- İnsan
İnsan bir organizmadır, bir canlıdır, süper zekalı ve muhteşem görüntümüz falan bahsetmek ister misiniz? Zeka olarak aslında sinirsel yapıdan bahsedebiliriz. Yani bizim zekamız belki de tamamen sinir hücrelerimizin bu anlamdaki bir adaptasyonudur. İnsanı biyolojik olarak çok farklı şekillerde tanımlamak mümkün ama hocamızın da dediği gibi insan primatlar arasında vücut büyüklüğüne göre en iri beyne sahip olan canlı. Dolayısıyla insanı 3 yar nükleotitin spesifik bir kombinasyonu ve o kombinasyon etrafındaki belli bir çeşitlilik olarak tanımlamak aslında en doğrusu.
- Evrim
Evrim aslında en basit tanımıyla süreçler boyunca nesiller boyunca insandaki değişimin gözlenmesi. Bununla ilgili de ilgilenen bilim zaten evrimsel biyoloji olarak karşımıza çıkıyor. Tek düzeltebilecek yer tabii ki evrimin sadece insanla sınırlı olmaması. Hatta öyle ki evrim biyolojiyle yani organizmalarla bile sınırlı değil. Çünkü o bir doğa yasası. Doğa yasaları sadece belli madde formlarıyla ilgili olan şeyler değiller. ... Yani evrim spesifik bir değişim türü aslında. Yani her türlü değişim evrim demek değil. Mesela insanlar doğuyorlar, büyüyorlar. O sırada bir dolu değişiyorlar. Öyle değil mi? Ama bu değişimlerin hiçbiri evrim değil. Bunların hepsi gelişim, gelişim biyolojisi diye apayrı bir saha tarafından inceleniyor. ... İşte halk arasında evrimle ilgili çok sık yapılan bir hata bu. Evrimden söz edebilmemiz için daha önce de konuştuğumuz gibi bazı postülatların sağlanması gerekiyor. Burada tekrardan hepsine girmeyeceğim ama özetle bir popülasyon, yani bir birimin kendini tekrar eden kopyaları olması gerekiyor. Bir çeşitlilik, yani o kopyalar arasında farklar olması gerekiyor. Bir kalıtsallık, yani o çeşitliliğin nesiller arasında aktarılabilmesi gerekiyor. Ve sonrasında da bunlar sağlandığında o popülasyonun kendi içinde değil, nesiller boyunca olan gen ve özellik dağılımındaki değişimlere evrim diyoruz. Yani spesifik bir bireyde yaşanan değişimler evrim değiller.
- Popülasyon
Bir popülasyon, yani bir birimin kendini tekrar eden kopyaları olması gerekiyor.
- Çeşitlilik
Bir çeşitlilik, yani o kopyalar arasında farklar olması gerekiyor.
- Kalıtsallık
Bir kalıtsallık, yani o çeşitliliğin nesiller arasında aktarılabilmesi gerekiyor.
- Gelişim / Gelişim biyolojisi
Mesela insanlar doğuyorlar, büyüyorlar. O sırada bir dolu değişiyorlar. Öyle değil mi? Ama bu değişimlerin hiçbiri evrim değil. Bunların hepsi gelişim, gelişim biyolojisi diye apayrı bir saha tarafından inceleniyor.
- Kimyasal tepkime
Veya kimyasal moleküller de aslında kendi içlerinde değişiyorlar. Mesela işte hidrojenle oksijen birleşiyor, su oluyor. Ama bu da mesela evrim veya kimyasal evrim değil. Bu sadece bir kimyasal tepkime.
- Kimyasal evrim
2020 Nobel kimya ödülünü hatırlayacak olursanız kimyasal evrim yoluyla ilaç üretebilme sahasına verildi. Çünkü kimyasal moleküllerde evrimleşecek değil. Yani evrimle değişim eş anlamlı sözcükler değiller. Değişim daha genel bir konsept. Evrim spesifik bir değişim türü aslında.
- Genom / genomik imza
Çünkü elimizde genom gibi türün imzası niteliğinde olan bir şey zaten var. Dolayısıyla insanı 3 yar nükleotitin spesifik bir kombinasyonu ve o kombinasyon etrafındaki belli bir çeşitlilik olarak tanımlamak aslında en doğrusu. Ve bu tabii ki geri kalan 9 milyar ökaryotik türün her birinin kendi genomik imzası olmasıyla aynı şey. Onların da her birini kendi genomik imzalarıyla tanımlayabiliriz.
- Tür tanımı (üremeye dayalı vs genetiğe dayalı)
Bu isimlendirme, daha önceden de konuştuğumuz gibi türlerin birbiriyle çiftleşme kabiliyetinin onları ayrı türler mi yoksa aynı tür mü olduklarını ayırt edebilmekte kullanabileceğimiz fikrine daha çok ağırlık verilen zamanlardan kalma bir terim. Sonuçta eğer neandertaller gibi bir diğer insan türüyle çiftleşebilir ki bundan eminiz, o zaman onlarla aynı tür olmalıyız dendi. Ama aynı zamanda çok da farklı gözüküyoruz onlardan. O nedenle her ikisini de homo sapiens altına koyalım ama bize homo sapiens sapiens, onlar ise homo sapiens neanderthalensis diyelim dedik. Böyle bir ayrım vardı ama artık böyle zorlama ayrımlara ihtiyaç duymuyoruz. Çünkü tür tanımlarım üremeye dayalı değil, genetiğe dayalı yapmaya başladık.
- Homo sapiens sapiens / Homo neanderthalensis
Aslında artık homo sapiens sapiens diye bir şeyden bahseden pek bir akademisyen kalmadı. Çok spesifik ik araştırmalarda falan bazen bahsedilmesi gerekiyor. İşte çok erken insanları birbirinden ayırt etmek gerektiği zaman ama bu tanım artık büyük oranda terk edildi. Sonuçta eğer neandertaller gibi bir diğer insan türüyle çiftleşebilir ki bundan eminiz, o zaman onlarla aynı tür olmalıyız dendi. ... Biz homo sapiens is, onlar homo neanderthalensis ve bu iki yakın akraba tür birbiriyle çiftleşip verimli yavrular ürettiler.
- Taksonomi
Ha yani taksonominin dayandığı genetik, morfolojik, anatomik, fizyolojik, davranışsal veriler yığınına bakarak bu sınıflandırmayı yapıyoruz.
- Simiiformes / simiyen / kuyruksuz maymunlar (apes)
Maymunlar yani simi formes altında sınıflandırılan canlılardan evrimleşti. Spesifik olaraksa hocamızın da dediği gibi apes yani kuyruksuz maymunlar infra takımından. Bu başlık altında sınıflandırılma nedenimiz de öyle yüzeysel benzerlikler falan değil. Taksonominin dayandığı genetik, morfolojik, anatomik, fizyolojik, davranışsal veriler yığınına bakarak bu sınıflandırmayı yapıyoruz. Dolayısıyla en çok bütün hayvan grupları arasında en çok simi enlerle örtüştüğü için ve simiyen eri tanımlamakta kullanılan bütün terminolojik, bütün taksonomik detayları bizde de bulabildiğimiz için kaçınılmaz olarak insanları simi yenler yani maymunlar altında sınıflandırıyoruz.
- Körelmiş organ (vestigial organ)
Az önce de bahsettiğimiz gibi kuyruksuz maymunlardan olan insanın atalarından kalma körelmiş bir organ. Diğer bütün hayvanlarda bu kemik kuyruk omurgaya bağlandığı nokta. O yüzden kuyruk sokumu deniyor buna. Ama bizim şempanzelerin, bonoboların, gorillerin, orangutanların, gibonların ve siyamların yani kuyruksuz maymunlar dediğimiz bu hayvanların 25 milyon yıl kadar önce yaşayan ortak atasından bu organ körelmeye başlıyor ve nihayetinde tamamen yok oluyor. Ama arkasında bıraktığı izleri hepimiz bir damga gibi taşımaya devam ediyoruz.
- Kuyruk sokumu (kokks)
Kuyruk sokumum niye var? Vücudumuzun dengesi ve aksıyla alakalı. Muhakkak bir işe yarıyor diye düşünüyorum. ... Kuyruk sokumu şu anda yaramıyor. Ara sıra üstüne düşüp kırmamı yarıyor sadece. Başka bir fonksiyonu yok. Aslında kokx olarak da bilinen kuyruk sokumunun anterior yani ön tarafında levator ani, ilio koksigeus ve pubo koksigeus gibi kaslar bağlanıyor bu tarafına. Yani tamamen işlevsiz bir körelmiş organ değil ama orijinal görevini de artık yapmadığı kesin.
- Levator ani / ilio koksigeus / pubo koksigeus
Kuyruk sokumunun anterior yani ön tarafına levator ani, ilio koksigeus ve pubo koksigeus gibi kaslar bağlanıyor; yani bu kaslar kuyruk sokumunun bu tarafına tutunurlar ve böylece o bölgenin bazı fonksiyonlarında rol oynarlar.
- Doğal seleksiyon (doğal seçilim)
Doğal seleksiyon, güçlü olanın hayatta kalması, zayıf olanın ise yok olması diyebiliriz. Bu genelde bu şekilde tabir ediliyor. Ama yani orada güçlü sözcüğünü gerçek anlamıyla mı kullanıyorsunuz, yan anlamıyla mı? Aslında bu birazcık önemli Türkçede. Çünkü güçten kas gücü, işte daha büyük olma falan gibi şeyleri kast ediyorsanız, aslında hayır. Böyle bir şey yok. Evrimin sürekli daha güçlü canlılar yaratmak gibi bir görevi yok veya öyle bir fonksiyonu da yok. Ama burada güçlüden kasıt uyumlu. Aslında çevresiyle uyumlu olma anlamında güçlü diyoruz.
- Fitness
Buna İngilizcede fitness diyoruz. Fitness de hani egzersiz yaptığımızda yaptığımız bir şey aslında. Ama orada da yine aynı şey geçerli. Oradaki kasıt fiziksel bir fitness ziyade uyum başarısı, çevreye uyum başarısı.
- Mendel deneyi
Mendel deneyini gerçekleştirmek için bu gelişmiş laboratuvarda bilim için tüm imkanlarımızı seferber ettik. Mendel 28.000 bitkiyle gerçekleştirmek için bu gelişmiş laboratuvar. Mendel'in çalışması bezelye bitkileriyle kalıtım kurallarını ortaya koymayı amaçlayan, çok sayıda bitkiyle yapılan klasik deneysel çalışmadır.
- Kromozom
24 kromozomdan her birimizde 46 tane var. Burada hocamızın dili sürçmüş olsa gerek. 24'ten değil tabii 23 çiftten 46 kromozomumuz var.
- Gamet (üreme hücresi)
Var bir değişimin evrimsel olarak anlamlı olabilmesi için üreme hücreleri, gametleri üreten dokular... gibi hücrelerde değişim yaşanması gerekiyor — yani gametler üreme hücreleridir ve bu hücrelerdeki değişimler gelecek nesillere aktarılabilir.
- Zigot
Var bir değişimin evrimsel olarak anlamlı olabilmesi için ... zigot gibi bir canlıyı oluşturacak bütün hücrelerin ilki olan hücre ve zigotun çoğalmasıyla meydana gelen o ilk birkaç yüz hücrede ... bir değişim yaşanması gerekiyor. Yani zigot bir canlının oluşmasını başlatan ilk hücredir ve o hücredeki genetik değişimler tüm organizmada ve soy hattında kalıtsal olabilir.
- Mutasyon
Mesela karaciğerinizde meydana gelen bir mutasyonun evrimsel hiçbir anlamı yok. Ama karaciğerin üretilmesini sağlayan genetik kodda meydana gelecek bir mutasyon, bütün soy hattınızdan mesela bir sperm veya yumurtada veya zigotta bir mutasyon meydana gelirse de o mutasyon karaciğeri kodlayan gen bölgesinde ise o zigottan üretilen hücrelerin tamamında o karaciğer mutasyonu olacağı için ... bunlar da o mutasyonu gelecek nesillere aktarmaya devam edecekler. Bu şekilde evrimsel değişimler yaşanabiliyor.
- Modifikasyon / epigenetik (kalıtsal olmayan değişimler)
Bu gerçekten tuhaf bir nokta. Plastik cerrahlar gerçekten de vücudumuzda değişimler yaratabilirler. Ama şunu unutmayın. Vücudunuzda sonradan yarattığınız değişimler evrimin değil. Yine gelişimin alanı. Spesifik olaraksa bunlara modifikasyon diyoruz. Çünkü bunlar epigenetik. Bir ken kenara koyacak olursak kalıtsal olmayan değişimler. Dolayısıyla siz Avatar kulakları taktırsanız da çocuklarınız Avatar kulaklı veya daha uzun kulaklı bile doğmayacak.
- Paralel evrim
Sonrasında aynı şartlarda kaldıkları için paralel evrim dediğimiz bir şeyden geçerek benzer balıklara benzer özellikler edindiler. Yüzgeçleri tekrardan balıklarınkine benzer oldu. Aslında aynı organ değiller o ikisi ama hani bu geriye dönüşü belki bir geri evrim olarak görebiliriz.
- Geriye evrim (reverse evolution)
Geriye evrimden kastımız veya geri evrimden kastımız, atasal olarak yitirilen bir organ veya fonksiyonun geri kazanılması demek veya kazanılmış bir fonksiyonun yitirilmesi demek aslında. Mesela kurbağalarda üst damakta bulunan dişler atasal olarak yitirilmiş ama günümüzde bazı kurbağalarda bu dişlerin yeniden evrimleşme başladığını görüyoruz. ... Ya da 375 milyon yıl önceki atalarımız sulardan karalara çıktılar ve karasal adaptasyonlar geçirdiler. Ama sonradan balina ve yunuslara evrimleşecek olan bir soy hattı karalardan tekrar denizlere döndü. Bu geri dönüş de belki bir geri evrim olarak düşünülebilir. Ve bir de buradaki bu geri sözcüğü daha az gelişmiş anlamına gelmiyor.
- Eşeyli / eşeysiz üreme
Eşeyli ya da eşeysiz yürüyebiliyorlardı. ... Bu arada insanlarda eşeysiz üreme hiçbir zaman var olmadı.