Evet, belirli bir alanda olağanüstü bir yetenek sergileyip matematik, ezber veya mantıksal akıl yürütmede zorlanan insanlar kesinlikle olabilir. Bu durum o kişiyi aptal yapmaz, sadece bilişsel profilinin homojen olmadığını ve insan beyninin tek bir zekâ motorundan ibaret olmadığını gösterir.
Gündelik hayatta zekâyı tek parça, her şeye aynı anda yeten genel bir güç gibi düşünmeye çok meyilliyiz. Bilişsel bilim ve sinirbilim açısından baktığımızda ise insan zihni, farklı işlevler için özelleşmiş nöral ağların bir arada çalıştığı esnek bir mimaridir. Görsel uzamsal algı ve ince motor koordinasyon gerektiren çizim yeteneği ile soyut sembolleri işleyen matematiksel bellek tamamen farklı beyin ağlarını kullanır. Beynimizin bir devresindeki yüksek bağlantısallık veya verimlilik, diğer bilişsel alanların da aynı hızda çalışacağını garanti etmez.
Bu yeteneklerin kaynağı tek bir gizemli faktör değildir. Genetik nöral yatkınlıkların, beynin erken gelişimindeki yapısal farklılıkların ve deneyimle pekişen nöroplastisitenin ortak sonucudur. Örneğin gelişmiş bir müzik kulağı, işitsel korteks ile motor alanlar arasındaki özelleşmiş nöral yollarla şekillenir. Buna karşılık matematik veya sözel ezber gibi süreçler, prefrontal korteksin yönetici işlevleri ve çalışma belleği kapasitesiyle doğrudan ilişkilidir.
Birisinin formülleri aklında tutamaması ya da soyut hesaplamaları kavrayamaması, o beynin dünyayı algılama ve işleme kapasitesinin toptan yetersiz olduğu anlamına gelmez. Bilişsel sistemlerimiz homojen çalışan yapay sinir ağları gibi tekdüze değildir. İnsan zihni, güçlü ve kırılgan yönlerin bir arada var olduğu asimetrik bir yapıya sahiptir. Dolayısıyla bir alandaki zayıflık diğer alandaki derin kavrayışı ortadan kaldırmaz, sadece beynin modüler çeşitliliğini gösterir.
Kaynaklar
-
Jerry A. Fodor. The Modularity Of Mind. Alındığı Yer:
| Arşiv Bağlantısı
-
Richard J. Haier. The Neuroscience Of Intelligence. Alındığı Yer:
| Arşiv Bağlantısı