Bristol Üniversitesi'ndeki bilim insanları tarafından yürütülen bir araştırma, tek hörgüçlü develerin böbreklerinin aşırılıklarla başa çıkmasına yardımcı olmada nasıl önemli bir rol oynadığına dair yeni bulgular buldu. Communications Biology dergisinde yayınlanan yeni bir makalede, deve böbreklerinin dehidrasyon (su kaybı) ve hızlı rehidrasyon (hızlı bir şekilde su kazanma) stresine tepkisini incelediler.
Camelus dromedarius, Kuzey ve Doğu Afrika, Arap Yarımadası ve İran'ın kurak ve yarı kurak bölgelerinde yaşayan önemli besi hayvanlarıdır ve milyonlarca insanın temel ihtiyaçlarını karşılamaya devam etmektedir. Arap Yarımadası'nda 3.000 ila 6.000 yıl önce evcilleştirildiği düşünülen deve, yük hayvanı olarak, binicilik ve spor yapmak, süt, et ve barınak üretmek için kullanılmış ve günümüzde de aynı amaçlarla kullanılmaktadır.
Her ne kadar Dünya çapında milyarlarca insanın aşılanmayı tercih etmesi sayesinde COVID-19 salgını büyük oranda yavaşlatılabilmiş olsa da halen aşıya erişimi olmayan veya aşılanmayı reddeden kişiler arasında devam eden salgın, yeni varyantların evrimine neden oluyor. Bunlardan en tehlikelisi, birçok ülkede baskın soy hattı haline gelen Delta varyantı adı verilen bir SARS-CoV-2 çeşidi. Bu varyantın çok daha bulaşıcı ve potansiyel olarak daha ölümcül; bu nedenle salgının gidişatı için önem arz ediyor.
Delta varyantı ilk olarak Hindistan'da keşfedildi ve o dönem, birden fazla "Endişe Verici Varyant"tan biri olarak sınıflandırıldı. Ancak diğer varyantlardan farklı olarak, çok daha kısa bir süre içinde önce Hindistan'da, sonra İngiltere'de yayıldı ve baskın mutant haline geldi. Şimdiyse onlarca ülkede salgın eforlarının altını oyma riski bulunuyor. Özellikle de aşılamanın daha yavaş olduğu veya aşı kararsızlığının daha yüksek olduğu yerlerde...
Birçok insan için, Fare Kulağı Teresi (Arabidopsis thaliana), yol kenarlarındaki bitkilerden biraz fazla öneme sahiptir, çünkü bu bitki, bitkilerin nasıl büyüdüğünü, geliştiğini ve evrimleştiğini anlamaya çalışan bilim insanları ile uzun bir geçmişe sahiptir. Bilimsel adıyla, Arabidopsis, 16. yüzyılın başlarında ilk defa bilimsel olarak tanımlandı ve 18. yüzyılda ilk genetik mutasyon saptandı. 1940'tan bu yana bilim camiasında popülaritesini arttıran Arabidopsis, günümüzde bitki genetiği, gelişimi ve fizyolojisini keşfetmek için bir model sistem olarak kullanılmaya devam etmektedir.
Onlarca yıllık bilimsel araştırmalar sonucunda Arabidopsis'in yapısının tamamen çözülmüş olması beklenebilir, fakat Amerika'daki Pensilvanya Eyalet Üniversitesi profesörlerinin yeni çalışması, bu mütevazı bitkinin sürprizlerle dolu olduğunu ortaya çıkardı. Araştırmacılar, yapısal mühendislikte bir konsolun işlevine benzeyen, bir uçta gövdeye bağlanan ve çiçek taşıyan sapı havada tutan "kantil" adında daha önce yayınlanmamış bir yapıyı tanımladılar. Sarah Assmann'ın grubunda yer alan doktora sonrası araştırmacısı olan Dr. Timothy Gookin, şöyle diyor:
Pandemi gibi hızlı gelişen bir durumda farklı ülke ve kuruluşlarda cerrahi maske ve solunum cihazlarının kullanımına ilişkin kılavuzlardaki farklılıklar, sağlık çalışanları arasında kafa karışıklığına ve endişeye yol açabileceği gibi, alınan önlemlerin SARS-CoV-2'nin bulaşmasını önleme yeteneğine yönelik güven eksikliğine de yol açabilir.
Imperial College London'dan Dr Gabriel Birgand ve meslektaşları, 1 Ocak - 31 Aralık 2020 tarihleri arasında Birleşik Krallık, Fransa, Almanya ve ABD'deki önde gelen kuruluşlar ve ajanslar tarafından yayınlanan enfeksiyon önleme ve kontrol kılavuzlarını analiz etti ve bunlar arasındaki farkları kaydedip, bu farklılığın nedenlerini araştırdı.
COVID-19'a karşı geliştirilen iki mRNA aşısının her ikisinin de insanlar için güvenli ve etkili olduğu klinik deneylerle ve şimdiye kadar aşılanmış milyonlarca insandan elde edilen ek verilerle kanıtlanmıştır. Ancak daha önceden SARS-CoV-2 enfeksiyonu geçirmiş olmanın aşı yanıtını nasıl etkilediği ve bu yanıtın ne kadar sürdüğü hala belirsiz. Şimdi, ACS Nano'da yayınlanan yeni bir çalışma, COVID-19'a yakalanıp atlatmış kişilere tek bir doz aşı yapmanın yeterli olduğuna yönelik kanıtları artıran verilere ulaştı. Ayrıca çalışma, önümüzdeki dönemde herkese "booster" adı verilen ek aşılar yapılması gerektiğini gösteren bulgular ortaya koyuyor.
Klinik çalışmaların gösterdiği üzere, Pfizer-BioNTech ve Moderna COVID-19 aşıları, semptomatik enfeksiyonlara karşı korumada yaklaşık %95 etkilidir. Her iki mRNA aşısı da bağışıklık sistemini SARS-CoV-2 mızrak proteini reseptör bağlama alanına (RBD) karşı antikorlar üretmesi için tetikler. Daha önce COVID-19 geçirmemiş kişilerde, bu yönde bir bağışıklık sağlamak için iki doz aşı gereklidir. Bununla birlikte, bu aşılara yönelik olarak yapılan klinik deneyler, hastalığa yakalanıp da sonradan iyileşen çok az sayıda insanı içeriyordu, bu nedenle bu bireylerin bağışıklık tepkisi daha az biliniyordu. Ayrıca, her iki grupta da antikor gelişiminin zaman süreci ve virüs nötralize edici antikorların ne kadar süre devam ettiği iyi tanımlanmamıştı.
/old/content_media/c2e0950d871fcb853bf543cb3bf4547b.jpg)
/old/content_media/78f9b7b9b72f7d2b88c6ba976acc6983.jpg)
/old/content_media/049f65a07b70f9efc39bb28b1f6fc0cc.jpg)
/old/content_media/d0d7b4f42d9837e7d06ef31e7c5badb6.jpg)
/old/content_media/b33ed502327280c830d71d2133a6b0ba.jpg)