Biz insanlar, teknolojik ilerlemeler ve şehirleşmenin getirdiği yaşam biçimleriyle doğadan uzaklaşmış gibi görünsek de aslında doğayla olan bağlarımızı hiçbir zaman tamamen koparamayız. Zira varlığımızın temeli, bizi kuşatan doğal dünyaya dayanmaktadır. Modern yaşamın karmaşası içinde bu bağı göz ardı ediyor olabiliriz ancak unutmamak gerekir ki insanlık ve doğa arasında pek çok simbiyotik ilişki mevcuttur.
Örneğin insan mikrobiyotası, yani vücudumuzda yaşayan mikroorganizmaların oluşturduğu topluluk, bu tür bir simbiyozun çarpıcı bir örneğidir. Bu mikroorganizmalar özellikle bağırsaklarımızda; fakat aynı zamanda cildimizde, ağızda, solunum yollarında ve diğer pek çok bölgede bulunur. Mikrobiyotanın büyük bölümü, sağlığımız için kritik işlevler üstlenir. İnsanların simbiyotik ilişkilerinin en dikkat çekici örneklerinden biri ise bazı yerel toplulukların bal bulma sürecinde balkılavuzu kuşlarıyla kurduğu iş birliğidir.