İçerikler - Sayfa 637

Evrim Ağacı Logo
Evrim Ağacı
Karanlığı bilimle fethet!
Scleromochlus, Uçan Sürüngenler Olan Terozorların Atası Olabilir mi?
Scleromochlus, Uçan Sürüngenler Olan Terozorların Atası Olabilir mi?

1907'de tanımlanan ve şu ana dek 7 bireyin fosili bulunan Scleromochlus taylori, sahip olduğu özellikleriyle birçok bilim insanının aklını karıştırmıştı. Tanımlanmasının üzerinden bir asırdan fazla zaman geçmesine rağmen hala Scleromochlus hakkında bildiklerimiz kesin bilgiler değil. Ancak şu ana kadarki en güncel ve detaylı çalışma 2020'de S. Christopher Bennett tarafından yayınlandı ve Scleromochlus hakkında önceden kabul görmüş (Scleromochlus'un terozorların atası/kardeş türü olması, Scleromochlus'un koşucu olması, vb. gibi) bazı fikirler yeniden tartışıldı. Ne yazık ki Scleromochlus cinsi üzerine Türkçe bir yazı henüz yazılmamış. Biz bu yazımızda, Bennett'in makalesinde sunduğu yeni bulguları paylaşacağız ve Scleromochlus hakkında kapsamlı bilgiler sunacağız.

Fakat öncelikle, Scleromochlus cinsi nedir?

77
Paylaş
Türleşme Sürecinde Pekiştirme Mekanizması: Doğal Seçilim, Melezlenmeyi Azaltırken İzolasyonu Nasıl Artırır?
Türleşme Sürecinde Pekiştirme Mekanizması: Doğal Seçilim, Melezlenmeyi Azaltırken İzolasyonu Nasıl Artırır?

Yeni türler, doğada nasıl ortaya çıkar? Bu hikayenin yaygın olarak bilinen ama fazlasıyla basitleştirilmiş versiyonu; bir hayvan veya bitki popülasyonunun, bir nehrin akış yönünün değişmesi veya bir dağın yükseltisinin artması gibi sebeplerden dolayı coğrafi olarak birbirinden izole olması ve bu iki ayrı grubun izolasyon süresince çevresine adapte olması sonucunda genetik farklılıklar biriktirmesi şeklindedir. Bu şekilde bir doğal bariyerin ortaya çıkması sonucunda meydana gelen türleşmeye allopatrik türleşme diyoruz. En nihayetinde bu iki grubun DNA'ları birbirinden o denli farklılaşır ki bu popülasyonlar artık iyi ayrı tür olarak kabul edilirler. Türleşme işte bu şekilde gerçekleşmiş oluyor.

Gerçekte ise süreç, bundan çok daha karmaşıktır. Her ne kadar coğrafi izolasyon türleşme sürecini başlatıyor olsa da evrimsel biyologlar, çeşitli doğal seçilim biçimlerini içeren diğer güçlerin de bu sürecin tamamlanmasında yardımcı olabileceğini düşünüyorlar.

19
Paylaş
Bilimde Doğrulanabilirlik ve Yanlışlanabilirlik: Bir İddianın Bilimsel Olmasının Kuralları
Bilimde Doğrulanabilirlik ve Yanlışlanabilirlik: Bir İddianın Bilimsel Olmasının Kuralları

Bir şeyi bilim ile araştırmak, bilimsel araştırmaların sahasına sokmak için, o şeyin hangi kriterleri tatmin etmesi gerekir? Bilimsel bir argümanın/iddianın doğası nedir? İşte bu sorular, bilimsel yöntemin kapsamı ve sınırları ile ilgili araştırmaların temelini oluşturur. Genel olarak söyleyebiliriz ki bilimsel yöntemin kapsamını olgusal içeriği olan problemler, sınırını ise olgusal içerikten yoksun problemler oluşturur.

Bilimsel yöntemin kapsamı ve sınırıyla ilgili olarak, tarihsel olarak 2 yaklaşım geliştirilmiştir:

40
Paylaş
Willard Van Orman Quine: Analitik/Sentetik Ayrımı, Felsefede Yarattığı Kırılma ile Metafiziği Nasıl Etkiledi?
Willard Van Orman Quine: Analitik/Sentetik Ayrımı, Felsefede Yarattığı Kırılma ile Metafiziği Nasıl Etkiledi?

Willard Van Orman Quine, 20. yüzyılın en önde gelen Amerikalı “analitik” filozoflarından biridir. Quine'ın dil felsefesi, mantık, epistemoloji, bilim felsefesi ve zihin/psikoloji felsefesi (davranışçılık) de dahil olmak üzere felsefenin birçok farklı alanına önemli katkıları olmuştur. Fakat Quine, özellikle analitik/sentetik ayrımını reddetmesiyle tanınır. Teknik olarak bu, ("Bekar kişi, evli olmayandır." gibi) terimlerin anlamları açısından doğru olan ifadeler ile ("Bekar adam, gri bir takım elbise giymektedir." gibi) doğruluğu yalnızca terimlerin anlamları değil, dünyanın nasıl olduğuyla (yani dünyanın varlığına dair bir işlev ve olgularla) ilgili olan ifadeler arasındaki ayrımdır.

Bu iddia epey tartışmalı olmasına rağmen, analitik ayrım; bilhassa ampiristler arasında hem zorunlu olarak doğruluğun koşulları hem de bazı doğrulukların a priori olarak bilinebilirliği açısından popüler bir açıklama olmuştur. Bu sebeple de bazı bağlamlarda "analitik doğru", "zorunlu olarak doğru" ve "a priori doğru" kavramları, birbirlerinin yerine kullanılmıştır ve analitik/sentetik ayrımına; zorunlu ve olumsal (zorunlu olmayan) doğrular a priori ve a posteriori (veya ampirik) doğrular arasındaki ayrıma işaret etmek için kullanılmıştır. Ampirik (yani deneyime dayalı) doğrular, ilgili kavramların anlamlarından çıkarsanmak yerine yalnızca ampirik (deneyimsel) doğrulama yoluyla bilinebilir ve bu doğruların genellikle koşullu/şartlı (veya olumsal) oldukları düşünülür.

10
Paylaş
Adaptasyon Nedir? Evrimsel Adaptasyonlar Nasıl Ortaya Çıkar?
Adaptasyon Nedir? Evrimsel Adaptasyonlar Nasıl Ortaya Çıkar?

Adaptasyon, Doğal Seçilim yoluyla evrimleşen özelliklerin tamamına verilen isimdir. Dolayısıyla adaptif bir özellik, canlının bulunduğu ortamda hayatta kalma başarısını (uyum başarısını) artırır. Bu özellikler, popülasyon içinde çeşitlilik mekanizmalarıyla rastgele ve sürekli yaratılırlar, ancak yalnızca uygun çevre şartları oluştuğunda seçilirler. Bu özelliklerin evrimleşmesi sonucu, canlının ortamına "adapte olduğunu" söyleriz.

Daha önceden de izah ettiğimiz gibi, adaptasyon olgusu, evrimi harici bir bağlamda anlamsızdır; yani adaptasyonların evrimsel değişim olmadığını iddia etmek, tanım gereği oksimorondur: Adaptasyon, Doğal Seçilim yoluyla evrimleşen özelliklere verilen isimdir. Bir şey adaptasyon olup da evrimleşmemiş olamaz. Ancak evrimleşmiş her özellik adaptasyon değildir: Örneğin Cinsel Seçilim yoluyla evrimleşen özellikler her zaman "adaptasyon" kapsamında görülmez (bu, tartışmalı bir yaklaşım olsa da). Daha yaygın kabul edilen şekilde, Genetik Sürüklenme nedeniyle evrimleşen özellikler adaptasyon değildir.

250
Paylaş