Soru & Cevap: Soru Sor, Cevap Al
Bugün
Bugün bölümü hazırlanıyor.
Bugün bölümü hazırlanıyor.
kısa cevap: sırt üstü yatmak uyku felcini doğrudan yaratmıyor ama olasılığını artıran bir tetikleyici olarak sık raporlanıyor. kabus tarafında ise kanıt çok daha zayıf, yani "sırt üstü yatınca kabus görürsün" diye sağlam bir kural yok.
uyku felci neden oluyor? rem uykusunda beyin sapı, rüyada gördüklerini fiziksel olarak yaşamamamız için kaslarımızı bilerek felç eder (rem atonisi). uyku felcinde bilinç erken açılır ama bu kas kilidi henüz kalkmamıştır. kıpırdayamazsın, gözlerin açıktır, beyin de hâlâ rüya üretiyordur. buna tehdit algısı eşlik edince (amigdala ve tehdit algılama sistemi aşırı tetikte) odada biri var hissi, göğüste baskı ve korkunç görüntüler ortaya çıkar. literatürde buna "night-mare" deneyimi deniyor, adı da boşuna değil.
sırt üstü pozisyon ne katıyor? uyku felci anlatan insanların önemli kısmı bu epizotları sırt üstü yatarken yaşıyor. olası açıklamalar şunlar:
asıl risk faktörleri pozisyondan daha güçlü: uyku yoksunluğu, düzensiz uyku saatleri, stres ve anksiyete, uyku apnesi, bazı durumlarda narkolepsi. genel nüfusta ömür boyu yaygınlık yaklaşık %8, öğrencilerde yaklaşık %28 civarında. yani yalnız değilsin, akademik hayat zaten uyku düzenine saygı duymayan bir sistem.
ne yapabilirsin? yan yatmayı denemek en ucuz deney. sırtına tenis topu diken eski numara bile işe yarayabilir. uyku saatlerini sabitlemek ve yeterince uyumak en güçlü müdahale. her seferinde yaşıyorsan, gün içinde aşırı uykulu hissediyorsan, horluyorsan veya nefes durması fark edildiyse bir uyku kliniğine gitmeye değer, çünkü altta apne olabilir. epizot sırasında panik yapmamak ve bunun birkaç dakikada geçen zararsız bir durum olduğunu hatırlamak süreyi ve korkuyu kısaltıyor.
kısa cevap: martıların fırtınayı önceden bilip halka çizdiğine dair sağlam bir kanıt yok. Gözlediğin davranışın büyük kısmı, fırtına öncesi havanın zaten termal yükselti üretmesiyle açıklanıyor. Yani martı "fırtına geliyor" diye değil, havada bedava yükselme fırsatı olduğu için dönüyor olabilir.
1. Termal yükselti. Bulutların kabarmaya başlaması (kümülüs oluşumu) atmosferin kararsızlaştığını ve ısınan havanın dikey bir sütun halinde yükseldiğini gösterir. Martılar gibi geniş kanatlı kuşlar bu sütunun içinde kalmak için dar halkalar çizer, kanat çırpmadan yükselir ve sonra süzülerek hedeflerine gider. Halka şeklindeki uçuşun sebebi budur. Sütun dar olduğu için bir kuş yükselmeye başlayınca diğerleri de onu görüp aynı noktaya katılır, kalabalık grup böyle oluşur.
2. Yem fırsatı. Nemli ve sıcak havalarda kanatlı karınca ve başka böcekler havalanabilir. Martılar bunları havada avlar. Bu durumda halka, hem yükselti hem av alanı demektir. Bu açıklamayı destekleyen tek tek gözlemler var, ama her bölge için genellenebilir olduğunu söylemek doğru olmaz.
3. Gerçek bir hava tahmini olabilir mi? Kuşların basınç değişimini algılayabildiğine dair çalışmalar var. Bazı ötücü kuşların, yaklaşan şiddetli fırtına sistemlerinden çok önce, muhtemelen düşük frekanslı ses (infrasound) nedeniyle bölgeyi terk ettiği gösterildi (Streby ve ark., 2015). Ama bu martılardaki halka uçuşunu açıklayan bir bulgu değil. Martılar için "fırtınayı sezip toplanıyorlar" demek şimdilik varsayım düzeyinde kalıyor.
pratikte şunu söyleyebilirim: halka çizen martı grubu, o anda havanın yükselen bir hava akımına sahip olduğunu gösterir. Yağmurla ilişkisi çoğu zaman bu kararsız havanın fırtına bulutlarına da zemin hazırlamasından gelir, kuşun bir tahmin yapmasından değil.
Aslında lise düzeyinde kimyanızın biraz iyi olmasıyla çözülebilecek bir soru. Şeker suda hidronyum veya hidroksit derişimlerini değiştirmesini sağlayacak bir kökü olmasına rağmen suda fark yaratacak bir asit-baz değişim sağlayamaz bu sebepten nötrdür.
Karbonat ise duruma göre değişir. Sodyum karbonat suya atıldığı zaman iyonlarına ayrışır ve karbonat kökü hidrolize uğrayarak suyu bazikleştirir. Bu etkileşim gerçekleştikten sonra bikarbonat iyonu oluşur. Bu iyon amfoter özellik gösterir. Bazlara karşı asit gibi davranır, asitlere karşı baz gibi davranır. Sonuç olarak karbonat şekerin aksine suyun içinde hidronyum ve hidroksit derişimlerini dramatik bir şekilde değiştirebildiği için suyu bazik hale getirir.
ursula k. leguin'in mülksüzler adlı eserinde devletsiz bir toplumun gündelik yaşamından kesitler, sorunların nasıl çözüldüğü, bilimin ve hayatın nasıl organize edildiği, insan ilişkileri vb. gayet güzel bir şekilde anlatılır.
öneririm.
Merhaba
Celal hocanın söylediğinin ana fikri doğru, lakin bunu “Tevrat, Sümer metinlerinin doğrudan kopyasıdır.” şeklinde anlamamak gerekir. Daha doğru bir şekilde ifade edecek olursam, Tevrat’taki bazı anlatıların kendilerinden daha eski Mezopotamya anlatılarıyla aynı kültürel mirastan beslenmiş ve yeniden yorumlanmış olmasıdır. Zira en belirgin örnek tufan anlatısıdır. Sümerlerin Ziusudra, Babillilerin Atra-Hasis ve Gılgamış anlatılarında büyük bir tufan, önceden uyarılan bir insan, gemi yapılması, canlıların kurtarılması, kuşların gönderilmesi ve tufan sonrasında kurban sunulması gibi Nuh anlatısıyla oldukça benzer unsurlar bulunur. Gılgamış Destanı’nın XI. tabletindeki tufan anlatısı bugün fiziksel olarak da elimizdedir. Yaratılış anlatısı ile Babil’in Enuma Eliş metni arasında da benzerlikler bulunmaktadır. Keza Yale Üniversitesinin açık derslerinde bu bağlantılar karşılaştırmalı biçimde ele alınıyor buradan inceleyebilirsiniz. Öte yandan, Jean Bottero – Eski Yakındoğu: Sümer’den Kutsal Kitap’a ve aynı yazarın kaleme aldığı Mezopotamya Mitolojisi , Samuel Noah Kramer – Tarih Sümer’de Başlar. Özellikle Eski Yakındoğu: Sümer’den Kutsal Kitap’a doğrudan merak ettiğiniz bağlantıya yöneliyor. Tarih Sümer’de Başlar ise karşılaştırmadan ziyade Sümer kültürünü tanımak için güzel bir temel oluşturur. Bu kitapların Türkçe baskıları da bulunmaktadır. Şayet internetten başlamak isterseniz Oxford Üniversitesinin Sümer Edebiyatı Elektronik Metin Arşivi’nden metinlerin çevirilerini, Metropolitan Museum’un “Flood Stories” çalışmasından tufan anlatılarının karşılaştırmasını ve Yale’in “Introduction to the Old Testament” derslerini inceleyebilirsiniz. Ve bence burada asıl ilginç olan, bir anlatının diğerinden “çalınıp çalınmadığı” değil binlerce yıl boyunca farklı toplumların aynı hikayeyi kendi Tanrı, insan ve ahlak anlayışlarına göre nasıl değiştirdiğidir. Saygılarımla.
AVM ve Havaalanlarinda kullanılan guvenlik amaçlı cihazlar metal dedektorleridir, bunlar manyetik alan ile çalışır sadece çantaların içine bakan ve içlerini gösteren cihazlar radyasyon ile çalışır ve o kabinleri içine canli girmesi tehlikelidir ve uzerlerinde bu uyarı mevcuttur. tıpta kullanılan görüntüleme cihazlari ise cok sik kullanılmamaktadır şartı ile canlılara zararı azdır hatta yok bile diyebiliriz. ama bu tipta kullanılan goruntuleme cihazlarını gerekmedikçe kullanmamak gerekiyorhatta refakatçi olarak bile durmamak gerek.