İçerikler - Sayfa 202
Orman yangınları; ormanlar, otlaklar veya çayırlar gibi doğal alanlarda plansız olarak çıkan yangınlardır. "Plansız" diyoruz, çünkü daha önceki yazılarımızda da anlattığımız gibi, itfaiyeler ve yetkili diğer kuruluşlar, belli bölgelerde sonraki yıllarda çıkacak daha büyük yangınları önlemek için zaman zaman kontrollü yangınlar çıkarabilirler. Ancak "orman yangını" derken kastedilen, genellikle bunların kontrolsüz olanlarıdır. Bu tehlikeli yangınlar hızla yayılır ve sadece yaban hayatı ve doğal alanları değil, aynı zamanda toplulukları da tahrip edebilir.
Ne yazık ki ülkemiz de Akdeniz ekosisteminin bir parçası olduğu için yangınlara inanılmaz müsaittir. Hatta şaşırtıcı bir şekilde yangınlar, Akdeniz ormanlarının sağlıklı kalabilmesinin önemli parçalarından biridir. Ancak iklim krizinin derinleşmesi, yangınlar hakkındaki genel bilgisizlik ve yangın yönetimi konusundaki zaaflar dolayısıyla ülkemizde çıkan yangınlar kısa sürede çok tehlikeli boyutlara ulaşabilmekte ve geniş çaplı can ve mal zararı yaratabilmektedir.
Nature dergisinde yayınlanan büyük bir uluslararası çalışma, ekmeklik buğdayın antik dünyayı nasıl şekillendirdiğini ve bugün 8 milyarlık küresel nüfusu besleyen ikonik bir ürün haline gelme yolculuğunu gözler önüne seriyor. Çalışmanın baş yazarlarından biri olan Kral Abdullah Bilim ve Teknoloji Üniversitesi'nden (KAUST) buğday araştırmacısı Profesör Brande Wulff şöyle açıklıyor:
John Innes Merkezi'nde grup lideri ve çalışmanın yazarlarından Profesör Cristobal Uauy şunları söylüyor:
Ecology and Evolution dergisinde yayınlanan yeni bir araştırma, Tyrannosaurus rex'i örnek alarak dinozorların ulaşabileceği maksimum boyutları değerlendiriyor. Kanada Doğa Müzesi'nden Dr. Jordan Mallon ve Londra Queen ile Mary Üniversitesi'nden Dr. David Hone, bilgisayar modellemesi kullanarak yapılan tahminlere göre T. rex'in fosil kanıtların gösterdiğinden %70 daha ağır olabileceğini belirtti.[1]
Birçok dinozorun ulaştığı devasa boyutlar, onları bir ilgi kaynağı haline getiriyor. Tabii bu durum, bu hayvanların nasıl bu kadar büyük boyutlara ulaşacak şekilde evrimleştiği sorusunu da gündeme getiriyor. Hangi dinozor türünün kendi grubunun en büyüğü veya hatta tüm zamanların en büyüğü olduğuna dair sürekli tekrarlanan iddialar ve karşı iddialar olduğunu unutmamak gerek. Yani bu konunun oldukça çalkantılı olduğunu söylemek mümkün.
Oregon Eyalet Üniversitesi'nden bir bilim insanının da dahil olduğu bir ekibin yaptığı çalışmada yalnız insanların kötü rüya görmeye daha yatkın olduğu ortaya konuldu. Oregon Eyalet Üniversitesi'nden Colin Hesse bu bulguların oldukça önemli olduğunu belirtiyor. Yalnızlık da uyku bozuklukları da ciddi halk sağlığı sorunlarıdır. Bunlar sorunlar; kalp hastalığı, felç ve erken ölüm riskinin artmasıyla ilişkilidir.
Journal of Psychology'de yayınlanan bir makalede Hesse ve Arizona Üniversitesi, Tampa Üniversitesi ve Whitwortih Üniversitesi'nden araştırmacılar, stresin yalnızlık ile hem kâbus sıklığı hem de kâbusun yoğunluğu açısından bağlantılı olduğunu belirtiyor.
Kütleçekimsel dalgalar, kaynağından ışık hızında çıkan ve kütle çekimsel hareketler sonucunda kütle çekim alanında meydana gelen geçici değişiklikler olarak tanımlanmaktadır. Einstein'dan önce ilk kez 1893'te Oliver Heaviside ve ardından 1905'te Henri Poincaré tarafından elektromanyetik dalgalara benzer yapılar oldukları öne sürülmüştür. Kütleçekimsel dalgalar, yerçekimi radyasyonu olarak bilinen ve elektromanyetik radyasyona benzeyen bir enerji taşımaktadırlar.
Kütleçekimsel dalgaların varlığına dair ilk öngörüler Hulse-Taylor ikili pulsar sisteminde gözlemlenen yörüngesel bozunma ile yapılmıştır. Bu bozunmanın enerji kaybını yerçekimi radyasyonu vasıtasıyla gerçekleştirdiğini göstermesi bakımından Genel Görelilik Teorisi ile uyumlu olduğu anlaşılmıştır. Söz konusu olgunun varlığının anlaşılmasından sonra tam olarak tespit edilmesi ise 2015 yılında gerçekleşmiştir. Bu tespiti gerçekleştiren alet kütleçekimsel dalgaları tespit etmek için lazer ışınlarını kullanan Lazer İnterferometre Kütleçekimsel Dalga Gözlemevi (İngilizce: "Laser Interferometer Gravitational-Wave Observatory") olmuştur.
/content/64f62cc7-6773-4396-997e-1541239a5591.png)
/content/fdba174a-06b9-4d75-a8ec-8256b5005b7a.jpeg)
/content/39f2ea91-cc03-48cc-b53d-f4091a38b6ce.jpeg)
/content/608936fd-4db9-4cd4-aca5-e9aff203b46c.jpeg)
/content/2c3fb212-f7cf-4399-82e7-9368de17237a.jpeg)