Muhammed'den, İsa'dan, Buda'dan önce Zerdüşt vardı. Kendisi 3.500 yıl kadar önce, Bronz Çağı İran'ında tek bir tanrı görüsüne sahipti. Bin yıl sonra, dünyanın ilk büyük tek tanrılı dini olan Zerdüştlük, büyük Pers İmparatorluğu'nun resmi dini oldu. Ateş tapınaklarına milyonlarca mürit geliyordu. Bundan bin yıl sonra ise imparatorluk yıkıldı; Zerdüştler işgalcilerin dinine, İslam'a inanmaya başladılar. Günümüzde, yani 1.500 yıl sonrasında ise Zerdüştlük ölmekte olan bir din olarak karşımıza çıkıyor. Tapınaklarındaki kutsal ateşleri yakan müritleri ise günbegün azalıyor.
Bir kimse, yeni bir din iddiası sunduğunda, eylemlerine bir "kült" muamelesi yaparak, onları yok sayarız. Ancak çok sayıda kişinin inandığı bir inanç biçimi gördüğümüzde, öğretilerini ve geleneklerini, zamanla yitip gitmeyen, kutsal unsurlar olarak değerlendiririz. Bir din öldüğünde ise "mit" halini alır ve "kutsal gerçeğe" yönelik yorumlarının da sonu gelir. Mısırlıların, Yunanlıların ve İskandinavların tanrıları da bizim için böyledir; zamanında gerçek olarak yorumlanan şeyler, artık kutsallık iddiasından uzak efsanelerdir.