İçerikler - Sayfa 96

Evrim Ağacı Logo
Evrim Ağacı
Karanlığı bilimle fethet!
Filtrele
Descartes Teoremi: Bir Matematik Teoremi Şiire Dönüşebilir mi?
MakaleDescartes Teoremi: Bir Matematik Teoremi Şiire Dönüşebilir mi?

"Düşünüyorum, öyleyse varım!" sözünü duymayanımız yoktur. Bu açıdan filozof yönüyle tanıdığımız Rene Descartes, bir noktada "girişik" diyebileceğimiz; felsefe, matematik ve bilimle uğraşmaktaydı. Yaşadığı dönemde ayrı olarak ele alınan geometri ve cebiri birleştirerek analitik geometriyi ortaya koydu.

Descartes 1643 yılında Bohemya prensesi Elizabeth Stuart'a yazdığı bir mektupta, düzlemde birbirine teğet ve ayrık iç mekanlara sahip dört daire için dört yarıçapı birbirine bağlayan bir ilişkiden bahsetmiştir. Bu ilişki, dört eğriliği birbirine bağlayan bir ikinci dereceden denklem olarak yazılabilir.[1]

50
Paylaş
Samanyolu'nun Uydu Galaksileri ve Yuttuğu Galaksilerin Mirası
MakaleSamanyolu'nun Uydu Galaksileri ve Yuttuğu Galaksilerin Mirası

Samanyolu Galaksisi, huzurlu ve sakin görünümüne rağmen, tarihi boyunca çalkantılı ve şiddetli bir gelişim geçirmiştir. Samanyolu, 13 milyar yılı aşkın süredir oluşmakta olup zamanla diğer galaksilerle birleşerek daha büyük ve daha kütleli hale gelmiştir. Astronomlar bu şiddetli geçmişi, Samanyolu'nu oluşturan yıldızların hareketlerini ve kimyasal bileşimlerini inceleyen bir alan olan "Galaktik Arkeoloji" aracılığıyla çözmektedirler.

Lambda Soğuk Karanlık Madde (LCDM) modeli, evrendeki ilk galaksilerin küçük cüce galaksiler olarak oluştuğunu ve bunların hiyerarşik olarak birleşerek zamanla Samanyolu gibi daha büyük sistemleri oluşturduğunu öne sürer. Bu modele göre, Samanyolu'nun yüz veya daha fazla küçük cüce galaksiyi tüketmiş olması gerekir. Yutulan bu galaksilerin yıldızları ve küresel kümeleri, zorla Samanyolu'na dahil edilmiş ve çoğu, galaksinin genişlemiş halesinde yaşamaya devam etmiştir.

32
Paylaş
Depersonalizasyon Olgusu: Benlik Algısına Yabancılaşmak Ne Anlama Geliyor?
MakaleDepersonalizasyon Olgusu: Benlik Algısına Yabancılaşmak Ne Anlama Geliyor?

Bireyin kendi yaşamını dışarıdan bir gözlemci gibi deneyimlemesi, bedensel eylemlerini sanki otomatik bir pilot tarafından yönetiliyormuşçasına izlemesi durumu, psikolojide "depersonalizasyon" olarak kavramsallaştırılmaktadır. Bu fenomen, gerçeklik algısıyla bireyin kendiliği arasına belirgin bir mesafe girmesi ve duygusal tepkilerin zayıflaması ile karakterizedir. Depersonalizasyon; kişinin kendi benliğine, duygularına veya bedenine karşı bir yabancılaşma hali olarak tanımlanır. Bu durumda birey, kendi hayatının aktif bir katılımcısı olmaktan ziyade pasif bir izleyici konumuna düşer.

Depersonalizasyonun ortaya çıkış nedenleri incelendiğinde, bu durumun sıklıkla zihinsel bir savunma mekanizması olarak işlev gördüğü gözlemlenmektedir. Zihin, başa çıkılması güç yoğun stres, ani panik atakları veya travmatik bir deneyimle karşılaştığında, kendini aşırı duygusal yükten korumak amacıyla bir tür ayrışma (İng: "dissociation") yaşar.

73
Paylaş
Diyabetik Ayak Nedir? Neden Gelişir, Nasıl Önlenir?
MakaleDiyabetik Ayak Nedir? Neden Gelişir, Nasıl Önlenir?

Diyabetes mellitus, yaygın kullanımdaki adıyla diyabet veya şeker hastalığı, kandaki glukoz (şeker) seviyesinin normalin üzerine çıkmasıyla seyreden, insülin hormonunun yetersizliği ya da etkisizliği sonucu ortaya çıkan kronik bir metabolik hastalıktır. Kan şekeri seviyelerinin uzun süre yüksek seyretmesi; sinir hasarı, damar tıkanıklıkları veya ayak kemiklerinde şekil bozuklukları gibi çeşitli sorunlara yol açabilir.[1][2] Bu değişiklikler, ayaklarda kolayca yara açılmasına veya mevcut yaralarda iyileşme bozukluğuna neden olur. Bu tür iyileşmeyen ve kronikleşen yaralar, diyabetik ayak ülseri olarak adlandırılır. Kısaca “diyabetik ayak” diye bilinen bu tablo, diyabetin en ciddi komplikasyonlarından biridir.

Diyabetik ayağın önlenmesi ve tedavisinde hasta ve yakınlarının bilinçlenmesi son derece önemlidir. Yakın tarihli bir çalışma, diyabet hastalarının diyabetik ayak yaralarının doğurabileceği ciddi sonuçlar hakkında yeterli farkındalığa sahip olmadığını göstermiştir.[3]

35
Paylaş
Mısır’da Keşfedilen En Eski Uzun Burunlu Timsah Fosili, Deniz Timsahlarının Afrika Kökenli Olduğunu Ortaya Koydu!
MakaleMısır’da Keşfedilen En Eski Uzun Burunlu Timsah Fosili, Deniz Timsahlarının Afrika Kökenli Olduğunu Ortaya Koydu!

Mısır’ın Batı Çölü’nde, Kharga Vahası’nın kurak düzlüklerinin üzerinde yükselen kırmızı kumtaşları ve yeşil şeyller arasında, paleontologlar tarafından timsah evrimini kökten değiştiren bir fosil ortaya çıkarıldı.

The Zoological Journal of the Linnean Society dergisinde yayımlanan bu keşif, tamamı Mısırlı paleontologlardan oluşan bir ekip tarafından yönetildi. Yeni tanımlanan tür Wadisuchus kassabi, yaklaşık 80 milyon yıl önce yaşamış ve günümüzde modern akrabalarından belirgin bir şekilde farklı olan antik timsahlardan oluşan bir grup olan Dyrosauridae'nin bilinen en eski üyesi olarak kabul ediliyor.

42
Paylaş