İçerikler - Sayfa 164
Alkol kullanım bozukluğu Dünya çapında yaklaşık 400 milyon insanı etkileyen ve kanser, kardiyovasküler hastalıklar, karaciğer hastalıkları ve inme gibi ciddi rahatsızlıkların başlıca nedenlerinden biri olan bir sağlık sorunudur.
Alkol kullanım bozukluğu, bu fiziksel etkilerin de ötesinde öğrenme, hafıza ve ortama uyum sağlama gibi bilişsel esnekliğin temel unsurları olan beyin işlevlerini ciddi şekilde bozarak bireylerin yaşamlarını derinden etkiler.
Arkeologlar Dr. Wim van Neer, Dr. Bea De Cupere ve Dr. Renée Friedman, Journal of Archaeological Science dergisinde yayınladıkları makalede çiftlik hayvanlarında boynuz modifikasyonuna dair bilinen en eski kanıtları ortaya koydu.[1] Ayrıca araştırmacılar koyunlar için boynuz modifikasyonun ilk kanıtını da buldu.
Araştırmacılar, Yukarı Mısır’daki Hierakonpolis’te (MÖ yaklaşık 3700) bulunan elit mezar kompleksinde, boynuz deformasyonunun izlerini taşıyan 6 adet koyun keşfettiler. Bu koyunlarda tespit edilen deformasyonlar, şimdiye dek ağırlıklı olarak sığırlarla ilişkilendirilen Afrika’daki boynuz modifikasyonu uygulamalarına koyunların da dahil olduğuna işaret ediyor. Dr. Neer konu hakkında şunları söylüyor:
Kara delikler, evrendeki en yoğun kütleçekim alanlarına sahip kozmik yapılar olarak çevrelerindeki maddeyi etkileyerek çarpıcı fiziksel etkilere neden olmaktadır. Kara deliklerin çevresinde gerçekleşen madde akışı, bu gök cisimlerinin evriminde ve çevresel etkilerinde kritik bir rol oynamaktadır. Kara deliklere düşen madde, genellikle bir akresyon diski (birikim diski) adı verilen düzlemsel bir yapı oluşturmaktadır.
Bu makalede kara deliklerin çevresindeki madde akışının fiziksel mekanizmaları, akresyon disklerinin oluşum dinamikleri, manyetohidrodinamik etkiler ve bu disklerden yayılan elektromanyetik radyasyonun özellikleri ele alınmaktadır. Ayrıca akresyon disklerinin salınım modlarının analizi ve bu süreçlerin astrofiziksel sonuçları üzerinde durulmakatdır.
Jeomanyetik fırtınalar, Dünya'nın manyetik alanında ani ve geniş çaplı bozulmalara yol açan doğa olaylarıdır. Bu bozulmalar Güneş'ten yayılan yoğun plazma ve manyetik enerji akışlarının (güneş rüzgarlarının) Dünya'nın manyetosferi ile etkileşime girmesi sonucu ortaya çıkar. Güneş patlamaları (İng: "solar flares") ve koronal kütle atılımları (İng: "Coronal Mass Ejections", CME) bu tür fırtınaların en yaygın tetikleyici faktörleridir. Bu olaylar, Güneş'in manyetik alanındaki ani değişimlerin sonucu olarak büyük miktarda enerji ve yüklü parçacıkların uzaya salınmasıyla başlar. CME'ler, devasa plazma bulutlarıyla birlikte manyetik alan çizgilerini de taşır ve bu durum Dünya'nın manyetik kalkanına çarptığında büyük bir enerji aktarımına yol açar.
Manyetosfer, Dünya'nın manyetik alanının gezegeni güneş rüzgarlarının zararlı etkilerinden koruyan bir kalkanıdır. Ancak bu kalkan, güçlü CME'ler veya yüksek hızlı güneş rüzgarları karşısında geçici olarak bozulabilir. Bu tür bozulmalar manyetik alan çizgilerinin sıkışmasına, bükülmesine ve yeniden düzenlenmesine neden olur. Bu süreç, Dünya yüzeyinde ve atmosferinde çeşitli elektromanyetik olayların meydana gelmesine yol açar.
LSD literatürde LSD-25 olarak da anılan, halk arasında asit (İng: "acid") olarak bilinen kimyasal bir bileşiktir. Güçlü bir psikoaktif madde ve halüsinojen olan LSD'nin kimyasal yapısı C20H25N3'dür. Ergot mantarları tarafından üretilen liserjik asidin bir türevidir ve serotonin reseptörleri aracılığıyla etki gösterir. İlk olarak 1937 yılında Albert Hoffman tarafından sentezlenmiştir, LSD'nin psikoaktif özellikleri 1943 yılında yine Albert Hoffman tarafından keşfedilmiştir. LSD keşfedildiğinden beri hakkında binlerce rapor ve akademik makale yayımlanmıştır. Bu çalışmalarda LSD'nin psikiyatrik hastalıkların tedavisinde kullanılabileceği fikri ortaya atılmıştır.
Çavdar mahmuzu (Claviceps purpurea) adlı mantarın çavdar gibi tahıllarda oluşturduğu ve tahıl tanesinin yerini alan sert, koyu renkli bir yapıdır. Bu yapı, mantarın üreme evresinde oluşur ve içerdiği maddeler zehirli olabilirken tıbbi açıdan önemlidir. Bu mantar tarih boyunca ergotizm (çavdar mahmuzu zehirlenmesi) salgınlarına sebep olmuştur. Ergot salgınlarından biri, M.S. 944 yılında 40.000 kadar insanın ölümüne neden olmuştur. Ancak bahsedildiği gibi ergotun tıbbi açıdan faydaları da mevcuttur. Örneğin on altıncı yüzyılda ergotun rahim kasılmalarını tetiklediği kaydedilmiştir. Bu sayede ergot doğumlarda suni sancı gibi bir işlevle kullanılmıştır.
/content/ef2bcd2c-50aa-4954-9418-3e290841f7c7.jpeg)
/content/284cb954-0117-42b6-bbb9-aef4b0b46b39.jpeg)
/content/58c1086f-a4b9-4d79-977a-2de20840ca3c.jpeg)
/content/7a989ddd-c1bd-4178-9adb-64f604c7c5a9.png)
/content/159d56ea-e2a6-49b6-a6c1-439a412b1cb5.jpeg)