarda meydana gelen ciddi değişiklikler sonucunda deniz ve kara yaşamının en az yüzde 70'i ortadan kalkmıştır. İnsanlığın evrimine zemin hazırlayan en son kitlesel yok oluş, yaklaşık 66 milyon yıl önce, yaklaşık altı mil genişliğindeki bir asteroidin saatte yaklaşık 19 km hızla Dünya'ya çarpmasıyla gerçekleşti.

14
Paylaş
Suyun Adezyonu Arttırabileceği Keşfedildi!
MakaleSuyun Adezyonu Arttırabileceği Keşfedildi!

Bilim insanları, Science Advances dergisinde yayınladıkları makalede suyun belirli koşullar altında adezyonu arttırabileceğini keşfetti.[1] Bu buluş, suyun adezyonu engellediğine dair uzun süredir süren görüşü kökten değiştiren önemli bir anlayış değişikliğine neden oldu. Bu keşif, tıbbi yapıştırıcılar ve diğer uygulamalarda ilerlemelere yol açabilir.

Bu keşfin sonuçları, özellikle tıp alanındaki uygulamalar açısından büyük önem taşıyor. Örneğin yara bandajları, nemli cilt üzerinde kullanılabilen sağlık sensörleri ve hatta ameliyatlarda dikiş yerine kullanılabilecek gelişmiş yapıştırıcılar gibi alanlarda yeni olanaklar sunabilir. Ayrıca yüzeylerin pürüzlülüğü ve malzemelerin özellikleri hakkında edinilen bu yeni bilgiler, dünya çapında milyarlarca dolarlık değere sahip çeşitli endüstrilerde köklü değişikliklere bile yol açabilir.

10
Paylaş
Jeologlar "Kartopu Dünya" Dönemine Dair Güçlü Kanıtlar Buldu!
MakaleJeologlar "Kartopu Dünya" Dönemine Dair Güçlü Kanıtlar Buldu!

Gezegenimiz bir zamanlar bir kartopu gibiydi. Yaklaşık 635 ile 720 milyon yıl önce, Dünya tamamen kalın bir buz tabakasıyla kaplıydı. O dönemde kısmen çorak olsa da bu periyot sonunda bu tabakanın karmaşık yaşamın başlaması için çok önemliydi. Şimdi ise uluslararası bir ekip, İskoçya ve İrlanda'daki Port Askaig Formasyonu'nda "Kartopu Dünya"nın en eksiksiz jeolojik kaydını bulduklarını düşünüyor. Bu devasa kaya grubu, muhtemelen yaşamda büyük bir patlama yaşanmadan hemen önce, 662 ila 720 milyon yıl önce oluştu. Bulgular, 15 Ağustos'ta Journal of the Geological Society of London dergisinde yayınlandı. Çalışmanın eş yazarı ve Londra Üniversitesi Akademisi jeoloğu Graham Shields şöyle anlatıyor:

Bu çalışmada incelenen eşsiz kayaların tarihi, 60 milyon yıl süren Sturtian buzul çağına kadar uzanıyor. Bu buzul çağı yaklaşık 635 ila 720 milyon yıl önceki Kriyojeniyen Dönemi'ndeki iki büyük donma olayından biridir. Kriyojeniyen'den önce milyarlarca yıl boyunca gezegen çok daha sıcaktı ancak Dünya'daki yaşam genellikle tek hücreli organizmalardan ve alglerden oluşuyordu.

10
Paylaş