Bir sürü sınavı başarıyla bitirip üniversiteyi kazandınız. Yine bir sürü başka sınavı da geçip mezun oldunuz. Bir süre iş aradınız, nihayet en azından idare edebileceğiniz bir iş buldunuz. Şimdi sizden beklenen uygun bir eş bulmanız. Diyelim onda da işler yolunda gitti ve evlendiniz. Sıradaki toplumsal beklentiyi gayet iyi biliyorsunuz: Çocuk sahibi olmanız…
Peki neden? Çünkü geleneksel olarak, bu silsile içindeki her bir aşamanın sizi daha mutlu ve "bütün" bir birey yapacağı varsayılır. Kadınlar üzerinde daha çok bulunan bu sosyal baskıya göre "Çocuk evin neşesidir.", "Oğlanı kızı olmayan avrattan, eski hasır yeğdir.", "Çocuk olmayan evde baca tütmez.", "Çocuksuz kadın meyvesiz ağaç gibidir.", "Çocuklu ev pazar, çocuksuz ev mezardır." ve daha nicesi.[1]