Evrim Ağacı Logo
Evrim Ağacı
Karanlığı bilimle fethet!
Gizem Altınbaş
Bilim Haberleri
Hassas nörogörüntüleme ile yapılan bu çalışma, gebelik öncesinden doğum sonrası 2 yıla kadar beynin yapısal değişimlerini incelemiştir. Gebelikte gri madde hacmi ve kortikal kalınlıkta azalma, beyaz madde bütünlüğünde artış ve ventrikül hacminde genişleme görülmüştür. Değişimlerin bir kısmı doğum sonrası geri dönerken, bazıları daha uzun süre devam eder.
251 görüntülenme
6
Paylaş
Ece Müker
Bilim Haberleri
Kraliçe Arıların "Kraliyet" Sırrı: Sadece Beslenme Değil, Özel Balmumu Odaları!
Kraliçe Arıların "Kraliyet" Sırrı: Sadece Beslenme Değil, Özel Balmumu Odaları!
Nature dergisinde yayımlanan yeni bir çalışma, bal arısı kraliçelerinin gelişiminde arı sütünün yanı sıra, içinde yetiştikleri balmumu hücrelerinin kimyasal yapısının da belirleyici olduğunu kanıtladı. Kraliçe hücrelerinin, işçi arı hücrelerinden daha farklı bir yağ asidi profiline ve fiziksel özelliklere sahip olduğu, genç arıların bu hücreleri özel bir ısıtma süreciyle "mühendislik harikası" olarak inşa ettiği keşfedildi. Standart balmumu hücrelerine nakledilen kraliçe larvalarının yüksek oranda ölümü, bu özel yuvaların hayati önemini gözler önüne seriyor.
297 görüntülenme
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
4
Paylaş
Ece Müker
Bilim Haberleri
Antarktika’nın Gizli Devrimi: Buzulların Altında Devasa Bir "Yelpaze" Keşfedildi.
Antarktika’nın Gizli Devrimi: Buzulların Altında Devasa Bir "Yelpaze" Keşfedildi.
Bilim insanları, Doğu Antarktika'da buz tabakasının altında, kıtasal ölçekte yelpaze şeklinde devasa bir jeolojik yapı keşfetti. Nature Geoscience dergisinde yayımlanan çalışma; Wilkes havzası, Aurora havzası ve Vostok Gölü gibi daha önce ayrı ayrı incelenen bölgelerin aslında tek bir bütünsel yapının parçaları olduğunu kanıtlıyor. "Dağıtılmış dönüşsel esneme" ile oluşan bu yapı, kıtasal kabuğun merkezden dışarıya doğru açılmasıyla meydana geldi. Bu keşif, Antarktika'nın tektonik geçmişine ışık tutarken, buz akışını ve iklim değişikliğine karşı buz tabakasının stabilitesini anlamak adına yeni veriler sunuyor.
256 görüntülenme
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
2
Paylaş
Ece Müker
Bilim Haberleri
Haziran'ın En Büyük Gökyüzü Olayı: Venüs, Jüpiter ve Merkür Hizalanıyor, 16'sında Ay da Katılıyor.
Haziran'ın En Büyük Gökyüzü Olayı: Venüs, Jüpiter ve Merkür Hizalanıyor, 16'sında Ay da Katılıyor.
Haziran 2026'nın ilk yarısında gökyüzü gözlemcileri için güzel bir fırsat var: Güneş sisteminin en parlak iki gezegeni Venüs ve Jüpiter, ufuk yakınındaki Merkür ile birleşerek gökyüzünde nadir bir üçlü kavuşum oluşturuyor.
 
Olay şöyle gelişiyor: 7 Haziran'dan itibaren gün batımının ardından batı-kuzeybatı yönüne bakan gözlemciler Venüs ve Jüpiter'i yan yana görecek. Venüs her gece kuzeybatıya doğru ilerleyerek 10 Haziran'da Jüpiter'e neredeyse değecek kadar yaklaşacak. 16 Haziran ise özel bir gece: Venüs, Jüpiter ve Merkür neredeyse mükemmel bir çizgi oluşturacak; üstelik gün batımından yaklaşık 35 dakika sonra hilal Ay da Merkür ile Jüpiter arasına konumlanacak. 17 Haziran gecesi ise Ay, Venüs'ün hemen üstüne geçerek dört gök cisminin aynı anda yakın hizada görülebildiği büyüleyici bir tablo yaratacak.
 
Türkiye'den gözlem yapacaklar için en uygun süre, gün batımından sonraki ilk 45-60 dakika; bu sürenin ardından gezegenler ufka yaklaştıkça görünürlükleri azalıyor. Gözlem için herhangi bir ekipmana gerek yok; çıplak gözle rahatlıkla izlenebilir.

341 görüntülenme
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
9
Paylaş
Ece Müker
Bilim Haberleri
NASA, MAVEN Mars Görevine Veda Etti: 11 Yıllık Atmosfer Araştırması Sona Erdi.
NASA, MAVEN Mars Görevine Veda Etti: 11 Yıllık Atmosfer Araştırması Sona Erdi.
NASA, Mars'ın atmosferini inceleyen MAVEN (Mars Atmosphere and Volatile Evolution) uzay aracının kurtarılamaz durumda olduğunu ve görevin resmen sona erdiğini duyurdu. Araç, 6 Aralık 2025'te Mars'ın arkasından geçerken beklenmedik biçimde sinyal kaybetti ve bir daha ulaşılamadı. İnceleme kurulu, aracın güvenli moda geçtiğini ve olağandışı yüksek bir dönme hızıyla döndüğünü tespit etti; bu durum bataryaların tamamen boşalmasına yol açtı.
 
Kasım 2013'te fırlatılan MAVEN, birincil bir yıllık görevinin çok ötesinde tam 11 yıl hizmet verdi. Bu sürede Mars'ın üst atmosferi, iyonosfer ve Güneş rüzgarıyla etkileşimlerine dair çığır açıcı veriler topladı.
 
Öne çıkan bilimsel başarıları şöyle sıralanabilir: Güneş fırtınaları sırasında Mars atmosferinin erozyonunun dramatik biçimde arttığının ilk kez kanıtlanması; Dünya'dakinden farklı, tüm gezegen yüzeyinde görülebilen yeni bir proton aurorasının keşfi; başka bir gezegende atmosferik saçılmanın (sputtering) gerçek zamanlı olarak gözlemlenmesi; ve 2018'deki küresel toz fırtınaları sırasında su moleküllerinin üst atmosfere nasıl taşındığının gösterilmesi. Araç ayrıca geçen yıl yıldızlararası kuyruklu yıldız 3I/ATLAS'ı da gözlemledi.
 
800'den fazla bilimsel yayına konu olan MAVEN verileri, Mars'ta insan görevleri planlanırken radyasyon koruma standartlarının belirlenmesinde kritik bir referans olmaya devam edecek.

243 görüntülenme
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
6
Paylaş
Astronomlar İlk Kez Bir Gezegenin Yıldızla Çarpışarak Yok Olduğunu Gözlemledi!
Astronomlar İlk Kez Bir Gezegenin Yıldızla Çarpışarak Yok Olduğunu Gözlemledi!

Birkaç milyar yıl sonra, Güneş yakıtını tüketmeye başlayacak ve şu anki boyutunun yüzlerce katına kadar şişerek Dünya'yı ve diğer iç gezegenleri ateşli bir plazma sisi içinde yutacak. Astrofizikçiler başlangıçta bunun, bir yıldızın gezegenlerini yok etmesinin tek yolu olduğunu düşünüyordu. Ancak şimdi, NASA'nın James Webb Uzay Teleskobu uzay aracıyla çalışan gökbilimciler, The Astrophysical Journal dergisinde yayınladıkları bir makalede bir gezegenin kendisini konak yıldızına düşürmesi yoluyla ölebileceğini keşfetti.[1] Araştırmaya dahil olmayan San Diego Kaliforniya Üniversitesi'nden ötegezegen araştırmacısı Adam Burgasser şunları söylüyor:

Samanyolu Galaksimizde 12.000 ışık yılı uzaklıkta bulunan yıldız, ilk kez 2023 yılında parlak bir şekilde parladığında araştırmacıların dikkatini çekmişti. Palomar Gözlemevi'ndeki 1,2 metrelik teleskop üzerindeki Geçici Zwicky Tesisi tarafından yakalanan bu ilk gözlem, yıldızın kırmızı dev aşaması olarak adlandırılan yaşam sonu genişlemesi sırasında bir gezegeni yuttuğunu düşündürdü.

35
Paylaş
Avrupalılar, Gelir Düzeyinden Bağımsız Olarak Amerikalılardan Daha Uzun Yaşıyor! Peki Neden?
Avrupalılar, Gelir Düzeyinden Bağımsız Olarak Amerikalılardan Daha Uzun Yaşıyor! Peki Neden?

Amerika'nın en zenginleri arasında olsanız bile ne kadar uzun yaşayacağınız ne kadar zengin olduğunuzdan çok nerede yaşadığınıza bağlı olabilir! Brown Üniversitesinden yeni bir araştırma, her ekonomik seviyedeki Amerikalıların neden Avrupalılara kıyasla daha kısa süre yaşadığını ortaya koyuyor. Peki, Amerika’nın en zengin bireylerini bile Avrupalı denklerine kıyasla daha sağlıksız yapan gizli faktörler neler? Ve ABD, Avrupa’nın daha sağlıklı yaşam tarzından hangi dersleri çıkarabilir?

New England Journal of Medicine'da yayımlanan çalışma, ABD ve çeşitli Avrupa bölgelerinden 50 ila 85 yaşları arasındaki 73.000'den fazla yetişkine ait on yıllık hayatta kalma verilerini analiz etti. Araştırmacılar, zenginliğin genel olarak daha uzun bir yaşamla ilişkili olduğunu doğruladı. Ancak araştırma aynı zamanda çarpıcı bir eşitsizliği de ortaya koydu: Amerika'nın en zengin bireyleri bile, benzer düzeyde varlıklı Avrupalılar kadar uzun yaşamıyordu. Dikkat çekici bir şekilde, varlıklı Amerikalıların yaşam beklentisi, Almanya, Fransa ve Hollanda gibi ülkelerdeki en yoksul vatandaşlarınkiyle karşılaştırılabilir düzeydeydi.

35
Paylaş
Tüm Reklamları Kapat
Araştırma, Her Gün Kullandığımız Plastiklerin Nano Parçalara Bölünme Sürecini Ortaya Koyuyor!
Araştırma, Her Gün Kullandığımız Plastiklerin Nano Parçalara Bölünme Sürecini Ortaya Koyuyor!

Plastiği bu kadar çok yönlü kılan eşsiz yapısı, aynı zamanda onu zararlı mikro ve nano ölçekli parçacıklara ayrışmaya karşı savunmasız hale getiriyor. Dünya, trilyonlarca mikroskobik ve nanometre boyutlu plastik parçacığıyla doludur. Bu parçacıkların bazıları virüslerden bile küçüktür ve bu boyutları, onların hücresel fonksiyonları bozabilecek, hatta DNA’yı değiştirebilecek kadar küçük olmalarını sağlar. Araştırmacılar şimdi, bu parçacıkları Antarktika karından insan kanına kadar neredeyse her ortamda tespit ettiklerini belirtiyor.

Nature Communications dergisinde yayınlanan çalışmada bilim insanları, bu küçük plastik parçaların yaygın şekilde oluşumunun arkasındaki moleküler mekanizmaları ortaya koydu.[1] Plastik piyasaya ilk çıktığı 75 yıl öncesinden bu yana kullanımı neredeyse evrensel hale geldi ve nanoplastiklerin varlığı da aynı ölçüde yaygınlaştı.

25
Paylaş
Shakespeare'in 116. Sone'sinin El Yazması Kopyası 400 Yıl Sonra Bulundu!
Shakespeare'in 116. Sone'sinin El Yazması Kopyası 400 Yıl Sonra Bulundu!

Oxford Üniversitesi İngiliz Edebiyatı Bölümü'nden Dr. Leah Veronese, 17. yüzyıla ait bir şiir derlemesi içinde Shakespeare'in 116. Sone'sinin daha önce bilinmeyen nadir bir el yazması kopyasını keşfetti. Metin, ünlü bir Kraliyet yanlısı ve Ashmolean Müzesi'nin kurucusu olan Elias Ashmole'un evrakları arasında bulundu. Keşif, bugüne kadar tanımlanmış yalnızca ikinci el yazması kopya olma özelliğini taşımasının yanı sıra şiirin İngiliz İç Savaşı sırasında nasıl siyasi olarak yeniden yorumlandığını ve müzikle uyumlandırıldığını ortaya koyuyor.

Keşfi Oxford'un Bodleian Kütüphanesi'nde yürüttüğü doktora araştırması sırasında yapan Dr. Veronese, sonenin o dönemde şiir paylaşımının yaygın biçimi olan ve çeşitli yazarların edebi eserlerinden oluşan el yazması bir derlemenin içinde yer aldığını belirtiyor. El yazması aynı zamanda Ashmole'nin kendisi tarafından yazılmış birkaç şiiri de içeriyor. Dr. Veronese, şöyle açıklıyor:

40
Paylaş
780.000 Yıllık Keşif, İlk İnsanların Bitki Bazlı Diyetle Beslendiğini Ortaya Koyuyor!
780.000 Yıllık Keşif, İlk İnsanların Bitki Bazlı Diyetle Beslendiğini Ortaya Koyuyor!

Bar-Ilan Üniversitesi tarafından yürütülen ve Proceedings of the National Academy of Sciences'ta yayınlanan multidisipliner bir araştırma, nişasta açısından zengin bitkilerin eski avcı-toplayıcıların beslenmesinde merkezi bir rol oynadığını ortaya koyuyor.[1] İsrail'in kuzeyindeki Hula Vadisi'nin hemen güneyinde, Ürdün Nehri boyunca gerçekleştirilen yeni bir arkeolojik çalışma, erken insanların beslenme alışkanlıklarına yeni bir ışık tutuyor ve tarih öncesi beslenme alışkanlıkları hakkındaki köklü varsayımlara meydan okuyor.

Araştırma, eski avcı-toplayıcıların temel enerji kaynağı olarak hayvansal protein tüketiminden ziyade, özellikle nişastalı türler olmak üzere bitkisel gıdalara büyük ölçüde güvendiğini gösteriyor. Erken hominidlerin ağırlıklı olarak hayvansal protein tükettiği yönündeki yaygın inanışın aksine bulgular; meşe palamudu, tahıllar, baklagiller ve su bitkilerini içeren çeşitli bir bitki temelli beslenme düzenini olduğuna işaret ediyor.

33
Paylaş