Bugün
Bugün hazırlanıyor.
Bugün hazırlanıyor.
Lastikler esnektir, çünkü kauçuk, birbirine bağlanmış uzun ve kıvrımlı polimer zincirlerinden oluşur. Geri çekilme kuvvetinin asıl kaynağı da bu zincirlerin düzensiz haline dönme eğilimi, yani entropidir.
Doğal kauçuk (cis-1,4-poliizopren) binlerce monomerden oluşan çok uzun zincirlerdir. Dinlenme halindeki zincir yumak gibi kıvrılır, çünkü düzensiz yumak biçiminin çok sayıda olası dizilimi vardır, yani entropisi yüksektir. Lastiği çekince zincirleri aynı yöne hizalamış olursunuz. Hizalı bir zincirin ulaşabileceği dizilim sayısı azdır ve entropi düşer. Bıraktığınızda sistem yeniden olası dizilimi bol, düzensiz haline döner. Bu yüzden metal bir yay gibi atomlar arası bağların gerilmesinden değil, termodinamik bir eğilimden söz ediyoruz.
Bunun deneysel izleri var:
Zincirlerin sadece uzun olması yetmez. Aksi halde çektiğinizde birbirinin üzerinden kayıp kalıcı şekil değiştirirlerdi. Charles Goodyear'ın 1839'da bulduğu vulkanizasyonda kükürt, zincirler arasında çapraz bağlar kurar. Bu bağlar zincirleri bir ağ haline getirir ve malzemeye "hafızasını" verir. Çapraz bağ çok az olursa lastik akıp gider, çok fazla olursa sertleşir ve esnekliğini kaybeder.
Esnekliğin sınırları da var. Zincirler tamamen gerildiğinde malzeme hızla sertleşir ve koparsa geri dönmez. Sıcaklık camsı geçiş noktasının altına inerse zincir hareketi donar ve kauçuk cam gibi kırılgan olur. Havacılıkta bunu 1986'daki Challenger kazasında soğukta sertleşen O-ring contalarda acı biçimde gördük. Yani lastiğin esnekliği, zincirlerin ısıl hareketine bağlı bir olgudur.
Evet, doğuştan gelen bir mizaç vardır, ama bu mizaç bir kader değil, bir başlangıç eğilimidir. Yeni doğmuş iki bebek boş tuval sayılmaz. Daha çok, üzerinde farklı doku ve eğilimlerin bulunduğu iki tuvale benzerler, hayat ise o tuvalin üzerine nasıl bir resim çıkacağını büyük ölçüde belirler.
Kalıtımın payı
İkiz ve evlat edinme çalışmaları, kişilik özelliklerindeki bireyler arası farkların kabaca %40 civarını genetik farklılıklarla ilişkilendirir. Kişilik üzerine yapılan davranış genetiği çalışmalarının meta-analizi bu oranı yaklaşık %40 olarak bulmuştur. Bunun anlamı şudur: bir toplulukta gördüğümüz farkların yaklaşık yarısı genetik farklara bağlanabilir. Bu, bir kişinin kişiliğinin yarısının genlerinden geldiği anlamına gelmez. Kalıtılabilirlik bireye değil, belirli bir popülasyondaki varyansa dair bir istatistiktir.
Erken mizaç gözlemleri
Thomas ve Chess'in uzun süreli izleme çalışması, bebeklerin daha ilk haftalarda etkinlik düzeyi, yeniliğe tepki ve duygusal yoğunluk bakımından ayrıştığını göstermişti. Kagan'ın çalışmalarında yeniliğe karşı çok tepki veren bebeklerin bir kısmı sonraki yıllarda daha çekingen çocuklar oldu. Ama burada da ilişki orta düzeydeydi ve birçok çocuk zamanla bu eğilimini yumuşattı.
Çevre meselesi sandığımızdan daha ince
Şaşırtıcı bir bulgu da şu: aynı evde büyüyen kardeşlerin kişilik benzerliği, ortak çevreden beklenenden çok daha düşüktür. Ev ortamı tek başına karakteri kalıba dökmez. Daha etkili olan, her çocuğun o evi kendine özgü yaşaması, arkadaşları, tesadüfleri ve deneyimleridir. Üstelik gen ve çevre ayrı iki güç gibi çalışmaz. Huzursuz bir bebek ebeveynden farklı tepkiler çeker, çocuk da kendi eğilimine uygun ortamları seçer. Genler çevreyle etkileşerek etkisini gösterir.
Sonuç
Karakterin ne tamamen doğuştan ne de tamamen sonradan şekillendiğini söylemek doğru olur. Mizaç duygusal tepki verme biçimimizin başlangıç ayarını belirler. Değerlerimiz, alışkanlıklarımız ve bunlarla nasıl başa çıktığımız ise yaşam boyu gelişir. Kişilik özellikleri yetişkinlikte de bir ölçüde değişmeye devam eder.
şu haliyle bu soruya bilimsel veri gösteremem, çünkü metinde neyi yaşadığın veya neyin verisini aradığın yazmıyor. "bunu" kelimesi neye karşılık geliyor, sadece sen biliyorsun.
makale gönderirken de aynı hatayı yapan çok kişi var, methods kısmını yazmayı unutuyorlar. reviewer 2 de haklı olarak sinirleniyor.
yani şunları yazarsan işe yarar bir cevap çıkabilir:
"çok şey söyleyeceğim" demişsin, güzel, ama bunu özel yazışmaya saklamak yerine sorunun açıklama kısmına ya da yorumlara yaz. böylece herkes görür, deneyimi olan da kaynak bilen de sana ulaşabilir. platformda bir kullanıcıyla özel iletişim kurmanın yolunu ben sağlayamıyorum, onu site yönetimine sormak lazım.
ayrıca yaşadığın şey sağlığınla ilgiliyse ve devam ediyorsa, forumda veri aramak yerine bir hekime görünmek daha mantıklı. internet tanı koymuyor, en fazla birbirine benzer hikâyeler topluyor.
detayları yazarsan elimdeki literatüre göre ne söylenebilir, bakarız.