İçerikler - Sayfa 705
3 Eylül 1967 sabahı, İsveç’te tüm ülke çapında bir kaos hâkimdi. İsveç, artık yolun sol tarafında araç kullanmamaya karar vermişti! O gün, sabah saat tam beşte, tüm trafik durdu. Sonra yavaş bir şekilde, sürücüler araçlarını diğer tarafa yönlendirdiler. Tüm hayatları boyunca yolun “ters” tarafında araç kullanan milyonlarca sürücünün yeni kuralları uygulamaya başlamasıyla kaos, ülke genelinde ortaya çıktı. Günlük işe gidiş gelişler son derece yabancı hale geldi. İşin en zor kısmı, sürücülerin adeta "kas hafızasına" atadıkları şeylerin çoğunu tekrar öğrenmekti, ki bu da sürüşün çoğunu oluşturur.
1950'lerin başında hükümet tarafından, trafiğin artık sağdan akması için bir öneride bulunulduğunda İsveçliler bu fikre şiddetle karşı çıktı. 1955'te yapılan referandumda seçmenlerin yüzde 83'ü fikre karşı oy kullanmasına rağmen, hükümet tarafından, İsveç'i Avrupalı komşularının geri kalanıyla aynı yola sokacak değişiklik için kesin karar verildi.
Birçok çalışma, genel zeka ve satranç yeteneği arasındaki ilişkiyi analiz etmiştir. Özellikle bazı çalışmalar vardır ki, bu iki değişken arasındaki ilişkiyi daha da ileri götürerek; satranç oynayan nüfusun, satranç oynamayanlara göre daha zeki olduğu kanısına varılmıştır.[1] Ancak bu çalışmalar bizleri, satrancın zekayı geliştirdiği sonucuna götürmez. Çünkü nedenselliğin yönü belirsizdir. Aslında bunun birkaç alternatif açıklaması vardır: Örneğin yüksek bir IQ, yüksek bir satranç yeteneğinin nedeni olabilir. Bir başka deyişle; zeki bir birey, satranç ileri derecede analitik düşünme becerisi gerektirdiği için, satranca daha çok ilgi duyabilir ve daha ileri düzey satranç yeteneği kazanabilir.[1] Tıpkı basketbolun boyu uzatmaması (veya halterin boyu kısaltmaması); ancak daha uzun boyluların basketbolda (ve daha kısa boyluların halterde) daha başarılı olması nedeniyle sanki oyunun boyun uzamasıyla ilgisi varmış gibi sanılması gibi...
Ancak yapılan bazı çalışmalar, satrancın en azından zekanın belli bileşenlerini geliştirdiğine dair ipuçları da sunuyor. Örneğin Michelene Chi'nin 1978 tarihli ve artık klasikleşmiş bir çalışmasında, satranç oyuncularının satranç pozisyonları için özel bir hafıza becerilerisinin geliştirdiği ortaya konmuştur.[2] 1933 yılında Chi'nin bu çalışmasını tekrarlayan Gruber ve ekibi, sonuçları yeniden doğrulamayı başarmışlardır.[3] Bu önemlidir; çünkü genel olarak bir beceri ne kadar spesifik olursa, o beceri, o kadar az farklı alanlara aktarılabilir. Ancak satranç becerisi her ne kadar ilk etapta spesifik görünse de, satranç ile geliştirilen dikkat odağının farklı alanlara da yöneltilebileceği, yapılan çalışmalarda gösterilmiştir.[4] Bu nedenle satranç ile zeka arasındaki nedensellik ilişkisinin gösterilmesi, insan zekasının gelişimini anlamak açısından da önemlidir.
Praseodimyum, "Pr" sembolü ile gösterilen ve atom numarası 59 olan kimyasal bir elementtir. Lantanid serisinin üçüncü üyesidir ve nadir toprak metallerinden biri olarak kabul edilir. Praseodimyum, manyetik, elektriksel, kimyasal ve optik özellikleri sebebiyle oldukça değerli olan; yumuşak, gümüşi, dövülebilir ve sünek bir metaldir. Doğal formda bulunamayacak kadar reaktif olan metal havaya maruz kaldığında yavaşça yeşil bir oksit kaplama geliştirir.
Praseodimyum; sarımsı, metalik bir parlaklığa sahip yumuşak, dövülebilir, sünek bir metaldir. Praseodimyum 930°C (1.710°F) erime noktasına ve yaklaşık 3.200°C (yaklaşık 5.800°F) kaynama noktasına sahiptir. Yoğunluğu, santimetre küp başına 6.78 ila 6.81 gram civarındadır. Praseodimyumun iki allotropu mevcuttur.
Dikkat eksikliği ve aşırı hareketlilik ile ilişkili belirtilere ilk kez 1775 yılında Melchoir Adam Weikard tarafından yazılan tıp kitabında rastlanmıştır. Bu kitapta Weikard, dikkati kolayca dağılabilen, dikkatini sürdüremeyen, aşırı aktif ve oldukça dürtüsel bazı çocuk ve yetişkinlerden bahsetmiştir. Bu bireylerin yaşadıkları sorunun yetersiz çocuk yetiştirme pratikleri ve biyolojik yatkınlıktan kaynaklanıyor olabileceğini, tedavisinde süt, bitkisel ürünler, sessizlik, yalnız kalma, at sürme gibi uygulamaların etkili olabileceğini belirtmiştir.[1]
1700lü yıllarda yapılan etkileyici şekilde çağdaş tanımlamanın aksine dikkat eksikliği ve hiperaktivite belirtileri, sonraki yıllarda "minimal beyin hasarı", "çocukluk dönemi hiperkinetik reaksiyonu", "dikkat eksikliği bozukluğu" gibi isimlerle anılmış ve bu isimlerle uyumlu olarak kimi zaman beyin hasarı kimi zaman sadece hiperaktivite ile ilişkilendirilmiştir. Bugün artık bu belirtileri Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) olarak isimlendiriyor, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu'nu yaşam işlevselliğini ve gelişimi olumuz yönde etkileyen dikkat eksikliği ve/veya hiperaktivite-dürtüsellik olarak tanımlıyoruz. Ayrıca bu bozukluğun çocuklarda yaklaşık %5-7, yetişkinlerde ise yaklaşık %3-5 olan görülme oranları ile yaygın bir nörogelişimsel bozukluk olduğunu biliyoruz.[2]
Neodimyum, "Nd" sembolü ile gösterilen ve atom numarası 60 olan kimyasal bir elementtir.
Neodimyum, yumuşak, dövülebilir bir metaldir. Oldukça kolay kesilebilir ve şekillendirilebilir. 1.024°C (1.875°F) erime noktasına ve yaklaşık 3.030°C (5.490°F) kaynama noktasına sahiptir. Neodimyumun yoğunluğu santimetre küp başına 7.0 gramdır.
/old/content_media/1df1b2dfdc3d595660ccb7850eed159c.jpg)
/old/content_media/38b0923f0bb01d6bda08bf2d3c5d6b68.jpg)
/old/content_media/f30479a3fd9dee7ce10a3dd5fb769332.jpg)
/old/content_media/b8967ee9607c9718dda25222c206701a.jpg)
/old/content_media/c9437ea2c7a3f9e8aaada988b4bf82ab.jpg)