Bir kriz sırasında hızlı bir şekilde yapılan bilimin, "iyi bilim" olduğunu nereden bilebiliriz? Bu soru, özellikle de COVID-19 aşısının yaygın kullanıma girmesiyle yeni bir önem kazandı. Araştırmacılar, aşıları bir yıldan kısa bir sürede geliştirmeyi başardılar ve bu, bundan önceki rekor aşı üretim süresi olan olan 4 yıllık rekoru zorlanmadan kırmayı başardı.[1][2] Ama bu kadar hızlı bir teknolojik gelişim, bulaşıcı hastalık uzmanları aşıların güvenli söylemesine rağmen, insanların aşı olmaktan korkmasına veya uzak durmasına neden olabiliyor.[3][4][5]
Bilim insanları, Challenger uzay mekiği patlamasından tutun da 2020 Kaliforniya orman yangınlarına kadar her türlü krizde baskı altına alınıp, konuyla ilgili cevaplar bulmaya çağrılıyorlar.[6][7] Bu çağrıya kulak veren bilim insanları, bir yandan "düzenli" araştırma modundan "kriz" araştırması moduna geçerken ve uzun çalışma saatlerine, zihinsel olarak zorlu görevlere ve üzerlerindeki yoğun gözetleme baskısına ayak uydurmaya çalışırken, diğer yandan da katı bilimsel standartları korumak zorunda kalıyorlar. Neyse ki, kriz şartlarında üretilen bilim de normal koşullarda üretilen sonuçlar kadar sağlam ve güvenli olabilir.[8]