İçerikler - Sayfa 129
Oxford Üniversitesi İngiliz Edebiyatı Bölümü'nden Dr. Leah Veronese, 17. yüzyıla ait bir şiir derlemesi içinde Shakespeare'in 116. Sone'sinin daha önce bilinmeyen nadir bir el yazması kopyasını keşfetti. Metin, ünlü bir Kraliyet yanlısı ve Ashmolean Müzesi'nin kurucusu olan Elias Ashmole'un evrakları arasında bulundu. Keşif, bugüne kadar tanımlanmış yalnızca ikinci el yazması kopya olma özelliğini taşımasının yanı sıra şiirin İngiliz İç Savaşı sırasında nasıl siyasi olarak yeniden yorumlandığını ve müzikle uyumlandırıldığını ortaya koyuyor.
Keşfi Oxford'un Bodleian Kütüphanesi'nde yürüttüğü doktora araştırması sırasında yapan Dr. Veronese, sonenin o dönemde şiir paylaşımının yaygın biçimi olan ve çeşitli yazarların edebi eserlerinden oluşan el yazması bir derlemenin içinde yer aldığını belirtiyor. El yazması aynı zamanda Ashmole'nin kendisi tarafından yazılmış birkaç şiiri de içeriyor. Dr. Veronese, şöyle açıklıyor:
Bar-Ilan Üniversitesi tarafından yürütülen ve Proceedings of the National Academy of Sciences'ta yayınlanan multidisipliner bir araştırma, nişasta açısından zengin bitkilerin eski avcı-toplayıcıların beslenmesinde merkezi bir rol oynadığını ortaya koyuyor.[1] İsrail'in kuzeyindeki Hula Vadisi'nin hemen güneyinde, Ürdün Nehri boyunca gerçekleştirilen yeni bir arkeolojik çalışma, erken insanların beslenme alışkanlıklarına yeni bir ışık tutuyor ve tarih öncesi beslenme alışkanlıkları hakkındaki köklü varsayımlara meydan okuyor.
Araştırma, eski avcı-toplayıcıların temel enerji kaynağı olarak hayvansal protein tüketiminden ziyade, özellikle nişastalı türler olmak üzere bitkisel gıdalara büyük ölçüde güvendiğini gösteriyor. Erken hominidlerin ağırlıklı olarak hayvansal protein tükettiği yönündeki yaygın inanışın aksine bulgular; meşe palamudu, tahıllar, baklagiller ve su bitkilerini içeren çeşitli bir bitki temelli beslenme düzenini olduğuna işaret ediyor.
26 Temmuz 2024'te Google DeepMind'ın matematik problemlerini çözmek için geliştirdiği yapay zeka modeli AlphaGeometry, üstün başarılı lise öğrencilerinin katıldığı Uluslararası Matematik Olimpiyatları'nda gümüş madalya seviyesine ulaşmayı başardığı açıklanmıştı.[1] Bu gelişmenin üzerinden henüz sadece 6 ay geçmişken DeepMind araştırma ekibi 5 Şubat 2025'te AlphaGeometry'nin yeni sürümü olan AlphaGeometry2'nin performansının altın madalya kazanan ortalama bir öğrencinin seviyesini geçtiğini duyurdu.[2] Imperial College London'dan matematikçi Kevin Buzzard, şöyle söylüyor:
Uluslararası Matematik Olimpiyatları problemlerinin dört ana başlığından biri olan Öklid geometrisi, yapay zeka için özel bir beceri gerektirmektedir. Katılımcıların düzlemdeki geometrik nesnelerle ilgili ifadeler için kesin kanıtlar sunması beklenmektedir. Ekip bu yüzden AlphaGeometry2'yi Uluslararası Matematik Olimpiyatları'nın geometri dışı matematik problemlerini çözmek için tasarladıkları AlphaProof adlı yeni bir sistemle birlikte duyurmuşlardı.
İnsan dili, kelimeleri birleştirerek sonsuz sayıda anlam yaratabilen bir yeteneğe sahiptir. Bu yetenek, dile ifade gücünü kazandırır ve onu diğer hayvanların iletişiminden ayırır. Araştırmacılar şimdi, bu yeteneğin daha basit bir versiyonunu en yakın yaşayan akrabamız olan bonobolarda keşfetti. Science dergisinde bu hafta yayımlanan çalışma, bu maymunların farklı sesleri birleştirerek yeni anlamlar üretebildiğini gösteriyor.[1] Çalışmaya dahil olmayan Rennes Üniversitesi'nden evrimsel biyolog Maël Leroux şunları söylüyor:
Önceki çalışmalar, diğer hayvan türlerinin de sesleri birleştirebildiğini göstermiş olsa da bu kombinasyonlar sadece anlamları yan yana ekleyen "basit" birleşimlerdi. İnsan dili ise bunlardan çok daha fazlasıdır. İnsanlar, kelimeleri parçaların toplamından fazlasını ifade edecek şekilde birleştirebilir. Örneğin, "uzun aşçı", uzun boylu ve aşçı olan birini ifade eden basit bir kombinasyondur. Ancak "iyi aşçı" sadece iyi biri ve aşçı olan birini değil, aynı zamanda bir sürücü olarak kötü olan birini de ifade edebilir. Bu kelime kombinasyonları, esas kelime öbeğinde olmayan yeni bir anlam üretme potansiyeline sahiptir.
Olağan bir günün olağan bir sabahında uyandığınız ve o ana dek hem sizin hem de dünyanın çoğunun sahip olduğu tüm bilgilerin yanlış ve güvenilmez olduğunu öğrendiğinizi hayal edin.
Bu tasavvur ilk bakışta pek olası görünmese de, bazı çığır açıcı keşiflerin insanların çoğunun benimsediği temel inançları temelinden sarsması mantıksal olarak mümkündür. Benimsediğiniz veya inandığınız şeylerin temellendirilmiş veya açıklanabilir olmasını sağlamanın bir yolu var mıdır? Felsefenin bilgi ve inançla ilgilenen çalışma alanı olan epistemoloji, tam da bu mesele ile ilgilenir.
/content/52c7ad2b-95a8-4e2c-848e-38037b76d13d.jpeg)
/content/b25a08a4-ee53-4013-9458-28765c6c46cf.jpeg)
/content/684d42e4-67d7-49ae-abf7-248d330461f4.jpeg)
/content/552ac7f1-ca89-4da2-bcbe-51c6bd4104da.jpeg)
/content/16689945-0064-4e70-9018-c765e31f84cc.png)