Sarı kantaron (Hypericum perforatum), Hypericaceae ailesinden, yaklaşık olarak 30-100 cm boylarında, çiçekli bir bitkidir. Geniş, sürünen rizomları olan, çok yıllık, otsu bir bitkidir. Kırmızımsı gövdeleri dik ve üst kısımda dallanmıştır ve 1 metreye kadar büyüyebilir. Sarı kantaron bitkisinin gövdesi, taban kısmında odunsudur ve yaprak izlerinden ötürü eklemli gibi gözükebilir.[1]
Anadolu’da binbirdelik otu, kan otu, kılıç otu, koyun kıran, kuzu kıran, mayasıl otu, püren, sarı kantaron, yara otu, gibi isimlerle bilinen H. perforatum türünün tarihçesi, etnobotanik kullanımı, kimyasal bileşimi ve aktiviteleri ile ilgili birçok çalışma bulunmaktadır.
Günümüz modern tıbbında sentetik ilaçların yaygın kullanımına karşın halk arasında bitkisel drogların kullanımının tercih edildiği bilinmektedir. Özellikle endüstriyel olarak gelişmekte olan ülkelerde sentetik ilaçlara göre bitkisel drogların daha ucuz ve ulaşılabilir olmaları, geleneksel tedavide çok uzun yıllardır biliniyor olmaları, yan etki ve ilaç etkileşimlerinin sentetik ilaçlara göre daha az bilinir olması gibi nedenlerle halk arasında yaygın olarak kullanıldıkları bir gerçektir.[3]
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) kayıtlarına göre, dünya nüfusunun %80'i günümüzde tedavi veya korunma amacıyla bitkileri kullanmaktadır. Özellikle 1990'lı yıllardan sonra, tıbbi ve aromatik bitkilerin yeni kullanım alanlarının bulunması ve doğal ürünlere olan talebin artması bitkilere duyulan ilgiyi her geçen gün arttırmıştır. Bitkilerden tıbbi amaçlı yararlanılması daha çok Uzakdoğu toplumlarında yaygın olsa da son yıllarda batı toplumlarında da tıbbi bitkilerden yararlanma alışkanlıklarının arttığı görülmektedir.
Amerika'nın K-mart isimli süpermarket zincirlerinin bir şubesine, bir gün 2 ürün iade edildi. İade edilen ürünlerden biri 154 dolarlık, diğeri 55 dolarlık iki kahve makinasıydı. Buraya kadar sorun yok. Sorun, iade edilen kutulardan çıkan şeylerdi: Kutulardan birine söndürülmüş bir basketbol topu koyulmuştu, diğerineyse halihazırda fazlasıyla kullanılmış bir kahve makinası... Anlayacağınız, birileri hırsızlık peşindeydi: Kutulardaki gerçek ürünleri aldılar, para iadesini de alacaklar, böylece bedavaya 2 kahve makinası almış olacaklar; bu, sıradan bir hırsızlık yöntemi... 2018 yılında Appriss Retail tarafından yapılan bir çalışmaya göre bu şekilde yapılan "iade sahtekârlığı"nın mâliyeti 18.4 milyar dolar değerindedir.[1]
Konumuzla ilgili olan, daha şaşırtıcı şeyse şu: Süpermarket yöneticileri bunu polise bildirdiler ve polis de suçluyu yakaladı: Suçlu, 3. Andrew Francis Lippi isimli bir şahıstı. Lippi, bir süperzengindi. Bu hırsızlığı yapmadan 1 hafta önce Florida Keys adalarında 8 milyon dolara bir ada satın almıştı.[2]
Bilardo oyununda kusursuz bir açılış yapmadıysanız ve profesyonel bir oyuncu değilseniz, işiniz biraz zor olabilir. Bu durumda kazanmak için biraz değişiklik yapmaya ne dersiniz? Yani dikdörtgen bilardo masasını, eliptik bir masa haline getirirsek oyunu kim kazanır? Elbette bu bir oyun olduğu için, muhakkak şans faktörünü göz önünde bulundurmalıyız. Yani isteka tutuş açınız, vuruş açınız ve bilardo toplarının kenarlara değme noktaları tamamıyla bir kaos etkisi yaratabilir. Öte yandan matematik, kazanma şansınızı artırabilir. Ama ne düzeyde? Sadece matematikten faydalanarak, bir bilardo oyununu sürekli kazanabilir miyiz?
Bilardo oyunu, üzerine topların yerleştirildiği dikdörtgen bir masada ("bilardo masası" olarak bilinir) oynanır. Bilardo oyununun birden fazla çeşidi vardır: Örneğin, cepleri (veya delikleri) olmayan ve iki kırmızı bir beyaz top ile oynanan "karambol" olarak da isimlendirilen üç top bilardosu veya cepli olarak oynanan sekiz top bilardosu gibi. Bu oyunlarda toplara, "isteka" adı verilen bir çubuğun ucuyla vurulur ve bu dürtme, vurulan topun diğer toplara çarpmasına ve masanın kenarlarından yansımasına neden olur. Gerçek bilardo, topu düz bir çizgide hareket etmeyecek (kavisli) şekilde döndürmeyi içerebilir; ancak bilardonun matematiksel çalışması genellikle yansıma ve geliş açılarının aynı olduğu durumlardan oluşur. Bu bakımdan bilardo toplarının davranışı, aynaya düşen ışığın davranışıyla modellenebilir.
Altın Kural, başkalarına size davranılmasını istediğiniz gibi davranmanızı öğütleyen ahlaki bir ilkedir. Örneğin, insanların size saygıyla yaklaşmalarını istiyorsanız onlara saygılı davrandığınıza emin olmalısınız.
Altın Kural, tarih boyunca birçok farklı kişilerce birçok farklı şekilde ifade edilmiş, birçok farklı durumda size yol gösterebilecek felsefi bir ilkedir. Bu nedenle; bu yazıda Altın Kural hakkında bilgi edinecek, nasıl değiştirilebileceğini ve günlük hayatta nasıl uygulanabileceğini öğreneceksiniz.
/old/content_media/d3e011e8a1016b27384b673a664e917e.jpg)
/old/content_media/5f2ebae4ab5542dcac373a722e6c21bd.jpg)
/old/content_media/c52e09d9f8a1d0e7a1a1e49a8307d282.jpg)
/old/content_media/3224fb6b1a54ea4745806be5576bd940.jpg)
/old/content_media/b6cf30f8b5f7b604b93ac2243ce4f267.jpg)