Simülasyonun bir parçası olsaydık bu soruya ünlü bilim adamları ve bilim iletişimcileri yanıt vererek simülasyon teorisinin mantıksızlığını bize anlatırdı. Böylelikle sözüne güvendiğimiz bu kişiler sayesinde simülasyon gerçeğini(!) farketme ihtimalimiz azalırdı. Sistemin kırmızı alarmı diyebiliri buna.
İroniyi bir kenara bırakacak olursam, simülasyonun sahiplerinin bu denli devasa bir simülasyonu yaratıp içerisine kendi kendine düşünebilen(veya düşündüğünü sanan) varlıkları koyabilecek kadar gelişmiş bir teknolojileri varsa eğer bunu içeriden fark etmemizi engelleyecek basit kodları da ekleyecek teknolojileri vardır. O yüzden bu teoriye agnostik dini görüşteki gibi bakmamız gerektiğini düşünüyorum.
Her ne kadar ben de inanmıyor olsamda “bazı gerçeklerin farkına varmamamız gerekiyor” düşüncesi ile yapılmış bir yapının içerisinde bulunuyorsak, ne kadar çabalarsak çabalayalım o gerçeklerin farkına hiç bir zaman varamayacağız.
Evet, hatta bir simülasyonda yaşamadığımız neredeyse kesin. İzah edeyim:
Simülasyon Teorisi öylesine ileri sürülmüş, hiçbir mantıksal dayanağı olmayan, "Doğru olsa ne süper olurdu ya!" denerek geliştirilmiş bir argüman değil. Bir mantığı var:
6a ve 6b inanılmaz düşük ihtimalli olduğu için, tek olasılık 6c gibi gözüküyor.
Ama bu hatalı. Bunu, basit bir gözlem yaparak görebiliriz: Bizim yapabildiğimiz ve içinde bizim gibi bilinçler olan hiper-gerçekçi medeniyet simülasyonlarımız henüz yok. Yani biz, o simülasyon içinde simülasyon silsilesinde ortada bir yerde olmadığımızı biliyoruz!
Bu durumda yukarıdaki 5 numaralı öncülü tekrardan masaya yatırmamız gerekiyor demektir! Bu gözlemi açıklamanın üç yolu var:
Az önceki argümanda, bu son 3 olasılıktan ilk ikisini "yok denecek kadar düşük ihtimalli" diyerek elemiştik. Şimdi "Yok ya, aslında ihtimal yüksek olabilir." dersek, Simülasyon Teorisi'ni doğrulamak için hüsnükuruntu yapıyoruz demektir.
Bu durumda en olası ihtimal, 3 numaralı ihtimal: Simülasyon Teorisi başka bir nedenle hatalı ve biz bir simülasyon içinde değiliz.
Simülasyon Teorisi'ni kurtarmanın tek yolu, yukarıdaki 2 numaralı ihtimalin öyle veya böyle doğru olması; yani simülasyon silsilesini başlatacak medeniyetin biz olmamız. Bu, Simülasyon Teorisi'ni sıkıcı (ve tırıvırı) bir ihtimal haline getiriyor; ama yine de gelecekteki olasılığa açık kapı bırakıyor.
Bu arada, sonsuz simülasyon silsilesi konusunda, Evren'de sonsuz enerji olmamasından ötürü alt seviyeli simülasyonlarda olması gereken veri, çözünürlük ve işlem gücü kaybı gibi problemler de var. Yani simülasyon içine simülasyon içine sonsuz simülasyonlar koyduğunuzda, termodinamik yasaları gereği her bir seviyede bazı kayıplar olmak zorunda. Bu durumda birkaç seviyeden sonra, çok ciddi işlemci sorunları yaşanırdı ve "hipergerçekçi" demekte zorlanacağımız kadar çok hata gözlerdik. Bu da Simülasyon Teorisi'ni baya bir zora sokuyor.
Son olarak: "Ya sonsuz simülasyon silsilesi yoksa da 1 tane süper-medeniyet varsa ve biz de onun yarattığı simülasyonsak?" sorusu da tanrıya inanmaktan farksız bir pozisyon oluyor:
Elbette Simülasyon Teorisi sonsuz olasılıklar denizinde doğru olabilir; doğru olma ihtimali objektif olarak %0 olmayan her şey doğru olabilir. Keza elbette bir tanrı yerine Simülasyon'a inanabilirsiniz; her şeye inanabilirsiniz. Ancak doğru olduğunu bilimsel ve objektif olarak gösterecek hiçbir işaret yok. Keza sizin (ve hatta yüz milyonlarca diğer insanla birlikte) bir şeye inanıyor olmanız, o şeyi gerçek yapmıyor. O nedenle de Simülasyon Teorisi'nin bu versiyonu bilimsel bir teori olarak değil; ancak modern bir inanç sistemi (ve kanıt noksanlığına rağmen çok ısrarlı bir şekilde savunulursa, bir dogma/kült) olarak görülebilir.
Merhaba, hayır herhangi bir kanıt yok. Bu soruya dair içinizdeki merakı biraz olsun bastıracak bir yazım var.
Blog yazılarımda "Matrix - Simülasyon" konulu bir içeriğim mevcut. Okumanızı tavsiye ederim. Ayrıca dönütte bulunmanız beni çok mutlu eder.
Bilimle kalın.
Simülasyonda isek simülasyonu inşa eden varlığın bulunduğu varlık düzleminde var olmalıyız.
İnsanlar olarak inşa ettiğimiz simülasyonlar bizimle aynı gerçekliğe dahiller.
Bununla vurgulamak istediğim nokta şu:
Sayaçlarımız, hesap makinelerimiz, bilgisayarlarımız ve mevzubahis sistemlerimizin çalıştırdıkları tüm simülasyonlar (Oyunlar, Yapay Zeka, İnternet ve geriye kalan her şey) bu evrendeki maddeden yapılmadır.
Bilgisayar oyunlarımızı ve hatta burada çiziktirdiğimiz soru-cevap tartışmalarımızı mümkün kılan her şey onları inşa eden biz insanlar ile aynı varlık evrenindedir.
Yani bir bilgisayar programında "özerk bilinci" olduğunu ileri sürdüğünüz yazılımsal oyun karakteri o karakteri yazılımlayan ve kurgulayan bizlerin bulunduğu gerçeklik ile aynı gerçekliktedir.
Örneğin, Tommy Vercetti karakterinin tüm işlev dağarcığını onu monitörde görmemizi ve hareketlerini kontrol edebilmemizi sağlayan nitelik kodlarına borçluyuz.
Tommy bizimle aynı evrendedir.
Çünkü Tommy'i ve onun evrenini mümkün kılan her şey esasında insanlar olarak bizlerin çevremizdeki şeyleri işleyerek ve türlü dizimlerde yeniden konfigüre etmemiz ile oluştu.
Tommy'nin bizimki gibi bir bilinci var ve bu bilinci bir bilgisayar oyunun içinde hareketlerinin manipüle edildiğini anlayacak seviyeye kadar yükselmiş ise bu durum Tommy'nin onu ve onun evrenini inşa eden yapımcı firmadan farklı bir evrende yaşadığını göstermezdi.
Çünkü yapımcı oyun firmasının yeni bir ürün dizayn edebilmek için yapabileceği her şey o firmanın parçası olduğu evrenin toplam malzeme miktarı ile sınırlı.
Şu anda biz insanlar olarak bizi kodladıklarını düşündüğümüz üstün bir medeniyet hakkında spekülasyonlarda bulunuyor isek bu iddialarımıza ve kişisel farkındalığımıza yol açan her şey bizi yarattıklarını düşündüğümüz söz konusu üstün medeniyetin var olduğu gerçekliğin malzemesinden gelmek zorundadır.
Biz şu an tıpkı Tommy Vercetti gibi bir simülasyonda yaşıyor isek, nasıl ki Tommy Vercetti ile ilgili tüm bilgiler evimin içindeki bir bilgisayar kasasında depolanıyor ise, aynı şekilde bizimle ilgili tüm bilgiler de bizi inşa eden üstün medeniyetin varsayımsal üslerinde kurdukları sistemlerde depolanıyor olmak zorundadır.
İşin özü şu ki, bir simülasyon yaratıcısı kuracağı simülasyonunu yalnızca kendi gerçeklik düzleminde sahip olduğu envanter ile inşa edebilir.
Bu simülasyonun içindeki simülasyon yaratıcısı da kuracağı simülasyonunu yalnızca kendi gerçeklik düzleminde var olan malzemelerle inşa edebilir.
Yani her şey "Interconnected"dır. (Türkçe bir karşılık bulamadım.)
A B'yi kapsıyor, B C'yi kapsıyor ve C de D'yi kapsıyor ise gerçekliğin öz toplamı A'dır.
Bu da her ne var ise her bir nesnenin Base Reality'de var olabileceğini gösterir.
Yani Tommy Vercetti gibi biz de bir bilgisayar oyununun içinde yaşıyor olabiliriz.
Ama bu bilgisayar oyununu inşa eden her kim ise o bizimkinden farklı bir evrende yaşamıyor.
Bir simülasyon da olduğumuza dair bir kanıtımız yok çünkü gerçeklikle ilgili kesin bilgilere sahip değiliz ama eğer gerçekten bir simülasyon da olsaydık belki de bazı ipuçları veya belirtiler aramamız gerekirdi mesela gerçeklikte olması beklenen bazı mantık dışı durumalarla karşılaşabilirdik.Ayrıca simülasyonun içindeki bazı hatalar ve tekrarlar dikkatimizi çekebilirdi.