Sosyal darwinizm bilimsel veya biyolojik bir gerçeklik olarak mümkün değildir, ancak 19. yüzyılın sonlarında siyasi ve ekonomik eşitsizlikleri meşrulaştırmak için uydurulmuş ideolojik bir kurgu olarak tarihte maalesef fazlasıyla uygulanmıştır.
arkadaşlar öncelikle şu ezberi bir bozalım, ortada darwin kaynaklı bir doğa yasası filan yok. en güçlünün hayatta kalması fikrini ortaya atan kişi charles darwin değil, sosyolog herbert spencer idi. spencer ve dönemin ayrıcalıklı elitleri, sanayi devrimi ingilteresinde yoksullara yardım edilmesini engellemek, sömürgeciliği aklamak ve vahşi kapitalizmi kaçınılmaz bir doğa kanunu gibi yutturmak için evrimsel kavramları fena halde eğip büktüler. arşiv belgelerine biraz bakan herkes, bu anlatının bilimsel bir keşif değil, sermaye sahiplerini rahatlatma projesi olduğunu hemen anlar.
biyolojik açıdan bakarsak, evrimdeki uyum başarısı kavramı ahlaki, zihinsel ya da ekonomik bir üstünlük ifade etmez. doğada en zengin, en acımasız ya da en güçlü olan değil, bulunduğu çevre koşullarına uyum sağlayıp üreyebilen canlı hayatta kalır. insan türü ise biyolojik varlığını bireysel kaba kuvvetten ziyade kültürel dayanışma, empati ve toplumsal iş birliği mekanizmalarına borçludur. doğada olan bir olguyu alıp toplum düzeninde bir ahlak kuralı haline getirmeye çalışmak, felsefedeki klasik doğallık safsatasından başka bir şey değildir.
bu temelsiz çarpıtmanın faturası 20. yüzyılda zorunlu kısırlaştırmalar, ırkçı öjeni politikaları ve nihayetinde soykırımlarla çok ağır ödendi. kısacası sosyal darwinizm doğa bilimlerinin kötü niyetli bir karikatürüdür ve bilimsel zeminde savunulabilir hiçbir tarafı yoktur.
Kaynaklar
-
Mike Hawkins. Social Darwinism In European And American Thought, 1860-1945. Alındığı Yer:
| Arşiv Bağlantısı