Evrim Ağacı Logo
Evrim Ağacı
Karanlığı bilimle fethet!
Ece Müker
Bilim Haberleri
Artemis III Mürettebatı Açıklandı: İlk Avrupalı Astronot İtalyan Luca Parmitano.
Artemis III Mürettebatı Açıklandı: İlk Avrupalı Astronot İtalyan Luca Parmitano.
NASA, Artemis III görevinin mürettebatını duyurdu. 2027'de Dünya yörüngesinde gerçekleştirilecek bu görevle birlikte İtalyan astronot Luca Parmitano, Artemis programına katılan ilk Avrupalı oldu.
 
Görevin komutanlığını NASA astronotu Randy Bresnik üstlenirken André Douglas ve Frank Rubio görev uzmanı olarak yer alacak. Parmitano ise baş pilot olarak ekibe katılıyor. Yedek mürettebat üyesi olarak Bob Hines atandı.
 
Artemis III, başlangıçta planlananın aksine Ay yüzeyine inmeyecek; 2028'deki Artemis IV Ay inişini hazırlamak amacıyla Orion kapsülünü iki farklı Ay iniş aracına kenetleme manevraları yapacak.
 
49 yaşındaki Parmitano, 2009'da ESA tarafından astronot seçildi; daha önce iki ISS görevini tamamladı ve karmaşık uzay yürüyüşleri gerçekleştirdi. 2013'teki bir uzay yürüyüşünde kıyafetinin soğutma sistemindeki arızadan kaynaklanan su birikimi nedeniyle hayati tehlike geçirmesiyle tanınıyor.
 
NASA Başkanı Isaacman, iki ay önce başarıyla tamamlanan Artemis II'nin ardından bu görevi "insanlığın Ay'a dönüşünde cesur bir adım" olarak nitelendirdi. Parmitano'nun seçimi, Kanadalı Jeremy Hansen'ın Artemis II'ye katılımının ardından Artemis programında uluslararası ortaklığın derinleştiğini gösteriyor.

193 görüntülenme
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
8
Paylaş
Ece Müker
Bilim Haberleri
Venüs ve Jüpiter Bu Akşam Buluşuyor: Yılda Bir Gerçekleşen Kavuşum Aslında Dünya'da Yaşam Olduğunun Kanıtı.
Venüs ve Jüpiter Bu Akşam Buluşuyor: Yılda Bir Gerçekleşen Kavuşum Aslında Dünya'da Yaşam Olduğunun Kanıtı.
9 Haziran akşamı gün batımının ardından gökyüzünde Venüs ve Jüpiter birbirine çıplak gözle tek bir noktaymış gibi görünecek kadar yaklaşacak. Gerçekte iki gezegen arasındaki uzaklık Dünya-Güneş mesafesinin en az dört katı; ancak Güneş Sistemi'nin düzlemsel yapısı nedeniyle gökyüzünde hemen hemen aynı konumda görünüyorlar.
 
Venüs-Jüpiter kavuşumları yaklaşık yılda bir gerçekleşiyor: En son Ağustos 2025'te, ondan önce Mayıs 2024 ve Mart 2023'te yaşandı. Peki neden bu sıklıkla? Bunun yanıtı Güneş Sistemi'nin yapısında gizli.
 
Gezegenler Güneş'i neredeyse iç içe daireler halinde dolaşıyor ve hepsi ortak bir düzleme yakın hareket ediyor. Bu düz "pizza" yapısı, gökyüzündeki tüm gezegenlerin yalnızca dar bir bant boyunca (ekliptik) görünmesini sağlıyor. Bu düzenlilik, Güneş oluşurken etrafındaki gaz ve toz bulutunun düz bir disk oluşturmasından kaynaklanıyor.
 
Planetary Science Institute'ten Kat Volk'un vurguladığı asıl önemli nokta şu: Bu düzlemsel ve dairesel yapı, Dünya'nın Güneş'ten istikrarlı ve sabit bir mesafede kalmasını sağlıyor. Eğer gezegenler birbirini rahatsız edecek kadar eğik ve uzun-eliptik yörüngelerde olsaydı, Dünya'nın iklimi istikrarsızlaşır ve su gibi yaşam için kritik kaynaklar tehlikeye girerdi. Yani Venüs ve Jüpiter'in bu yakınlaşması aslında Güneş Sistemi'nin yaşama elverişli bir yapıya sahip olduğunu gösteren dolaylı bir kanıt.

248 görüntülenme
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
6
Paylaş
Ece Müker
Bilim Haberleri
Astronotlar ISS'te Acil Tahliye Hazırlığı Yaptı: Rus Modülündeki Sızıntı Yıllar Sonra Yine Alarma Geçirdi.
Astronotlar ISS'te Acil Tahliye Hazırlığı Yaptı: Rus Modülündeki Sızıntı Yıllar Sonra Yine Alarma Geçirdi.
NASA, 6 Haziran Cuma günü Uluslararası Uzay İstasyonu'ndaki beş astronota acil prosedür başlatma emri verdi: Astronotlar, istasyona kenetli SpaceX Crew Dragon kapsülüne binerek acil tahliyeye hazırlanmak zorunda kaldı. Ancak tahliye gerçekleşmedi.
 
Olayın tetikleyicisi, Rus Roscosmos ajansının istasyonun Rus yapımı Zvezda hizmet modülündeki kalıcı sızıntıları inceleme ve onarma kararıydı. Roscosmos daha sonra bu yapısal onarım çalışmasını erteledi; ek ölçümler ve veri değerlendirmeleri yaparak daha önce sızdırmazlık macunu uygulanan alanları inceledi. NASA bu kararı güçlü biçimde destekledi ve astronotlar normal faaliyetlerine döndü.
 
Zvevzda modülündeki sızıntılar yeni bir sorun değil; bu sorun Eylül 2019'dan bu yana aralıklı olarak devam ediyor. Mühendisler, modülün yapısındaki mikroskobik çatlaklardan kaynaklandığını düşünüyor. Rus kozmonotlar defalarca inceleme ve macun uygulaması yaptı; ancak kalıcı bir çözüm bulunamadı.
 
Astrofizikçi Jonathan McDowell endişeyi şöyle özetliyor: Küçük bir çatlağın aniden felaket boyutuna ulaşması düşük ihtimalli ama imkânsız değil; böyle bir durum istasyonu ve mürettebatı tehlikeye atabilir.
 
ISS'in 2031'de atmosferde kontrollü biçimde yakılarak devreden çıkarılması planlanıyor. Bu son dramatik olay, istasyonun ömrünü doldurmak üzere olan bir tesisin zorluklarını gözler önüne serdi.

194 görüntülenme
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
4
Paylaş
Ece Müker
Bilim Haberleri
Atlantik'teki "Soğuk Leke" Gizemini Çözüldü: AMOC Zayıflıyor ve Bir Dönüm Noktasına Yaklaşıyor Olabilir.
Atlantik'teki "Soğuk Leke" Gizemini Çözüldü: AMOC Zayıflıyor ve Bir Dönüm Noktasına Yaklaşıyor Olabilir.
Geophysical Research Letters dergisinde yayımlanan yeni bir çalışma, Atlantik Okyanusu'nun Grönland ve İzlanda güneyinde yer alan ve dünyanın geri kalanı ısınırken soğumaya devam eden gizemli "soğuk leke" bölgesinin ardındaki mekanizmayı netleştiriyor. Doğrudan gözlem verilerine dayanan bu çalışma, soğumanın yüzey ısı kaybından değil, okyanus ısı taşımasındaki değişimlerden kaynaklandığını ortaya koyuyor.
 
Araştırmacılar, 1955'e kadar uzanan okyanus ısı içeriği ve yüzey akış verilerini uydu ölçümleriyle birleştirerek bir ısı bütçesi analizi gerçekleştirdi. Sonuç şaşırtıcı: Soğuk leke bölgesinde yüzey ısı kaybı aslında azalmış; bu da yüzey soğumasının asıl neden olduğu iddiasını çürütüyor. Soğuma, yüzeysel değil derin okyanus kaynaklı; bölgeye daha az ısı taşıyan zayıflayan okyanus akıntısı sistemi, yani AMOC (Atlantik Meridyonal Devridaim Dolaşımı) bunun baş sorumlusu.
 
AMOC, tropikal sulardan Kuzey Atlantik'e ısı taşıyan dev bir "taşıyıcı bant" işlevi görüyor. Birçok çalışma, bu sistemin sanayi öncesi dönemden bu yana yavaşlamakta olduğunu göstermişti; şimdiki çalışma bunu gözlemsel verilerle de destekliyor.
 
En kritik uyarı ise şu: Araştırmacılara göre AMOC'un bilinen bir dönüm noktası var; bu noktanın ötesinde sistem tamamen kapanabilir. Standart iklim modellemeleri, mevcut küresel ısınma senaryolarının önemli bir kısmında bu eşiğin yüzyılın ortasına doğru aşılabileceğine işaret ediyor.

247 görüntülenme
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
4
Paylaş
Ece Müker
Bilim Haberleri
NASA, Hubble'ın Yörüngesini Yükseltmeye Açık: Önce İşletme Maliyetleri Düşürülmeli.
NASA, Hubble'ın Yörüngesini Yükseltmeye Açık: Önce İşletme Maliyetleri Düşürülmeli.
NASA, yörüngesi yavaş yavaş alçalan Hubble Uzay Teleskobu'nun yörüngesini yükseltmeye "açık" olduğunu açıkladı. Ancak bunun önünde önemli bir engel var: Hubble'ın yıllık işletme maliyeti.
 
NASA'nın astrofizik bölümü direktörü Shawn Domagal-Goldman, konuyu 1 Haziran'da Astronomi ve Astrofizik Danışma Komitesi toplantısında ele aldı. Space Telescope Science Institute'ün hesaplamalarına göre Hubble'ın mevcut yörüngesiyle 2033 civarında atmosfere gireceği öngörülüyor. Yörünge yükseltme teknik olarak mümkün; asıl sorun ekonomik.
 
NASA, 2025 mali yılında Hubble'a 98,8 milyon dolar harcadı; bu, James Webb Uzay Teleskobu'ndan sonra en yüksek ikinci rakam. Domagal-Goldman, "Farklı bir dönemde inşa edildi ve en iyi bilimi üretmek için bakımı daha maliyetli" diyerek önce işletme maliyetlerinin düşürülmesi gerektiğini vurguladı.
 
Bu tartışma, başka bir gelişmeyle eş zamanlı yaşanıyor: NASA, Virginia'daki Wallops tesisinde küçük Swift gözlemevinin yörüngesini yükseltmek için Katalyst Space'in geliştirdiği Link uzay aracını hazırlıyor. Bu yüksek riskli ancak düşük maliyetli ticari servis görevi, başarılı olursa Hubble için de benzer bir yaklaşımın kapısını aralayabilir.
 
Eğer maliyetler düşürülebilir ve yörünge yükseltme gerçekleşirse Hubble, 2040'larda fırlatılması planlanan bir sonraki büyük NASA optik teleskobu olan Habitable Worlds Observatory'ye kadar köprü görevi görebilir.

200 görüntülenme
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
3
Paylaş
Mars'taki Volkanik Kayalar Antik Yaşam İzleri İçin Umut Vadediyor!
Mars'taki Volkanik Kayalar Antik Yaşam İzleri İçin Umut Vadediyor!

Texas A&M University'de jeobiyoloji ve sedimanter jeoloji alanında çalışan araştırma bilim insanı Dr. Michael Tice öncülüğünde Science Advances dergisinde yayınlanan bir çalışmada araştırmacılar, NASA'nın Perseverance aracının iniş yeri olan Mars'taki Jezero Krateri'nin jeolojik tarihi hakkında yeni bilgiler ortaya koydular.[1] Elde edilen bulgular, kraterin tabanının çeşitli demir açısından zengin volkanik kayalardan oluştuğunu gösteriyor. Bu kayalar, gezegenin uzak geçmişine bir pencere açıyor ve eski yaşam belirtilerini bulmak için şimdiye kadarki en iyi fırsatı sunuyor. Mars'ın yüzeyini inceleyen uluslararası bir ekibin parçası Dr. Tice şunları söylüyor:

NASA'nın en gelişmiş rover'ı olan Perseverance, 18 Şubat 2021'de Kızıl Gezegen'de antik mikrobiyal yaşam belirtilerini arayan Mars 2020 görevinin bir parçası olarak Jezero Krateri'ne inmişti. Rover'ın temel hedeflerinden biri, Kızıl Gezegen’de antik mikrobiyal yaşam izleri aramak ve gelecekte Dünya’ya getirilmek üzere Mars kayası ve regolitinden (kırık kaya ve toprak) çekirdek örnekleri toplamak. Dr. Tice gibi bilim insanları ise aracın üstün teknolojili ekipmanlarını kullanarak kayaların kimyasal bileşimini ve geçmiş yaşam ipuçları olabilecek bileşikleri inceliyor. Ayrıca Tice rover'ın kaya dokusu ve yapılarının ayrıntılı görüntülerini sağlayan yüksek çözünürlüklü bir kamera sistemine sahip olduğunu, bu sayede daha önce görülmemiş düzeyde yeni bilgiler topladıklarını belirtiyor. Tice şunları söylüyor:

19
Paylaş
Arkeologlar Bir Uçuruma Tırmanıp 20.000 Yıl Öncesine Alet Seti Keşfetti!
Arkeologlar Bir Uçuruma Tırmanıp 20.000 Yıl Öncesine Alet Seti Keşfetti!

Güney Afrika'da bir grup arkeolog, yaklaşık 20.000 yıl önce insanlar tarafından yapılmış önemli bir alet setini bulmak için epey yüksek bir yere tırmanmak zorunda kaldı. Yeni keşfedilen bu taş aletler, ülkenin güney sahiline tepeden bakan bir mağarada gömülü halde bulundu. Arkeolog Sara Watson şöyle anlatıyor:

Watson ve ekibi, kazı ve fotoğraf ekipmanlarıyla birlikte yaklaşık 23 kiloluk ekstra yük taşıyarak dikkatlice yukarı tırmanmak zorunda kaldığını ancak bu fiziksel zorluk ve titizlikle yürütülen kazının, çabalarına fazlasıyla değdiğini belirtiyor. Buldukları aletler, binlerce yıl önce bölgede yaşayan insanların nasıl yaşadığına ve birbirleriyle nasıl etkileşim kurduğuna dair heyecan verici yeni bilgiler sunuyor. Bulgular, 9 Nisan'da Journal of Paleolithic Archaeology dergisinde yayınlandı.[1]

21
Paylaş
Tüm Reklamları Kapat
Malta'da Tarım Öncesi Dönemde Denizci Avcı-Toplayıcılar Yaşıyordu!
Malta'da Tarım Öncesi Dönemde Denizci Avcı-Toplayıcılar Yaşıyordu!

Malta'da bir mağarada keşfedilen ve Nature dergisinde yayınlanan kanıtlar, avcı-toplayıcıların tarım Avrupa anakarasında başlamadan çok önce bu pitoresk Akdeniz adasını ziyaret ettiğini gösteriyor.[1] Eğer bu doğrulanırsa, 8.500 yıllık bu arkeolojik alan, kıtanın son Mezolitik topluluklarının sosyal gelişimine dair yaygın kabulleri değiştirebilir. Araştırmacılar Malta tarihöncesinin bin yıllık bir kısmının yeniden değerlendirilmesi gerekebileceğini savunuyorlar.

Tarih öncesi toplumların gelişiminde genellikle önce tarım, sonra denizcilik gelir. Bunun nedeni, genellikle yelken gibi denizcilik teknolojisini üretmek için gereken araç ve tekniklerin tarım aletlerinden sonra ortaya çıkmasıdır. Bu yüzden çoğu arkeolog, uzun süre boyunca Malta gibi Akdeniz adalarının insanlarla en geç karşılaşan vahşi bölgeler olduğunu varsaymıştı.

13
Paylaş
Buzul Çağında Atalarımızın Ateşi Ustalıkla Yönettiği Ortaya Çıktı!
Buzul Çağında Atalarımızın Ateşi Ustalıkla Yönettiği Ortaya Çıktı!

Son buzul çağını canlı atlatmak için atalarımızın özel bir dizi beceriye ihtiyacı vardı. Bunlardan biri, ateşin gücünü kontrol altına almayı öğrenmekti. Ancak, Avrupa’da 26.500 ile 19.000 yıl öncesine tarihlenen iyi bir şekilde korunmuş çok fazla ocak kalıntısı bulunmuyor.

Günümüz Ukrayna'sında Dinyester Nehri kıyısındaki bir tarih öncesi yerleşimden elde edilen ve Geoarchaeology dergisinde yayınlanan bulgular, en son buzul çağında yaşayan insanların farklı türde ocaklar inşa ettiğini gösteriyor.[1] Ana yakıt kaynakları odun olsa da muhtemelen hayvan yağı ve kemiklerini de kullanıyorlardı.

20
Paylaş
Fas'taki Eski Mezarlıklarda Toy Kuşları Cenaze Ritüellerinin Parçasıydı!
Fas'taki Eski Mezarlıklarda Toy Kuşları Cenaze Ritüellerinin Parçasıydı!

Yaklaşık 15.000 yıl önce günümüz Fas topraklarında yaşayan insanlar, ölülerini gömerken ritüel yapmak amacıyla dünyanın en iri kuş türlerinden bazılarıyla ziyafet çekmiş olabilirler. Afrika kıtasındaki en eski mezarlıklardan birinde yakın zamanda kesilmiş halde bulunan toy kuşu kemikleri, bu kuşların o dönemdeki insanlar için kültürel açıdan önemli olduğunu gösteriyor. Bulgular, IBIS dergisinde yeni yayınlanan bir araştırmada detaylı bir şekilde anlatılıyor.[1]

Yaklaşık 14.700 yıl önce, bir grup insan, Fas'taki Taforalt Mağarası'nda yaşıyor ve ölülerini yakıyordu. ya da diğer adıyla "Grotte des Pigeons" (Tür: Güvercin Mağarası) olarak da bilinen mağara, 30'dan fazla eski insanın mezarına ev sahipliği yapıyor. O dönemde mamutlar hâlâ kuzey bozkırlarında otluyor, koyunların evcilleştirilmesine ise daha 5000 yıl kadar vardı.

10
Paylaş