İçerikler - Sayfa 682
Karbon ayak izi; alınan her ürün veya gerçekleştirilen her faaliyet için farklı süreçlerde atmosfere salınan karbon gazı toplamı olarak tanımlanabilir. Başka bir deyişle, birim karbondioksit cinsinden ölçülen, kurum veya bireylerin, ulaşım, ısınma, elektrik tüketimi vb. faaliyetlerinden kaynaklanan sera gazı emisyonlarının miktarıdır.
Besin tercihlerimizin de karbon ayak izimize etkisi vardır. Her besinin, üretim sürecinden sofraya gelene kadarki sürede geçirdiği tüm işlemler o besinin karbon ayak izini belirler. Üretiminde harcanan su, ulaşımı, taşıma için soğuk zincire ihtiyaç duyulup duyulmaması, üretim süreci gibi birçok faaliyet bu konuda belirleyicidir. Bunu daha iyi anlamak için, çeşitli besinlerin sera gazı (İng: "Greenhouse Gas" veya kısaca "GHG") üretimlerine bakalım;
Bir şeyi "bilmek" ne demektir? Anılarınızın gerçek olduğunu bilmek, Tanrı’nın var olduğunu (veya var olmadığını) "bilmek", şu an bu yazıyı okuduğunuzu "bilmek", arkadaşınızın size borcu olduğunu "bilmek" veya şu an bir bilgisayar oyunu karakteri olmadığınızı "bilmek": Bunları nasıl bilirsiniz? Bu sorular hala epistemik olarak değerini koruyor; ancak onlara yenilerini de eklemeye başladık. Bilmek, diğer bilenler ile nasıl bir ilişki içindedir? Bilmenin toplumsal arka planında neler vardır? Biliyor olmak ile epistemik-topluluklara dâhil olmak arasındaki ilişki nedir? İnançlarımız nasıl oluşur ve nasıl yayılır? Bu sorulara başka örnekler de eklenebilir.
Tahmin edileceği üzere “nasıl bileceğimiz”, sorusu "neleri bilebileceğimiz" sorusuyla da ilişki olarak Platon’dan Kant'a kadar felsefenin bir şekilde gündeminde olmuş önemli bir sorudur. Bilhassa Aydınlanma düşünürleri için bu soru merkezi bir önemdeydi. Ama son yıllarda “bilmeye” ilişkin sorularımızı ve bununla ilişkili olarak da bilme pozisyonlarımızı sorguladık ve yeni bilme teorileri geliştirdik. Fakat elimizde hala kusursuz bir yaklaşım olduğunu söylemek zor! Ama yine de bilmeye yönelik çabalarımız hem felsefi hem diğer açılardan eşsiz değerdedir.
Etilen gazı, bitki yaşam döngüsü boyunca bitki büyümesi, gelişimi ve stres yanıtlarındaki çeşitli süreçleri etkileyen önemli bir bitki hormonudur. Etilen etkisinde gerçekleşen meyve olgunlaşması gibi tepkiler, tarım için önemlidir. Günümüzde etilen sinyal yolağının temel moleküler unsurları anlaşılabilmiştir ve bunların negatif olarak düzenlenen benzersiz bir yolak olduğu ortaya çıkarılmıştır. Bu bilgilerin pratik uygulamaları, tarımda önemli gelişmeler sağlayabilir.
Basit bir hidrokarbon olan etilen, C2H4 sembolüyle gösterilir ve büyük bir önemi olan küçük, gaz formundaki bir moleküldür. Etilen; kauçuk, plastik, boya deterjan ve oyuncaklar gibi çok sayıda ürünün imalatında kullanılmasıyla Dünya'da en çok üretilen organik bileşik olmasının yanı sıra, bitki biyolojisinde önemli bir hormondur. Bu uçucu gaz molekülü; tohum çimlenmesi, kök gelişimi, sürgün ve kök büyümesi, ek köklerin oluşumu, yaprak ve meyve absisyonu, çiçeklenme, bitkinin eşeyinin belirlenmesi ve yaşlanma dahil bitki yaşam döngüsü boyunca bitki büyümesi, gelişimi, ve hayatta kalmasının birçok karmaşık yönüne aracılık eder.
Bitkilerin, hayvanların ve insanların genetik materyali, her hücrenin çekirdeğinde iyi bir şekilde korunur ve bir organizmayı oluşturan tüm bilgileri, çekirdeğin içerisindeki genetik materyal kapsamında depolar. Örneğin, çiçeklerin, kılların veya kürkün boyutu veya renkleri, çekirdekteki bu genetik materyal içerisinde bulunur ve bu genetik materyal, fenotipe (dıştan görünüme) yansır.
Ek olarak hücreler, kendi genetik materyallerini içeren küçük organeller de içerebilirler. Örneğin kendi genlerine sahip bu organellerden birisi, fotosentezde kilit rol oynayan bitki kloroplastlarıdır; bir diğeri ise, tüm canlı organizmalarda bulunan ve her bir hücrenin enerji santrali olarak iş gören mitokondridir. Peki genetik materyal, hücrelerin içerisinde kalıcı bir şekilde saklanıyor mu? Hayır! Daha önceden keşfedildiği üzere genetik materyal, bir hücreden diğer hücreye transfer olabilir (göç edebilir) ve hatta buna bağlı olarak farklı organizmalar arasında değiş tokuş bile olabilir!
Starcraft ve World of Warcraft serisinin arkasındaki stüdyo olan Blizzard tarafından oluşturulan Hearthstone, 2014'teki lansmanından bu yana en popüler oyunlardan biri haline geldi. Oyun, 70 milyondan daha fazla oyuncuya sahip ve hem yayın akışı hem de eSpor kapsamında dünya çapında en çok izlenen 5 oyun arasında yer alıyor. Üniversite sınıflarında video oyunlarının etkinliği ve faydası, akademisyenler tarafından net bir şekilde gösterilmiştir.[1][2][3][4][5][6] Yine de bilgisayar oyunlarının, özellikle de matematik ve tarih gibi birbiriyle ilişkisiz olarak düşünülen disiplinler arasında bir köprü olarak nasıl çalışabileceği hakkında çok az bilgi vardır. Bu yazı, Hearthstone gibi video oyunlarının, öğrencilerin bu bireysel disiplinleri daha iyi anlamalarına yardımcı olmak için ve aynı zamanda öğrencilere disiplinler arası tartışmanın önemini ve yararını göstermek için kullanılabilir.
Hearthstone, Magic the Gathering tarafından ünlü hale getirilen ve ilk olarak 1993 yılında tanıtılan bir çevirim içi kart oyunudur. En basit ifadeyle Hearthstone, her iki oyuncunun da birbirleriyle savaşması için benzersiz şekilde hazırlanamış 30 kartlık destelerin kullanıldığı bir teke tek oyundur. Minyon ve büyü kartları ile oynayan oyuncular, rakip oyuncuya hasar vermeye ve rakibin toplam canını sıfıra indirmeye çalışır. Oyunun düzeni, mana olarak bilinen bir birim tarafından belirlenir. Her turda, oyuncuların kartlarında harcayabilecekleri ek bir maksimum mana puanı vardır. Örneğin, 4. turda oyuncu 4 puana kadar mana harcayabilir ve sonraki turda, önceki turda ne oynadığına bakılmaksızın 5 mana puanına kadar harcayabilir. Genel olarak oynanması için daha fazla mana harcayan minyonlar, saldırı ve can açısından daha güçlüdür. Örneğin bir River Crocolisk oynamak 2 manaya mal olur ve bu kart 2'lik bir saldırıya ve 3'lük bir cana sahiptir. Oyuncular için ideal durum, 2. turda 2 mana maliyetli bir kart, 3. turda 3 mana maliyetli bir kart şeklinde devam eden diziyle oynamaktır. Böylece her turda kendilerine sunulan manadan en verimli şekilde yararlanabilirler ve mümkün olan en güçlü minyonları tahtaya koyabilirler.
/old/content_media/d7f054cb2cb078f08af0fa3650144497.jpg)
/old/content_media/0411c45c2c70c868cdbeaec8c4ba9be6.jpg)
/old/content_media/a8efae92c69af24c131a1451c19a5236.jpg)
/old/content_media/8a3a3a074e7333dc4de4333a37725059.jpg)
/old/content_media/133909a32bb7d1ef3e168abaaefe57d4.jpg)