Bu konuyu burada detaylıca işlemiştik. Ancak özünde evet, insanlar özellikle de kendi türündeki yüz farklarını görmeye aşırı özelleşmiş beyin bölgelerine sahipler; bu nedenle çok daha hassas bir şekilde ayırt edebiliyoruz. Sincap olsaydık, muhtemelen sincaplardaki fiziksel farklılıkları ayırt etmeye çok meyilli olacaktık. Hatta aşina olmadığımız yüzleri ayırt etmekte zorlanıyoruz, bu nedenle "Çinliler hep birbirine benziyor." demeye meyilliyiz mesela. Ya da "Şempanzelerin hepsi aynı." diyoruz. Bu tamamen aşina olmakla ilgili bir durum; bir primatolog, her bir şempanzenin yüzünün bambaşka olduğunu bilecektir, çünkü o yüzleri görmeye aşinadır. Aslına bakarsanız insanlar arasındaki çeşitlilik, bütün memeliler ve bütün primatlar arasındaki en düşük çeşitliliğe sahip. Yani iki sincabın birbirinden farklı olduğundan çok daha az farklıyız birbirimizden (özellikle de genetik olarak).
Fakat şu da var: İnsan yüzü, cinsel seçilim açısından büyük role sahip. Dolayısıyla birbirimizden çok düşük oranlarla farklı olsak da, o ufak farklılığın büyük bir kısmı yüzde meydana gelen detayların özelleşmesine ayrılmış olabilir; çünkü türümüz için evrimsel anlama sahip.
Maymunların birbirine benzediği iddianız tamamen bir algıda seçicilikten ve bir parça da ön yargıdan ibaret. Biz insanlar, bize benzemeyen canlıları birbirlerine benzer görmeye meyilliyiz. Hatta belirli ırk, renk ve etnik kökenleri bile. Türklere göre uzak doğulular hep birbirine benziyor. Ama bu gerçek değil. Ya da hayvanlar. Bütün sinekler aynı. Bütün zürafaalar aynı. Bütün maymunlar aynı gibi... Ama değiller. Çünkü hiç kimse, zürafaaların gözlerinin biçimlerine, insanların göz biçimlerine dikkat ettiği kadar dikkat etmiyor. Sineklerin ağızlarını yakından inceleyen kaç kişiye rastlayabiliriz sokakta? Maymun konusu da aynı. Tamamen bir algıda seçicilik. Çünkü onların hepsi birbirine benzemiyor hatta bizim kadar çeşitliler.
Araştırma, insan yüzlerinin şekil ve yapısının, vücudun diğer bölümlerine göre çok daha değişken olduğunu ortaya koyuyor. Dahası, yüz yapısıyla ilişkili genler de vücudun diğer bölgelerindeki DNA'dan daha fazla çeşitlilik gösteriyor. DNA çeşitliliğinin fazla olması cevaplardan sadece 1 tanesidir diye düşünüyorum. mayoz bölünmede etkilidir.
Bu konu daha önce kaynaktaki Evrim Ağacı yazısında işlenmişti. Öncelikle insanlar kendi türleri içerisindeki yüz farklarını görmeye özelleşmiş beyin bölgelerine sahip; bundan dolayı daha kolay ayırt edebiliyoruz. Eğer başka bir canlı olsaydık örneğin kedi, diğer kedilerdeki fiziksel farkları anlamakta çok daha meyilli olurduk. Şempanzelerle çalışan bilim insanlarının şempanze yüzlerini daha keskin bir şekilde ayırt edebildiğini duymuştum ayrıca kendi türümüzün içinde bile misal kendimizden uzak bir kültür olan uzak doğuya baktığımızda oradaki insanları bir biriyle aynı görmeye meyilliyiz onlarda aynı şekilde bizleri aynı görürler. Aslında insanlar arasındaki çeşitlilik bütün memeliler arasındaki en düşük çeşitliliktir. Yani iki tane kedinin (veya sincabın :) ) bir birinden farklı olduğundan daha az farklıyız bir birimizden.
Ayrıca insan yüzü cinsel seçilim açısından önemli bir farka sahip. Dolayısıyla bir birimizden çok daha farklı olsak bile o ufak farklılıkların büyük bir kısmı yüzdeki detayların özelleşmesine ayrılmış olabilir; çünkü türümüz için evrimsel anlama sahip.
(Bu cevap urlde Çağrı Mert Bakırcının verdiği cevabın kötü bir replikasıdır :) https://evrimagaci.org/soru/insanlar-farkli-gorunurken-hayvanlar-neden-ayni-gorunur-8934 burada cevabı okuyarak konuyu daha iyi anlayabilirsin. )
Bunun cevabı, hem doğanın işleyişinde hem de bizim nasıl baktığımızda saklı. Biz insanlar, çok uzun zaman önce dünyadaki farklı yerlere yayıldık. Her yerde hava, güneş, yemek gibi şeyler farklıydı. Afrika’da güneş çok güçlüydü, bu yüzden insanların cildi koyulaştı, güneşten korundu. Ama kuzeyde, mesela Avrupa’da, güneş azdı, bu yüzden açık tenli olmak faydalı oldu, çünkü vücut güneş ışığından vitamin alabiliyordu. Soğuk yerlerde burunlar küçülüp daraldı ki soğuk hava ciğerlere gitmeden ısınsın. Sıcak yerlerde ise burunlar daha geniş kaldı. Boyumuz, kilomuz da yaşadığımız yerin yemeklerine ve hayat tarzına göre değişti. Zamanla, bu değişiklikler birikti ve her yerde insanlar biraz farklı görünmeye başladı. Üstelik kiminle çiftleştiğimiz, neyi güzel bulduğumuz gibi şeyler de bu farklılıkları artırdı. Hayvanlara baktığımızda, mesela bütün kaplanların çizgili olduğunu görürüz. Neden? Çünkü o çizgiler onları ormanda saklıyor, hayatta kalmalarına yardım ediyor. Bir kaplanın çok farklı görünmesi, onun avlanmasını ya da gizlenmesini zorlaştırır. Bu yüzden aynı türdeki hayvanlar genelde birbirine çok yakın görünür. Doğada "farklı olmak" bazen dezavantajlıdır. Asıl mesele şu: Biz insanların yüzlerini tanımakta çok iyiyiz. Beynimiz, bir insanın gözlerini, burnunu, saçını hemen fark edecek şekilde çalışıyor. Bu, atalarımızın kimin dost, kimin yabancı olduğunu anlaması için önemliydi. Ama hayvanlara gelince, aynı dikkati göstermiyoruz. İki köpeğin kürkündeki küçük farkları görmezden gelebiliriz, çünkü beynimiz buna pek odaklanmıyor. Oysa köpekler ya da zebralar kendi türündekileri bizim sandığımızdan daha iyi ayırt edebiliyor. Biz insanlar, sadece doğadan gelen farklılıklarla yetinmiyoruz. Saçımızı kesiyoruz, boyuyoruz, kıyafetler giyiyoruz, takılar takıyoruz. Bir de yüz ifadelerimiz, konuşma şeklimiz var. Bütün bunlar, birbirimizden daha da farklı görünmemizi sağlıyor. Hayvanlarda böyle şeyler yok tabi; bir kedi her zaman kedi gibi görünüyor. Aslında genetik olarak insanlar çok da farklı değil. Mesela köpekler ya da maymunlar bizden daha fazla çeşitliliğe sahip olabilir. Ama bizim genlerimiz, cilt rengi ya da göz şekli gibi şeylerde ufak değişikliklerle bile büyük farklar yaratıyor. Ayrıca insanlar sürekli göç etmiş, başka insanlarla karışmış. Bu da çeşitliliği artırmış. Hayvanların birbirine benzediğini düşünmemiz, onların fazla farklı olmaya ihtiyaç duymamasından ve bizim de onlara çok dikkatli bakmamasından kaynaklanıyor. Ama insanlara gelince, hem doğa bizi biraz farklı yapmış, hem de biz kendimizi daha da farklı hale getirmişiz. Üstelik kendi türümüze öyle alışkınız ki, en küçük farkları bile hemen fark ediyoruz. Belki hayvanlar da kendi aralarında "Ne kadar farklıyız" diye düşünüyordur, ama biz bunu göremiyoruz.