İçerikler - Sayfa 45

Evrim Ağacı Logo
Evrim Ağacı
Karanlığı bilimle fethet!
Yeni Işık Tabanlı Bir Sensör, Yüksek Hassasiyetli Hastalık Testlerini Daha Taşınabilir Hale Getirebilir!
MakaleYeni Işık Tabanlı Bir Sensör, Yüksek Hassasiyetli Hastalık Testlerini Daha Taşınabilir Hale Getirebilir!

Yüksek hassasiyetli tıbbi testleri düşündüğümüzde genellikle büyük cihazlarla, eğitimli teknisyenlerle ve özenle kontrol edilen koşullarla dolu bir hastane laboratuvarı hayal ederiz. Bu durum, bilim insanlarının bir sensör yüzeyine bağlanan biyomoleküllerin neden olduğu son derece küçük değişimleri tespit etmeye çalıştığı optik biyosensörler (biyolojik algılayıcılar) için özellikle geçerlidir.

Bu minik değişimler hastalıklar, tedaviye verilen yanıtlar veya biyolojik işlevler hakkında önemli bilgiler taşıyabilir. Ancak bunları tespit etmek çoğunlukla hassas spektrometrelere, kararlı ışık kaynaklarına ve özenle hizalanmış cihazlara ihtiyaç duyar. Bu durum, birçok gelişmiş biyosensör teknolojisini laboratuvar ortamında güçlü kılsa da daha küçük kliniklerde, uzak bölgelerde veya hasta başı bakım noktalarında kullanımını zorlaştırır.

11
Paylaş
Giyilebilir Cihaz Verileri, Yaşlanma Sürecimiz Hakkında Bize Neler Söylüyor?
MakaleGiyilebilir Cihaz Verileri, Yaşlanma Sürecimiz Hakkında Bize Neler Söylüyor?

Daha uzun yaşamak hiçbir zaman sadece hastalıklardan kaçınmak veya her gün yüksek yoğunluklu aralıklı antrenman yapmaktan ibaret olmadı. Teknoloji geliştikçe araştırmacılar, vücudun zaman içinde nasıl değiştiği ve geliştiğiyle giderek daha fazla ilgileniyorlar.

Eskiden odak noktası sadece daha uzun yaşamak iken artık bu odak, daha uzun ve çok daha tatmin edici bir yaşam sürmek anlamına gelen sağlık ömrü (İng: "healthspan") kavramına doğru kayıyor. Bu bağlamda, milyonlarca giyilebilir sağlık cihazından elde edilen devasa veriler, günlük alışkanlıklarımızın yaşlanma sürecimizi nasıl şekillendirdiğine dair önemli ipuçları sunuyor.

7
Paylaş
Nöromorfik Mühendislik Nedir?
MakaleNöromorfik Mühendislik Nedir?

Günümüzün modern bilgi işlem sistemleri, saniyede katrilyonlarca matematiksel işlemi gerçekleştirebilen muazzam bir hesaplama gücüne sahiptir ancak bu yüksek işlem gücünün arkasında yatan geleneksel donanım mimarisi, insan beyninin çalışma prensiplerinden radikal biçimde farklıdır. 1940'lı yıllardan bu yana bilgisayar dünyasının temelini oluşturan Von Neumann mimarisi, veriyi işleyen merkezi işlem birimi (CPU veya GPU) ile veriyi depolayan bellek birimlerinin birbirinden fiziksel olarak ayrıldığı bir yapıya dayanır.

Bu ayrım, verinin iki birim arasında sürekli olarak gidip gelmesini zorunlu kılar. Özellikle büyük veri setleri, derin öğrenme algoritmaları ve yapay zekâ modelleri çalıştırılırken veri transferi hafıza darboğazı (İng: "memory wall") adı verilen bir gecikmeye ve yüksek güç tüketimine yol açar.

18
Paylaş
Her Gün 10.000 Adım Atmanız Gerekiyor mu? Yoksa Bu Sadece Bir Satış Politikası mı?
MakaleHer Gün 10.000 Adım Atmanız Gerekiyor mu? Yoksa Bu Sadece Bir Satış Politikası mı?

Fiziksel aktiviteyi artırmak, sağlıklı bir yaşam sürdürmenin temel taşlarından biridir. Yapılan epidemiyolojik çalışmalar, düzenli yürüyüş yapmanın mortaliteyi (ölüm oranını) önemli ölçüde azalttığını ve yaşam süresini uzattığını kanıtlamaktadır.[4] Çok yürümek ömrü uzatıyor[5] ama 10.000 adımın bilimsel bir gerçekliği yok. Adım değeriniz yaşınıza, kilonuza ve amacınıza göre değişiklik gösterir. Amaç kilo vermek ise aldığınız kaloriden fazlasını yakmak için adım sayınız farklı olur, eğer amaç kiloyu korumak ise farklı, diz ameliyatı olmuş ya da kalçasına protez taktırmış bir bireyin atacağı adım sayısı farklı olur.

Popüler kültürdeki "günde 10.000 adım" kuralının doğrudan bir biyolojik gereklilikten ziyade, tarihsel bir pazarlama taktiğine dayandığı bilinmektedir. İdeal adım sayısı; yaşınız, mevcut kondisyonunuz, kronik hastalıklarınız ve kilo verme veya form koruma gibi spesifik hedeflerinize göre profesyonellerce belirlenmiş bir aralıkta olmalıdır.

30
Paylaş
Erdem Sinyallemek Ahlaki Bir Çarpıtma mıdır?
MakaleErdem Sinyallemek Ahlaki Bir Çarpıtma mıdır?

İnsanlar sürekli ahlaki meseleler hakkında konuşup dururlar. Kamusal alanlarda ahlaki iddialar öne sürüldüğünde çok sık duyduğumuz tepkilerden biri "onlar ahlak sinyallemesi" yapıyor demektir. Özellikle Twitter bu türden suçlamalar ile doludur: Gazeteci Piers Morgan, oyuncu Jameela Jamil'i "acınası bir erdem sinyalcisi aptal" olmakla; muhafazakâr bir kurum olan Manhattan Institute for Policy Researce iklim aktivistlerini erdem sinyalcisi kişiler olmakla; yazar Bjorn Lomborg ise veganlığı bir erdem sinyallemesi olmakla itham etmiştir (verdiğimiz örneklerden de görüleceği üzere erdem sinyalcisi olma ithamı genellikle solcular değil sağcılar tarafından dile getirilir).

Bu manzarada birini "erdem sinyallemesi" yapmakla suçlamak aslında onu bir tür ikiyüzlülükle itham etmek anlamına geliyor. Suçlamaya maruz kalan kişi ilgili ahlaki meseleyi içtenlikle önemsediğini söyler fakat bu bu suçlamaya göre asıl önemsediği şey yalnızca kendisidir. Bırakın zihinleri veya dünyayı olumlu anlamda değiştirmeyi amaçlamayı, onların tek derdi kendilerini olabildiğince gösterişli ve etkileyici bir şekilde sergilemektir. (2015'te bu ifadeyi kendisinin icat ettiğini iddia eden, ancak aslında icat etmeyen) Gazeteci James Bartholomew’un The Spectator dergisinde belirttiği üzere, erdem sinyalleme başkalarını önemsemek veya onlara içten ilgi göstermekle değil, "kişinin egosunu yüceltme arzusu ve bitmeyen kibrinden" kaynaklanmaktadır.

13
Paylaş