- Türler arası benzerlik
Türler arası benzerlik, evrimin kanıtı olmaktan ziyade bir sonucudur. Bir nevi "ipucu" olarak düşünülebilir. Türler arası biyolojik, morfolojik, genetik, anatomik, fizyolojik, davranışsal benzerlikler ve bu benzerliklerin türden türe kademeli olarak değişiyor olması, bu canlıların ortak atalardan türleştiği fikrini akla getirir. Ancak bu demek değildir ki evrimsel biyologlar, "Evrim doğruysa türler arası benzerlik olmalı. Türler arası benzerlik var. Dolayısıyla evrim var." gibi bir mantık hatası yapmaktadırlar. Benzerlik işin ilk adımıdır. Sadece bir parçasıdır. Sonraki adım, bu benzerliğin neden var olduğunu açıklamaktır.
- Ara geçiş türü / ara geçiş fosili
Türler arası benzerlik eğer ki ortak atalardan türeyerek var oluşun bir ürünüyse, birbirinden farklı iki canlı grubu arasındaki ara geçiş türlerinin de bu benzerliğin ortasında bir yerlerde olması gerekir. Bunu zaten biliyoruz ve hatta bunu hem deneysel olarak, hem de bugüne kadar keşfedilen binlerce ara geçiş fosili sayesinde doğrulayabiliyoruz. Ancak burada evrimin gücünü ve paleontolojinin bu sınavından nasıl geçtiğini gösteren çok kritik bir nokta var: İki tür arasındaki bir geçiş türünün sadece VAR OLMASI yetmez. Aynı zamanda, ÇOK SPESİFİK BİR TARİH ARALIĞINDA yaşamış olması gerekir!
- Üniformitaryanizm
Bu, Jeoloji'de "Günümüz, geçmişin anahtarıdır." olarak bilinen ilkedir... Ancak bu ilke sadece jeolojide değil, astrofizikten biyolojiye kadar bütün doğa bilimlerinde etkilidir. Ne olduğunu kısaca şöyle anlatabilirim. Bu ilkenin söylediğine göre Evren içerisinde süregelen doğal yasalar ve süreçler, geçmişte de benzer şekilde işlemiştir ve gelecekte de benzer şekilde işleyecektir. Bu ilke bize doğa yasalarının süreğen olduğunu, doğaya şekil veren doğal yasaların etkisinin uzun zaman dilimlerinde de devam edeceğini söyler. Bu ilkenin en önemli çıkarımlarından birisi şudur: Şu anda var olan sürecin çevresi üzerindeki ufak etkileri, uzun vadede sürekli devam etmesi sonucunda devasa etkilere dönüşebilmektedir.
- Parsimoni ilkesi (Occam'ın Usturası)
Aslında parsimoni ilkesi bilimin temel ilkelerinden biri değildir; ancak yol gösterici olması bakımından önemlidir. Occam'ın Usturası olarak da bilinen bu ilkeye göre, aynı konuyu izah eden birden fazla açıklama arasından en az sayıda varsayıma dayananı muhtemelen doğrudur. Burada kilit sözcük, muhtemelen sözcüğüdür. Elbette ki rekabet halinde birden fazla hipotez veya teori var diye, bunlar arasından en basit olanı her zaman doğru olacak diye bir kaide yok. Ancak bugüne kadar tekrar tekrar görüldüğü üzere, bir teoriye ne kadar fazla sayıda ispatlanmamış veya test edilmemiş varsayım eklerseniz, gerçeğe ulaşma ihtimaliniz o kadar düşmektedir.
- Evrim Teorisi
Bu canlılığın kademeli ve sistematik oluşu, matematiksel olarak da ispatlayabildiğimiz bir evrim yasası ile birleştirildiğinde harika bir açıklamaya dönüşmektedir: Evrim Teorisi. Bu teori, çok farklı açılardan teste tabi tutulup, her seferinde doğrulanabilmektedir. Veriler ve bulguların bu derece uyumlu olması, teorimizin doğruluğuna işaret etmektedir.
- Kademeli benzerlik
Türler arası benzerliklerin türden türe kademeli olarak değişiyor olması; yani canlılığın kademeli ve sistematik oluşu. Bu, çok yönlü bir analiz sonucunda ele alındığında ve üniformitaryanizm ilkesi ile birleştirildiğinde, doğada görülen benzerliklerin rastgele değil, uzun vadeli ve sürekli süreçlerin sonucu olduğunu gösterir (nehirlerin vadileri kademe kademe aşındırması örneğinde olduğu gibi).
- Jeolojik zaman dilimi / spesifik tarih aralığı
İki tür arasındaki bir geçiş türünün sadece VAR OLMASI yetmez. Aynı zamanda, ÇOK SPESİFİK BİR TARİH ARALIĞINDA yaşamış olması gerekir! ... Ancak görüyoruz ki, canlıların var oldukları zaman aralıkları ve sahip oldukları özellikler birbirlerinden bağımsız değil. Hem özellikler son derece yumuşak bir geçiş gösteriyor, hem de bu özelliklere sahip olan canlıların yaşadıkları jeolojik zaman dilimleri evrimsel biyolojinin öngörüleri ile örtüşüyor.
- Tiktaalik
İşte Neil Shubin ve ekibinin bulduğu Tiktaalik, tam da bu özellikleri taşıyor. Hem karasal, hem denizel canlıların özelliklerine sahip ve tam da olması gerektiği gibi, 375 milyon yıl önce yaşamış bir canlı türü!
- Eusthenopteron ve Panderichtys
Bu geçiş, 400 milyon yıl kadar önce yaşamış Eusthenopteron ve Panderichtys gibi sucul cinslerle başladı...
- Acanthostega ve Ichtyostega
...ve 350 milyon yıl kadar önce yaşamış Acanthostega ve Ichtyostega gibi dört ayaklı karasal canlılarla devam etti.
- Paleontoloji
Bu alan (matematik, genetik, paleontoloji ve sair olabilir) paleontolojiye odaklanarak evrimsel biyolojiyi nasıl sınava tabi tutabileceğimizi gösterir; çünkü paleontolojik veriler (fosiller) türler arası benzerliklerin ortasında yer alması gereken ara geçiş formlarını ve bu formların yaşadıkları jeolojik zaman dilimlerini ortaya koyar.
- Mikroevrim ve Makroevrim
Üniformitaryanizm ilkesinin evrimle bir diğer ilgisi ise, doğada gördüğümüz türler arası kademeli benzerliğin anlamlı olma sebebini açıklıyor olmasıdır. Aslında mikroevrim ile makroevrim kavramları arasındaki köprüyü kuruyor olması bakımından müthiş ilgisi var. (Detaylı açıklama başka bir videonun konusu olarak belirtilmiştir.)