Fizik yasaları o şekilde çalışmıyor.
Bir örnekle açıklayayım, bir bardak su düşün. Sen bunu ters çevirsen bardakta illaki 1-2 damla su kalıyor düşmüyor değil mi? düşmüyor çünkü yapışma kuvveti yerçekimi kuvvetini birkaç damla için yenebilecek kadar güçlü. Bunda da aynı mantık var. Evren genişliyor evet, güneş sistemi de haliyle genişlemeye çalışıyor evet ama daha kuvvetli yerçekimi kuvveti bunu engelliyor. Hani dünyayı bir yer çekimi kuvveti ve merkezkaç kuvveti ile yörüngeye sabitliyor ya bu kuvvet etkisiz kalıyor. Aynı şey mesela ne biliyim bi telefon için de geçerli. Telefonun içindeki atomlar ve uzay da genişlemeye çalışıyor. Ama atomik düzeydeki güçlü nükleer kuvvetler bunu engelliyor. Yani her yer genişlemeye çalışıyor ama bu küçük kuvvet diğer kuvvetlere yenik düşüyor. O sebeple genişleyemiyor.
Galaksi kümeleri birbirinden uzaklaşıyor, galaksiler değil. Bizim galaksimiz, Andromeda ile birlikte Virgo Süper kümesinin bir üyesi. Yaklaşık 1500'e yakın galaksi bu kümenin üyesidir. Dağınık bir galaksi görüntüsüne benzer ve kütleçekimi yüzünden birbirleri ile yolları kesişebilir.
Evrenin genişlemekte olduğunu Hubble'ın 1929'da yaptığı gözlemden beri biliyoruz. O yıldan bu yana bu gözlemler sadece kuvvetlenmekle kalmadı, aynı zamanda bu genişlemenin zamanla değişip değişmediği hakkında da fikir sahibi olabildik. Bugün evrenin ivmelenerek genişlediğini bu gözlemlerden biliyor ve bunu karanlık enerjiye atfediyoruz. Burada dikkatinizi çekmek istiyorum; genişlemenin tek sorumlusu karanlık enerji değil, ivmelenerek genişlemenin sorumlusu karanlık enerji. Peki hal böyleyken, her şey şeyin bizden uzaklaşması gerekmiyor mu? Nasıl oluyor da Andromeda Galaksisi bize yaklaşabiliyor?
Evet evren genişlerken galaksiler birbirinden uzaklaşıyor fakat bu uzaklaşan galaksiler, çekimsel olarak bizden etkilenmeyecek kadar uzaktaki galaksiler. Evrende yer alan galaksilerin çoğu galaksi kümelerinde bir arada, öbeklenmiş bir biçimde bulunur. Hatta bu galaksi kümeleri de bir arada bulunarak, süper kümeleri oluşturur. Hal böyle olunca, genişlemenin etkisini iyi bir biçimde görebilmek için, bizden yeterince uzakta bulunan galaksilere bakmak gerekiyor. Andromeda ise bizim yerel galaksi grubumuzda yer alıyor ve bize oldukça yakın, zaten bu sebeple bize doğru yaklaşıyor, birbirimize çekimsel bir etkileşim uyguluyoruz. Bu yüzden evren genişledikçe galaksiler birbirinden uzaklaşır demek yerine, evren genişledikçe çekimsel etkileşimde bulunmayacak kadar birbirine uzak cisimler birbirinden uzaklaşır deriz. Fakat bunu basitçe ifade etmenin bir yolu galaksiler üzerinden bunu söylemektir çünkü yakınlaşabilecek durumda olan birkaç tane varken, geri kalan milyarlarcası uzaklaşmaktadır.
Özetle bu yanılgıya sebep olan şey, bilimsel bir ifadeyi, anlaşılabilirlik açısından sıradan bir şekilde basite indirgemeye çalışmaktır. Fakat bu denli alışılmış bir konuda dahi yapılan bu basite indirgemenin ne tür yanlış anlaşılmalara sebep verdiğini rahatlıkla görebilmekteyiz. Bu sebeple, sicim kuramı gibi dili neredeyse matematikten ibaret olan konuları basite indirgemeye çalışmak, biraz abesle iştigal olmaktadır. Her ne kadar bir şeyler anlaşılsa da, işin inceliği, kelimeler arasında yok olup gitmekte ve gerçekler tam olarak anlaşılmamaktadır. Bundan ve bilimin test edilebilirliğini göstermek adına, elimizden geldiğince işin fiziğine de yer vermeye çalışıyor ve detayları sıklıkla paylaşıyoruz. İddia ediyorum ki, işin bu matematiksel-fiziksel yanını bir kere sevdiğinizde, bir daha bırakamayacaksınız.
Evrenin genişlemesi, uzayın kendisinin büyümesi anlamına gelir. Bu da, uzayda bulunan galaksilerin birbirlerinden uzaklaştığı anlamına gelir. Ancak, evrenin genişlemesi, galaksilerin kendi içlerinde veya birbirleriyle etkileşimde bulunmasını engellemez. Galaksiler, kütleçekimi kuvvetiyle birbirlerine bağlı olabilir ve birbirlerine doğru hareket edebilirler. Bu durumda, evrenin genişlemesi, galaksilerin çarpışmasını önlemek için yeterli değildir.
Örneğin, Samanyolu Galaksisi ile Andromeda Galaksisi, yerel galaksi grubunun en büyük iki üyesidir. Bu iki galaksi, birbirlerine yaklaşık 110 kilometre/saniye hızla yaklaşıyorlar. Bu hız, evrenin genişlemesinin yarattığı uzaklaşma hızından çok daha büyüktür. Bu nedenle, yaklaşık 4 milyar yıl sonra, bu iki galaksi birleşecek ve yeni bir galaksi oluşturacaklardır.
Galaksi çarpışmaları, evrenin genel yapısını değiştirebilir. İki galaksi çarpıştığında, yıldızlar, toz ve gaz bir araya gelir ve yeni bir galaksi oluşturur. Bu tür birleşmeler, evrenin genişlemesi üzerinde herhangi bir etkiye sahip olabilir mi? Bu sorunun kesin bir cevabı yoktur. Bazı araştırmacılar, galaksi çarpışmalarının evrenin genişlemesini yavaşlatabileceğini veya hızlandırabileceğini öne sürmüştür. Ancak, bu etkinin ne kadar büyük veya önemli olduğu henüz bilinmemektedir. Evrenin genişlemesinin nedeni ve sonucu hakkında daha fazla bilgi edinmek için, evrenin genişlemesi hakkında bilinen en yaygın teori olan Büyük Patlama teorisini inceleyebilirsiniz.
Sorunuzda büyük bir hata var, galaksiler sanılanın aksine birbirlerinden uzaklaşmazlar. Evrene kıyasla küçük bir alanda bulundukları için kütle çekim kuvvetleri ile birbirlerine etki ederek bir arada dururlar. Birbirlerinden uzaklaşan şeyler galaksiler değil galaksi kümeleridir, Siz de tahmin edersiniz ki küme çok sayıda galaksiden oluşmaktadır. Ancak kümenin içerisindeki galaksiler birbirlerinden uzaklaşmıyorlar, aksine çoğu zaman birbirlerine doğru yaklaşıyorlar.
Tabi ki aynı kümede bulunup birbirinden uzaklaşan bazı galaksiler istisna olarak vardır. Ancak kendi galaksimiz bu az sayıdaki istisnadan bir tanesi değildir.
Evrendeki genişleme yerel değil, genel bir genişlemedir. Dolayısıyla her cisme etki eder. Fakat cisimlerin birbirine uyguladığı kütle çekim kuvveti veya elektromanyetik kuvvet gibi kuvvetler genişleme miktarına karşın baskın gelerek yerel anlamda genişlemeyi engelleyebilir.