İçerikler - Sayfa 269

Evrim Ağacı Logo
Evrim Ağacı
Karanlığı bilimle fethet!
Filtrele
Kuyruksuz Maymunların Kuyruklarını Nasıl Kaybettiği Keşfedildi!
MakaleKuyruksuz Maymunların Kuyruklarını Nasıl Kaybettiği Keşfedildi!

NYU Grossman Tıp Fakültesi araştırmacıları tarafından yürütülen yeni bir çalışmaya göre atalarımızdaki genetik bir değişiklik, insanlar ve diğer kuyruksuz maymunların neden neden kuyruksuz olduğunu kısmen açıklayabilir.

Nature dergisinde yayınlanan çalışma, kuyruksuz maymunların DNA'larını kuyruklu maymunlar ile karşılaştırdı ve kuyruksuz maymunlarda olan kuyruklu maymunlarda eksik olan bir ekleme tipi mutasyon buldu.[1] Araştırma ekibi, TBXT genindeki mutasyonun kuyrukları etkileyip etkilemediğini incelemek için fareler üzerinde deney yaptı ve kuyruksuz doğum da olmak üzere kuyrukta bazı etkiler gözlemledi. Çalışmanın yazarlarından MIT ve Harvard Broad Enstitüsü'nde baş araştırmacı olan Bo Xia şöyle anlatıyor:

39
Paylaş
Feed image
Makale

Sabah uyandığınızda vazoya konulmuş güzel bir buket çiçekle karşılaşmak çok güzel bir histir. Ancak yaprakların dökülmeye başladığını, solduğunu ve saplarının sarktığını görmeye başladığınızda... İşte bu pek de hoş bir his değildir. Biraz kimya ve biyoloji bilgisi sayesinde muhtemelen sadece evinizde bulunan malzemeleri kullanarak kesme çiçeklerinizin ömrünü uzatabilirsiniz.

Muhtemelen daha önce çiçek saplarının uçlarını koparıp dikkatlice bir şeyin içerisine yerleştiren birisini görmüşsünüzdür. Peki bunun arkasındaki mantık nedir? Sapların yüksekliklerini değiştirmek çiçeklerin etrafının fazla sarılmasını önlemeye yardımcı olur. Bu, çiçeklerin fiziksel olarak birbirine temas etmesini, böylelikle taç yapraklarının dökülmesini önlemek ve yoğun ıslak yaprak kümelerinde mikrobiyal büyüme olasılığını azaltmak gibi iki amaca hizmet etmektedir.

18
Paylaş
Genel Görelilik Teorisi Deneysel Olarak İspatlandı mı?
MakaleGenel Görelilik Teorisi Deneysel Olarak İspatlandı mı?

Einstein 1915 yılında Genel Görelilik Teorisini ortaya attıktan sonra, teorinin test edilebilmesi için aynı zamanda üç öneride de bulundu: Merkür'ün günberi noktasının yaptığı presesyon hareketi, çekimsel alanda hareket eden ışığın sapıncı ve çekimsel kırmızıya kayma. Merkür'ün durumu o zamanlarda da biliniyordu ve bunlar kısa sürede doğrulandı. Aynı zamanda bugün bu yöntemlere ek çeşitli yöntemlerle de görelilik teorisini test edebiliyoruz.

Diğer gezegenlerin aksine Merkür, ilginç bir yörünge hareketine sahipti. O zamanlar Newton mekaniği ile yörünge hareketleri gayet başarılı bir şekilde açıklanabiliyordu, lakin Merkür'ün bu garip hareketini açıklamak o kadar kolay değildi. Çünkü denklemler, normal koşullarda böyle bir hareket olmasını mümkün kılmıyordu. Belki de henüz fark edilememiş başka bir gezegen, Merkür'ün yörüngesinde değişimlere sebep oluyordu diye düşünüldü. Bu gezegenin bulunması çok kolaydı, fakat ortada bir gezegen yoktu.

28
Paylaş
Hamileliğin 2. Haftasında Neler Olur? Ovulasyon Nedir ve Ne Zaman Gerçekleşir?
MakaleHamileliğin 2. Haftasında Neler Olur? Ovulasyon Nedir ve Ne Zaman Gerçekleşir?

Hamileliğin ikinci haftası, son adetin ilk gününden bir hafta geçmesiyle başlar. Bu noktada kişi henüz tam anlamıyla hamile değildir, çünkü döllenme gerçekleşmemiştir. Buna karşın bu haftanın sonlarında döllenme gerçekleşirse kişi iki haftalık hamile kabul edilir.

İkinci haftada yaşanan en önemli olay, ovulasyon yani yumurtlamadır. Kişinin gebe kalma ihtimalinin en yüksek olduğu zamanlar tahmini ovulasyon döneminin 3 ila 4 gün öncesi ve sonrasındaki günlerdir. Doğurganlık evresi adı verilen bu dönem, ortalama olarak gebeliğin ikinci haftasının sonu ve üçüncü haftasının başlangıcına denk gelir.

20
Paylaş
Kütleçekimsel Merceklenme Nedir? Galaksilerden Gelen Işık Bize Ulaşmadan Önce Nasıl Kırılıyor?
MakaleKütleçekimsel Merceklenme Nedir? Galaksilerden Gelen Işık Bize Ulaşmadan Önce Nasıl Kırılıyor?

Einstein 1915 yılında Genel Görelilik Teorisini ortaya attığında; maddenin uzay-zamanı büktüğünü ve aynı zamanda maddenin bu bükülmüş uzay-zamanda hareket etmesi gerektiğini biliyordu. Yani cisimler, ortamın geometrisini takip etmek zorundaydı. Bu da kütleçekimsel bir alandan geçmekte olan ışığın rotasının değişmesi gerektiğini ima eder. Bu durum, kütle çekimsel merceklenmenin temelini oluşturur.

Her cisim, kütlesinden ötürü ışığın rotasını bir miktar saptırabilir. Fakat burada basit bir sapınçtan bahsetmiyoruz. Burada öylesine bir sapınç var ki artık uzay-zamanın kendisi ciddi bir biçimde bükülmüş olduğundan tıpkı bir mercek gibi görev görüyor. Arka planında kalan cisimlerin görüntülerini bozuyor, onları büyütüyor ve hatta görüntülerini çoğaltıyor.

26
Paylaş