Evrim Ağacı Logo
Evrim Ağacı
Karanlığı bilimle fethet!
Sivilceleri Patlatmalı mısınız? Hangi Tür Sivilceleri Patlatmak Tehlikelidir?
Sivilceleri Patlatmalı mısınız? Hangi Tür Sivilceleri Patlatmak Tehlikelidir?

Her ne kadar yüzdeki (veya vücudun geri kalan yerlerindeki) sivilceleri patlatmak rahatlatıcı bir hisse sebep olabilse de, bir sivilceyi patlatmadan önce ne yaptığınıza dikkat etmenizi öneririz. Dermatologlar tarafından yapılan genel uyarı, hiçbir sivilcenin patlatılmaması ve doğal hâline bırakılması gerektiği yönündedir.[1] Bu net uyarıya rağmen, görece daha zararsız bir müdahale olarak görülmesinden ve kişinin benliğine yönelik algısını genel olarak olumsuz etkileyen bir doğaya sahip olmasından ötürü sivilcelerin kurcalanacağını ve patlatılacağını öngörmek de zor değildir. Bu nedenle bu konuda bilmeniz gereken önemli detayları paylaşmaya çalışacağız.

Bir sivilce, aşırı miktarda deri yağı (sebum) ve ölü deri hücrelerinin, derideki deliklerde (porlarda) birikmesi sonucu oluşan bir komedon çeşididir. Komedonlar, derimizdeki kıl foliküllerinin tıkanmasıyla oluşan bir lezyon türüdür.

19
Paylaş
Sosyal Kimlik Teorisi Nedir? İnsanın Kabileci (Tribalist) ve Ayrımcı Kökenlerine Yönelik Neler Söyler?
Sosyal Kimlik Teorisi Nedir? İnsanın Kabileci (Tribalist) ve Ayrımcı Kökenlerine Yönelik Neler Söyler?

Sosyal kimlik, bir bireyin ait olduğunu hissettiği gruplara bağlı olarak, yani grup aidiyetinden yola çıkarak kendine yönelik geliştirdiği kavrayışın bir parçasıdır.[1] Toplumsal bir şekilde yaşayan insanlar, çok farklı şekillerde gruplara ve alt gruplara ayrılırlar. Bu gruplar arasındaki karmaşık ve dinamik etkileşimler, 1970'lerde ve 80'lerde Henri Tajfel ve John Turner tarafından geliştirilen ve Sosyal Psikoloji sahasının altında yer alan Sosyal Kimlik Teorisi kapsamında incelenir.[2][3]

İnsanlar, kategorik düşünmeye meyilli canlılardır. Toplumda "basmakalıp" veya "stereotip" olarak adlandırılan kalıplar da bunun bir ürünüdür. Sosyal kimlik de bu kategorik düşünmenin bir sonucudur.

101
Paylaş
Aşılar, Her Yaş Grubunda COVID-19 Nedeniyle Ölme Riskini Onlarca Kat Azalttı!
Aşılar, Her Yaş Grubunda COVID-19 Nedeniyle Ölme Riskini Onlarca Kat Azalttı!

Aşılarla ilgili kritik bir faktör, etkililik oranı olarak bilinen bir orandır. Bu oran, aşılı olan ve olmayan gruplar arasında hastalığa yakalanma riskinin değişimini verir. mRNA aşıları için bu oran %95 civarında, diğer birçok aşı içinse %50-80 civarındadır. Yani aşı olmayan gruptaki her 100 kişi için, örneğin mRNA aşısı ile aşılanan grupta 5 kişinin hasta olmasını bekleriz.

Ancak "hasta olmak", oldukça geniş bir kavramdır. Salgın başından beri izah ettiğimiz üzere, COVID-19'a yakalananların da çoğu hastalığı hafif-orta şiddette atlatmaktadır; ancak %20'lik bir kısımda semptomlar daha ağır olmakta, %5-10 arası hastanelik olmakta, %1 kadarı da ölmektedir. Bunlar, ilk etapta kulağa az gelse de, milyarlarca insana vurulduğunda milyonlarca ölüme ve kalıcı hasara karşılık gelmektedir. COVID-19'un tehlikesi budur.

16
Paylaş
Cam Kanatlı Kelebekler Nasıl Şeffaf Kanatlar ile Evrimleştiler?
Cam Kanatlı Kelebekler Nasıl Şeffaf Kanatlar ile Evrimleştiler?

Kelebeklerin kanatlarındaki renklerin nasıl evrimleştiğini daha önceden anlatmıştık. Bu yazımızda, çok özel bir kanat çeşidine göz atacağız: şeffaf kanatlar. Bu özel kanatlara sahip kelebekler Ithomiini (Ithomiine) oymağı altında sınıflandırılmaktadır. Bazı taksonomistler tarafından, Ithomiinae olarak bir alt ailesinde sınıflandırılmaları gerektiği önerilen bu kelebekler, Orta Amerika'nın yağmur ormanlarında yaşıyorlar.

Kelebeklerin kanatları ve böceklerin diğer birçok dokusu, birbirine geçen küçük pullarla kaplı kitin adı verilen ince, zarlı bir doğal polimer tabakasından oluşur. Saydam kanatlı kelebekler ise ışığı bu pullar etrafında hareket ettirmenin, daha az yansıtmanın, dikey olarak döndürmenin veya onlardan direkt olarak kurtulmanın yollarını bulmuşlar gibi gözüküyor. Elbette burada, kendi istekleri ile bilinçli bir yol bulmaktan ziyade, avantajlı olanların genlerini aktarabildiği doğal seçilim filtresinden bahsediyoruz. Şeffaflık (transparanlık) gibi bir "özel güce" sahip olmak, doğada oldukça sıra dışı bir kamuflaj anlamına geliyor. Kanada, Hamilton'daki McMaster Üniversitesi'nden biyolog James Barnett, şeffaflığın kamuflajın doruk noktası olduğunu söylüyor:

34
Paylaş
Etikte Duyguculuk: Alfred Jules Ayer ve Chrarles Leslie Stevenson
Etikte Duyguculuk: Alfred Jules Ayer ve Chrarles Leslie Stevenson

Bir gün tek başınıza iken bir sokakta yardıma muhtaç birini gördüğünüzü farz edin. Böyle bir karşılaşmada muhtemelen aklınızdan şu soruları geçirirsiniz: Bu kişiye yardım etmeli miyim? Ona yardım etmek için herhangi bir sebebim var mı? Diyelim ki bir sebebim var, bu sebebimin bir temeli var mı? Bu sebep, benim şimdi uydurduğum bir şey mi yoksa hep mi vardı? Bu ve bunun gibi sorular, aynı zamanda belirli bir durumda ne yapılması gerektiğine dair sorulan soruların hepsi, felsefenin bir disiplini olan etik tarafından incelenir. İnsan tavırlarının normatif bilimi olarak da tanımlanabilen etik, insanın nasıl davrandığıyla değil, nasıl davranması gerektiğiyle ilgilenir.[7]

Bu tanımlama yerinde olmakla beraber, tanımlamanın meta-etik kuramları kapsayan bir yapısı yoktur. Bu sebeple etiği normatif ve meta olmak üzere ikiye ayırmakta yarar vardır. Meta-etik, olgular üzerine konuşmak yerine etik kuramlar üzerine konuşur. Bizim bu makalede ele alacağımız "Duyguculuk"un önde gelen iki temsilcisinin ortaya koyduğu kuramlar, büyük oranda 20. yüzyılda yükselen Wittgensteincı ekolden etkilenilerek meydana getirilmiştir. Bu iki kuramı anlatmadan önce, ilk olarak Wittgenstein’ın düşüncesini ele almakta yarar vardır.

20
Paylaş