Videoyu daha dikkatli izlerseniz farkedeceksiniz ki Celal Şengör orada Big Bang çürütüldü demiyor. Big Bang'den önce hiçlik vardı argümanından bahsediyor. Ve aslında kasteddiği şey çürütülmüş olmasından ziyade bilim insanlarının uzaklaşmaya başladığı ve başka olasılıkların üzerine yoğunlaşmaya başladığı. (Bu arada bunun doğruluğundan şüphelerim olmakla beraber Celal Şengör'ün iddiası bu şekilde)
Bu arada konuya detaylı olarak girmeden önce şunu belirteyim bu gibi hala aktif araştırmanın devam ettiği ve kesinlik kazanmamış konularda keskin argümanlar kullanmayı doğru bulmuyorum.
Big bang teoremi, evrenin ve kezza uzay-zamanın yaklaşık 13,7 milyar yıl önce büyük bir patlamayla oluştuğunu söyleyen kozmolojik modeldir. Elimizdeki deneysel veri ile en iyi uyuşan model olmakla birlikte diğer alternatif modellerin aksine hiç bir gözlemle çelişmemektedir.[2]
Fakat Big bang teoremi bu büyük patlamanın neden olduğunu, nasıl olduğunu veya bir öncesi olup olmadığını varsa öncesinde ne olduğunu veya neyin patladığını söylemez sadece patlamanın sonuçları ile ilgilenir.
Big bang'in nasıl olduğu veya öncesinden bahsetmeden önce big bang'in hemen sonrasındaki muazzam bir hızdaki genleşmeye bakmak lazım. Bu genleşme yaklaşık olarak Bigbang'den sonraki 10-36 saniye ile 10-32 saniyeler arasında evrenin her boyutu en az 1026 kat büyümüştür (hacimsel olarak 1078 kata tekabül eder) Bu büyümeyi açıklayan ve ana akım bilim insanları tarafında kabul gören enflasyon teorisi, bu genleşmenin tamamen raslantısal olan kuantum dalgalanmalarını büyük bir skalaya taşımak suretiyle öncesindeki bütün bilgiye erişimi engellediğini söyler.[3][4]
Bu durumda Big-Bang'in öncesine dair gözlemsel bir verimiz olmamakla birlikte çeşitli teorik modeller mevcut bunların ana akım fizikçiler arasında en yaygınlarından biri de Celal Şengör'ün bilim insanlarının artık itibar etmemeye başladığını söylediği öncesinin olmadığı görüşüdür. Bu görüş uzayla birlikte zamanda büyük patlama ile oluştuğundan dolayı ondan öncesi tanımlı olmadığını söyler. Meltem Çetin Sever'in çevirdiği Stephanie Pappas'ın livescience'da yayınladığı yazısında "Büyük Patlama'dan Önce Ne Vardı?" sorusunu "Kuzey Kutbu'nun Daha da Kuzeyinde Ne Var?" sorusuna benzetir.[6] Bunu daha ayrıntılı merak edenlerin Lawrence Krauss'un Yoktan Var Olan Evren (A Universe From Nothing) konuşmasını dinlemesini tavsiye ederim.[1]
Tarihte bir çok bilim adamı kendi fikirlerine veya çıkarlarına ters düştüğü için, statülerini kullanarak bilimsel ve etik olmayan açıklamalar yapmıştır. Maalesef bunların arasına Celal Bey de katılmıştır. Zaten kendisi jeologdur, ama sanırım TV'de program yapacak kadar popüler olmayan bir dal.
İşin komik tarafı profesör unvanı olan bir kişinin, bütün akademik çalışmalarına 3 dakika içerisinde gölge düşürmüş olmasıdır. [1]
Evrenin genişlemesi bigbangi doğrular. Komşu galaksiler bizden uzaklaşıyor. (Andromeda dışında. Andromeda ile gelecekte çarpışıp birleşeceği biliniyor). Galaksilerin bizden uzaklaşmasını bize ulaşan ışıklarının kırmızıya zamanla daha çok kaymasıyla gözlemliyoruz.
Dolayısıyla bu galaksiler zamanda geriye gidilebilse geçmişte bize daha yakındı. Bu düşünceyi tüm evrene uygularsak geçmişte zamana geriye gidildikçe uzak gecmiste evren tek bir noktaya doğru toplanacaktır. Bigbang de özünde bunu söyleyen bir teori.
Celal Şengör bu ifadesiyle neyi kast etti sormak lazım ancak evrenin bugünkü ölctugumuz 13.8 milyar yaşı için bu teori doğrudur. Kast ettiği şey döngüsel evren[2] modeliyse o zaman iş değişir tabi. Yani evrenin bildiğimiz 13.8 milyar yıldan önce çöküp tekrar başlamiş bir evrenin devamıdır şeklinde döngüsel bir evrene dair fikirleri varsa bu başka bir olasılık.
Ancak bildiğimiz şuan yaşadığımız evrenin 13.8 milyarlık var oluşu bigbanga dayanır. Ölctugumuz 13.8 milyar yılın başlangıcı da bildiğimiz zamanın baslangıcı olarak bigbange dayanır. 13.8 milyar yıldan öncesine çıkmak ise bu evrenle değil başka evrenle ilişkili olabilecek 'evrenimiz dışına çıkan' bir modele dair teori olabilir. Bu açıdan kavram kargasasina neden olacak bu gibi açıklamalar insanlar da yanlış anlamaya neden olur.
Mevcut evrenimizin 13 8 milyar yıllık geçmişi dışında çok uzak gelecekte büyük donma, büyük çöküş veya büyük parçalanma ile yok olacağı da güçlü şekilde tahmin ediliyor. Bu üç senaryodan birinin mutlaka gerçekleşeceği kesin gibi. Sonuçta evrende entropi gittikçe artıyor ve evren son aşamada genişlemeye devam ederse mutlak soğuğa erişecek. Öyle ki Hawking ışımasiyla kara delikler bile çok uzun sürede olsa da buharlaşacak. Kara delikler içine hapsolmuş herşey de (tüm bilgi ve enformasyon da dahil) kısaca uzun vadede artan entropiden payını almış ve yok olmuş olacak. (Not büyük donma ve büyük parçalanma senaryoları aslında birbirinin ardışık bağlantısı olan senaryolar. Çünkü büyük parçalanma büyük donma sonrası evrenin genişlemeye devam ederse uzay zamanın parcalanacağını söyleyen bir teori. Ayrıca büyük parçalanma olmazsa evren büyük donma aşamasına gelince parçalanma yerine kuantum sanal parcaciklarin olduğu sanal uzaya dönüşürse bu durumda yeni kuantum sıçramalar olabileceği de yine olası senaryolar arasında)
Celal Şengör bence mevcut evrenimiz için açıklama yaptıysa bilimle celismistir. Ama evren dışı bir döngüsel evren gibi bir şeyi kast ettiyse bu ayrı bir konu.
Bilimin güzel yanlarından bir tanesi bilmediği konulara "bilmiyorum" diyebilmesidir. Bu sayede araştırmalar devam eder, sorgulamalar devam eder ve bilim, hayat ile birlikte gelişir gider.
Evrenin bir başlangıcı var mı? Big Bang bir başlangıç mı, yoksa bir ara durak mı? Big Bang'den önce ne vardı? gibi soruları bilim, henüz yanıtlıyamıyor. Bilim adamlarının değişik teorileri var ama test edilmiş ve üzerinde ortaklaşılan bir teori henüz yok.
Böyle durumlarda, bilimin dolduramadığı boşlukları din ya da felsefe dolduruyor. Din bir inanç sistemi olduğu için kanıtlanmaya ihtiyacı yoktur. Her şeyi düşünüp, bilimsel kalıplardan bir kaçına uydurup, benim dinim budur diyebilirsiniz. Ya da, daha iyisi felsefede olduğu gibi, düşünsel sorgulamalar sonucunda, bu boşluğa en iyi oturacak yorumları keşfetmeye çalışırsın.
Sizin sorunuza geri dönersek, bu soru için de, felsefi olarak şu benzetmeyi yapabiliriz diye düşünüyorum: evrenin varlığını insan yaşamına benzeterek, Big Bang'i doğum anı olarak düşünebiliriz. Peki, ben doğmadan önce neydim? Bunun somut bir yanıtı olamaz; maydonoz olan bir yanım vardı, bir parçam sobada yanan odunun kömürleşmiş haliydi, vb. Hiç kimse doğmadan önce ne olduğunu açıklayamaz, anlayamaz. Aynı şey evrenimiz için de geçerli: Big Bang'den önce ne vardır? Kimsenin yanıtlayabileceği, tanımlayabileceği bir soru değil. Yanıtı, hayal gücünüzün içinde...[1]