Merhaba. Evet toplumun genelinin düşündüğü şeyler sana anlamsız geliyor olabilir veyahut başkalarının senin düşündüğün şeyleri saçma buluyor olması da olası. Bu durum kişiler arası varyasyonlardan kaynaklanıyor. Bunu insan grupları türünü veya genetiğini devam ettirmekte farklı bir yöntem izliyor olarak düşünebilirsin. Karşı cinsle iletişimi öncelikli hedef yapmak da bu farkında olmadan yapılsa bile genetiğin devamı için bir taktiktir. Evrim insanları hormonlar vesaire ile buna yönlendirmekte. Bilim ve felsefe ise düşünüşün farklı bir boyutu. Bunu da bir varyasyon olarak görmelisin. Yaşadıklarından yalnızca senin düşünüş biçimin toplumda sıklığı daha az görünmekte diye bir fikir edinebilirsin. Kendini yalnız veya anlaşılmıyor hissetmemelisin. Ben de üniversite yıllarımdayım. Farklı deneyimler edindikçe bakış açın genişleyecektir diye düşünüyorum. Toplumun bilgi seviyesi ise kaynaklara ulaşma kolaylaşınca artsa da olası doğru bilgiyi araştırma ve kavrama yeteneği biraz kişilik özelliği gibi. Toplumdan da bunu beklemek doğal ama herkes aynı mantık ve kavrayış düzeyinde olamıyor. Seni tam anlayamamışsam da kusura bakma şimdiden. Potansiyel düşünce insanlarının yalnız hissetmemesini, umutsuzluğa kapılmamasını diliyorum sadece.
senin anlattığın durumu bir zamanlar bende çok yaşardım. siyaset yapmayacağım ama ben komunistim ve gerçekten yaşamak istemediğim bir dünyada ve kültürde yaşıyorum. paranın benim gözünde zerre değeri yoktur. bir çok manevi değer de bende bir anlam ifade etmiyor. çevremdeki insanların yaptıkları şeyler bana da çoğu zaman anlamsız gelmiştir. sosyal medya kullanmıyorum(samimi gelmediği için). ama bu durum hiç bir zaman arkadaş edinmeme yada arkadaşlarımla güzel vakit geçirmeme engel olmadı. sosyal medya kullanmamam da arkadaşlarımla iletişime asla engel olmadı.
bazı şeyleri kabullenmekle başlayalım. bir konu hakkında uzun süre konuşamazsın(en azından profosyonel seviyede bilmeden). dürüst olalım bilim ve din felsefesi hakkında kaç saat konuşabilirsin? önemli şeyler konuşulduktan sonra herkes "boş konuşmaya" başlar. her zaman bilim yada felsefe yaparsan çok sıkıcı olur. ağzından çıkan her şey akıllıca yada önemli olmak zorunda değildir ki çoğu zamanda olmaz. herkes bilimle yada felsefeyle ilgilenicek diye de bir şey yok, ki bilimle yada felsefeyle ilgilenmemesi onu aptal da yapmaz. bir kızla ilişkiye girceksen de asıl önemli olan duygusal birleşmedir. elbette akıllı olması ve kafaların uyuşması da çok önemli ama bilim ve felsefe konuşmanıza gerek yok illa. belki sanatta çok yaratıcıdır ve bu yönü seni çok etkiler kim bilir.
kendine şunu sor, ben ne yapmaktan hoşlanıyorum? beni neler eğlendiriyor? benim için mükemmel bir gün nasıl olur? sosyal anlamda mutlu olduğum aktiviteler neler? sallıyorum dans etmek çok hoşuna gidiyor olsun. bunun derslerini alabilirsin. bu yeni ortam ve yeni arkadaşlar demek. universtende klupler acılacaktır, bunlardan ilgini çekenlere katılabilir ve yeni kişiler tanıyabilirsin. illaki sana benzeyen birilerini bulursun. çünkü herkes sosyalleşmek ister ama doğru kişilerle. önce ortak noktalardan konuşmaya başla, sonra o konuları genişlet. çevremdeki herkes angut demek bana biraz bahane gibi geliyor.
yapmaktan keyif aldığın aktiviteleri kimse ayarlamıyorsa sen ayarla. bilimsel konular yada felsefe de konus onlarla, bu konu hakkında ne düşünüyorsun diye söze başla. sohbeti yeri gelince yönlendirmelisin bence. arkadaşlarını tanımıyorum yada olayı tam bilmiyorum ama herkesin asgari düzeyde de olsa bir fikri bir hayat görüşü vardır. herkes "boş" değildir, hatta fırsat versen belki çok mantıklı şeyler söyleyeceklerdir. ama en önemlisi ayak uydurman gerektiğini unutma. hiç bir şeyi "herkesin yaptığı şekilde" şekilde yapmak zorunda değilsin, ama yalnız hissetmeyi bence ayak uydurmayı severek bir nebze azaltırsın. en azından bende işe yaradı.
Canlılık, kod olarak yaşamda kalma ve üreme üzerine evrimleştiği için, düşünce felsefe bazlı sofistike üst kognitif fonksiyonlar biraz da ikincil fonksiyon olarak görev almakta. Genellikle yaşamda kalmayla ilgili fiziksel ihtiyaçlarını karşılayabilme bir hedef olduğu için, düşünsel aktivasyon, farklı düşünebilme gibi kognisyonlar ?gereksiz? kalabiliyor. Toplumun büyük kısmı daima temel hayvansal seviyede yaşamına devam edecek. Evrimsel mekanizmaların emri olan yaşamda kal üre (sürüngen beyin ve limbik sistemden gelen dürtüler) etkisinde kalmak oldukça muhtemel. Kişinin korteks aktivasyonunu kullanması, çevresel normlara karşı çıkabilmesi için önemli nedenlere ihtiyacı var. Farkındalık düzeyi her bireyde farklı olsa da, çevresinin ürettiği kişiler daima çıkarlarını karşılamaya odaklı zihinler olacaklar. Bunu kabul etmek zorundayız. (Odun her zaman öz den fazladır) Entropik bir evrendeyiz ve harcanan, yok olan, bozulan bir zeminin üretimiyiz. Bu durumda üreme yeme içme kısır döngüsünde kalan bireyleri suçlamak yerine büyük resimden bakmak daha anlamlı olacaktır.
Diğer yandan da sofistike felsefi ihtiyaçları olan, genel popülasyona ait NORMlara yabancılaşan, anlamsız bulan insanlar da tek başına değil. Sadece birbirini bulmakta zorlanıyorlar. Bunun için de kitap kulüpleri, çeşitli etkinlikler, kurslar gibi anlamaya açık, zihinsel olarak sınırlarını zorlamayı bir amaç edinmiş bireyler için birer fırsat. Tabii ki bilim platformları da öyle evrim ağacı gibi.
Bizler birey olarak toplumun kısır döngülerinde bulunamıyoruz, o şablonların içine girip şeklini alamıyoruz diye kendimizi asosyal hissetmemeliyiz. Onlar bizim yaklaşımımıza uzaklar. Herkesi merkeze alıp, norm tanımı kabulü yapamayız. Kültürel geleneksel kalıplara karşı çıkmadan kendimizi bulamayacağımız için, çevremizdeki insanlara mahkum hissetmiyor olmamız gerekir. Eğer içsel olarak gelişim çabamdan EMİN isem, başka bireylerin eylemleri üzerinden kendimi tanımlamam, değerlendirmem, yargılamam hata olacaktır. Diğer bireyleri de yargılayamam, çünkü dev bir evrimsel sürecin sonucu olarak bireyler birincil güdülerinin peşinde.
Yaşamdaki rolümüzü bulmak için KENDİMİZİ TANIMAK, SINIRLARIMIZI AŞMAYA ÇALIŞMAK, PARÇASINI OLUŞTURDUĞUMUZ BÜTÜNÜ ANLAMAYA ÇALIŞMAK için elimizden gelen herşeyi yapmak zorundayız. Bu yolda çevremizdeki kişilerin ne yaptığı, bize nasıl yaklaştığı vs hiç bir öneme sahip değil. Eğe içsel olarak gelişim mayamız varsa, niteliksiz bireylerle sosyalleşme gibi bir amaç ne kadar gereksiz ve anlamsız değil mi. İşte bu aşamada bizim gibi insanların amaçlarına da hizmet edebiliriz, kendimiz de üst bir amaç bulup bunu gerçekleştirebileceğimiz bizim gibi kişilerle buluşabiliriz. Herkes özel ve önemlidir. Biz de öyleyiz. O zaman bizim eylemlerimiz de önemli. ÖZ ya da ODUN olma tercihi de tamamen bana ait. Tabii ki bunun farkındaysam.
Aslına bakarsan, bulunduğun ortamdaki çoğu kişi de böyle düşünüyor olabilir. Burç konularına ilgi duyan birisi; "Neden insanlar benim burcumdaki x durumunu anlamıyor?" diye kendini yalnız hissedebilir. Maalesef burç konusu karşı çıkılamaz kadar gerçek olarak kabul görüyor. İnsanlar sahte sıfatlar ile, televizyon programlarında saatlerce burçların bu haftaki durumlarından bahsediyor. Bence insanlar çoğunluğu takip etmeye yatkın ve bu durumda seni "çıkıntı" olarak görüyorlar. "-Herkes şunu yapıyor sende yapsana", "-herkes sosyal medya kullanıyor senin neden yok?" vb. cümleleri duymuşsundur mutlaka.
Yüzeysel muhabbet dışında, bilim ve felsefe konuşmak istiyorsan benim tavsiyem, bulunduğun üniversitede böyle bir kulüp oluşturabilirsin. Buna hevesin ya da imkanın yok ise en mantıklı seçenek yine sosyal medya gibi geliyor bana. Araştırıp, öğrenip bunları paylaşabileceğin bir yerde sitenin Discord adresi mesela.
Her bireyin ilgi, istek, tutum ve davranışları birbirinden farklılık gösterebilir. Aynı zamanda bu farklılıklara sahip bireyler farklılıklarını bir kenara bırakarak ortak bir paydada da buluşabilir. Fakat bunlarla birlikte grubun dışında da kalmak mümkündür.
Ortak paydada buluşabileceğimiz insanların var olması bizim için önemlidir çünkü insan sosyal bir varlıktır ve içindeki düşünceleri, yaşadığı duyguları, öğrendiği fikirleri birine anlatma ihtiyacı hisseder. Anlatmak ve anlaşılmak insanın temel ihtiyaçlarından biridir. Fakat bu durumu karşılayamamak insanda boşluk duygusunu yaratabilir.
Etrafımızdaki herkes bizim istediğimiz gibi olamayacağı gibi belki de biz de onların istediği kişi olamayabiliriz. Yaşadığımız ve içinde bulunduğumuz toplumu da düşündüğümüz zaman "bilimsel bulgular, edebiyat söyleşileri, etik, ahlak gibi gibi bir çok şeyi konuşacak insan bulmak bizim için zor olabiliyor."
İfade ettiğiniz gibi sosyalleşmek istemeyebilir, insanların davranışlarını anormal bulabiliriz. Fakat bu sosyalleşmeme durumunun boyutu ve bireylerin hangi davranışlarını anormal gördüğümüz de önemli.
Yukarıda yazdıklarım psikoloji bilgim dahilinde, duygusuz cümlelerim. Şimdi seninle konuşmak istiyorum. Sigaraların içilip cinselliğin konuşulduğu bir ortam içerisinde bulunmak istememen gayet anlaşılabilir. Benzer düşünce ve duyguları hepimiz zaman zaman yaşayabiliriz hatta yaşıyoruz da. Ben de benzer duyguları, düşünceleri çokça yaşadım ve zaman zaman hala yaşadığım da oluyor. Fakat herkes kendi hayatını yaşar ve hayat bazen bizim istediğimiz gibi gitmeyebilir. Yeter ki biz elimizden geldiğince hayatımızı kendi istediğimiz raya oturtmaya çalışalım. Yoksa "din, etik, ahlak, sanat, bilim (daha da çoğaltabiliriz)" bir süre sonra sıkıcı gelecektir. Dürüst olmak gerekirse hayatımızda "boş dediğimiz şeyi" yapan birileri de, zaman zaman olmalı. Hatta hayatımdan sana bir örnek vermek istiyorum; son zamanlarda bilim konuştuğum, beraber şiirler okuduğum küçük bir grubum var ve gerçekten çok sıkılmaya başladım. Gezdiğimiz sahaflarda ve kitapçılarda bile sıkılıyorum. Şimdi ise "boş dediğimiz şeyi yapan" arkadaşlarımla sık sık görüşüyorum ve onlarla buluşmak bana çok haz veriyor. Onlarla beraber ben de "boş dediğimiz şeyleri" yapıyorum ve bu bana gerçekten haz veriyor. Neticede yeri geldiğinde her şey hakkında her şeyi konuşmak (bilgimiz olmasa bile) iyi gelebiliyor. Çünkü günün sonunda zaten bilmediğimiz konular hakkında konuştuğumuzu da biliyoruz. Bir süreliğine dünyayı kurtaran adam rolünü benimsememizin kimseye bir zararı yok. Nitekim benim için hayat böyledir, ölçülü olmak gerektiğini düşünüyorum. Bilim, etik, felsefe, ahlak bir süre sonra sıkıcı geldiğinde o boş denilen arkadaşları arayıp dertleşip mutlu olan da benim.
Sağlıcakla kal.
Dostum hem cevap veren Muhsinin hem senin yazdıklarını okudum da sizin gibi hala farklı yapıya sahip monoton düşünmeyen farklı bakış açısına sahip insanların varolmalarına epeyce sevindim.
Kendini aslında gayette şu an yaşadığımız dünyada aynı fikirler yapıları içinde yozlaşan ve nerdeyse kendilerine özgün davranışları bile olmayan kişiler dolayısıyla böyle hissetmen normal ama unutma ki değişenler arasında değişmemeyi başarıyorsan sen bu dünyaya ve dünya kalıplarının dışındasın. Fark ettiysek zaten günümüzde bir ortama gideriz veya ihtiyaçlarımız sonucu bulunuruz. Ancak etraf ve etraftaki insanların tek odak noktası sosyal medya ( tiktok İnstagram vesaire) yani insanlar asla ama asla iyi bir sey yapmıyorlar ve sen bunu onlardan önce idrak etmişsin. Erken farkındalığa sahip olmandan dolayı kendini bulunduğun veya yaşadığın yere ait hissetmemen çok normal bu durum hayatımın çoğu anında bana da oluyor hatta soğuk nevale sıfatlarına tabi tutuluyorum.
Yalnız olmadığını hiç bir zaman unutma sen ve senin gibi nadir kişilikte insanlar senin dediğin gibi buradalar ve sen o insanlardan farklısın kendini budalalaştırmak yerine kendini bilime, ilime adamışsın tek arkadaşın kendin ol canın mı sıkıldı kendini yetersiz mi hissettin benim gibi çık tek başına sokağa , sahile gökyüzüne bak doğayı seyret dal ve düşün. Kendini kitaplara ada kütüphaneye gitmeni tavsiye ederim çok kaliteli insanlara rast gelebilirsin. İstersen bir alerji durumun yoksa kedi alabilirsin.
Benim de yaşım 20 bu zamana kadar pek nerdeyse 1/2 samimi arkadaşım bulunur. Sosyal medya senin gibi tıpkı bende kullanmam tek odağım kitaplarım,kariyerim ailem diyemeyeceğim çünkü senin ailevi baskının durumunu bende yaşadım ailem babamın dükkanında işime devam etmemi üniversite okuyan coğu kişinin işsiz kalıp bir yerde çalıştığını söylediler. Ben dinlemedim hep yalnız kararlar verip yalnız kaldım. Çünkü bazı insanlar kendi türünü anlamazlar duyguları yokmuşçasına rastgele hareket ederler.
Kendini zeki görmemişsin ama sen hayatta erken olgunluğa ulaşıp diğer insanlardan farklı olmayı tercih eden zeki bir adamsın unutma zeki bir adamı yalnızca aşk kör edebilir. Zeki adamlar genelde bir kızda zekaya bakarlar zaten monotonlaşmış insan tipinden uzak büyük ihtimalle sen karşı cinse günümüz ilişkileri gibi tensel odaklı görüşsel olarak değil değer veren ortak huyların düşüncelerine sahip kafa dengi bir kişiyi kendinle özdeşleştiriyorsun.
Dostum farklı olmaktan çekinme kendini kötü hissetme yalnız olan sen değil cevrendekiler ben senin gibi senin fikir yapına sahip arkadaşlarım olsun çok isterim mesela