Soru & Cevap: Soru Sor, Cevap Al
Bugün
Bugün bölümü hazırlanıyor.
Bugün bölümü hazırlanıyor.
eğitim bitmez bitemez binyıllardır süregelen bir şey eğitim ama eğitimin yöntemi çok değişecek genellikle belli başlı eğitim ve öğretim metodlarını kullanarak ders anlatırız ,ausbel anlamlı öğrenme ,yapılandırmacı davranışcı vs ama 70 yıl sonrasında teknoloji ilerlemesi denen bir gerçek var yepyeni kuramlar ve yöntemler oluşacak
Algı, hafıza ve duyularla oluşur. Gerçeklik ise algı ile oluşur. Bu ikisi bölünmez bütünlerdir ve birbirinden ayrılmaz. Algı ile gördüğünüz şeye gerçeklik tanımlaması yaparsınız. Burada durumlar özneldir ama sonuçlar değişmeyebilir. Mesela şöyle bir inancınız olsun eğer ki diri diri yanarsanız cennete gideceksiniz. Şimdi burada sonuçlar değişmez ama sizin kendi içinizdeki gerçeklik algınıza göre değişir.
Kısa cevap: İçilebilir, kimseyi zehirlemez, ama ne ciddi bir faydası var ne de satılması mantıklı. Kedi sütü diye bir ürün olmamasının nedeni tehlikesi değil, ekonomisi ve pratik imkânsızlığı.
Önce zarara bakalım. Kedi sütü, anne kedinin yavrusuna verdiği, kedi yavrusunun büyümesine göre ayarlanmış bir sıvıdır. İnsan sağlığı açısından bilinen özel bir toksisitesi yok. Asıl risk bulaşıcı etkenlerde. Sağlıklı bir kediden bile elle sağılan, hijyen koşulları kontrol edilmemiş, pastörize edilmemiş süt; Toxoplasma, Salmonella, Campylobacter gibi etkenler ve zoonotik riskler açısından işin ciddi tarafıdır. Çiğ süt neyse, o. Kedi olması bunu değiştirmez.
Faydaya gelince. Kedi sütü, inek sütüne kıyasla çok daha fazla protein ve yağ içerir (yaklaşık olarak protein %7-10, yağ %5-10 aralığında rapor edilir), laktoz ise nispeten düşüktür. Yani yavru bir etoburun ihtiyacına göre ayarlanmış, enerji yoğun bir süt. İnsan için eşsiz bir besin değeri yok. Aynı proteini ve enerjiyi sıradan gıdalardan çok daha ucuza, çok daha güvenli alırsınız. Bir de şu var, "kedi sütü şunu tedavi eder" tarzı iddiaların hiçbirinin klinik dayanağı yok. Bunu söyleyenlere kanıt sorun, genelde cevap yerine bir ezoterik video gelir.
Neden piyasada satılmıyor sorusunun cevabı üç maddede:
Dolayısıyla "yasak olduğu için" ya da "gizlendiği için" satılmıyor değil. Satılmıyor, çünkü bir litresi için onlarca kedinin aylarca sağılması gerekirdi. İnsanlar için süt kaynağı olarak zaten inek, keçi, koyun, manda gibi evcilleştirilmiş, verimli türler var.
Bir not daha, kedi yavrusuna inek sütü vermek de iyi fikir değil. Yetişkin kedilerin çoğunda laktoz sindirimi azalır ve ishale yol açabilir. Meraklanıp kendi kedinizin sütünü tatmayı düşünüyorsanız, yavruların hakkını yemeyin.
Meme ucu renginin farklı olması normal bir varyasyondur, tek başına bir hastalık ya da "kadınlık özelliği" göstergesi değildir. Renk esas olarak deri hücrelerindeki melanin miktarına ve türüne bağlıdır. Pembeden koyu kahverengiye ve siyaha uzanan her ton sağlıklı olabilir.
Rengi ne belirler?
Renkli olmasının faydası var mı?
Kesin kanıtlanmış bir işlev yok, ama makul bir hipotez var. Yenidoğanlar doğumdan sonra görme yetisi sınırlıyken bile yüksek kontrastlı desenlere odaklanır. Koyu areolanın çevre deriyle yarattığı kontrastın bebeğin meme ucunu bulmasına yardımcı olabileceği öne sürülüyor. Areola çevresindeki Montgomery bezlerinin kokulu salgılarının bebeği yönlendirmesi de bu hipotezle birlikte tartışılıyor. Bu mekanizmalar emzirme davranışı çalışmalarına dayanıyor, ama "rengin tek amacı budur" demek için kanıt yetersiz. Pigmentin deriyi UV'ye karşı koruması gibi genel bir melanin işlevi de elbette geçerli.
Ne zaman doktora görünmeli?
Bunlar nadiren Paget hastalığı veya meme kanseri gibi durumların belirtisi olabilir. Yani sorun renk tonunun kendisi değil, ani ve tek taraflı değişimdir.
Özetle pembe, kahverengi ya da siyah, hepsi normal insan çeşitliliğinin parçası. Pigment ayarı da bu kadar çok gene bağlı olduğu için, laboratuvarda bile tek bir değişkeni sabitlemek insanı ağlatıyor!
Farkındaysanız yaratıcılığımı yitireceğim korkusunu siz oluşturuyorsunuz. Konuya gelecek olursak ise bir kurum veya fikir akımına bağlı kalmamak imkansız istersneiz hepsine eşit miktarda değinirsiniz isterseniz tek birine yönelirsiniz. Bu arada size sadece bir yere bağlı kalmak yaratıcılığı öldürür lafını kim öğretti? Zaten kaçınılmaz olarak var olan bilgiler üzerinden bir şeyler üreteceksiniz. İster bir şeye bağlı kalarak onu geliştirin ki burda da yaratıcılık vardır. İkinci olarak ise birçok şeye bakarak geliştirin burda da yaratıcılık vardır. Yaratıcılığa yönelik yargınız pek mantıklı değil.[1]
Öncelikle, bir ilmi o ilmin uzmanından öğrenmek, bilginin sağlamlığı açısından temel bir kural diyebiliriz. Hakkında konuştuğu dinleri ve kutsal metinlerin dillerini bilmeden, yalnızca üçüncül kaynaklardan hareketle değerlendirme yapan birinden sağlıklı bilgi edinmek oldukça güç olacağı aşikar. Hele ki katı pozitivist bir bakış açısına sahipse, konuyu kendi ön kabullerinden bağımsız değerlendirmesi daha da zor olabilir. Bu yüzden sana tavsiyem, konunun uzmanlarına doğrudan danışabilecek bir konumda değilsen, güvenilir ve farklı görüşleri ele alan dinler tarihi kaynaklarından yararlanman ve mümkün olduğunca bu kaynakların dayandığı birincil metinleri incelemen.
Tevrat'taki bazı anlatıların ve emirlerin daha eski Sümer ve Babil metinlerinde de bulunduğu doğrudur. Ancak buradan Tevrat'taki bütün bilgilerin Sümer düşüncesinden kaynaklandığı dolayısıyla ''tüm ilahi kitaplar insan elinden çıkmadır'' gibi bir sonuç çıkarmak çok absürt kaçacaktır. Bu benzerliklerin ortaya çıkmasında, İbranilerin yaşadığı coğrafyanın ve içinde bulundukları kültürel çevrenin de etkisi olabilir. Üstelik bir metnin kendisinden önceki kültürlerde bulunan düşünce veya emirlerle benzerlik taşıması, tek başına onun insan ürünü olduğunu kesin olarak göstermez. Teolojik açıdan bakıldığında, ilahi bir emrin insanlığa bildirilmesi durumunda daha önceki toplumlarda benzer ilkelerin bulunması zaten mümkündür. Dolayısıyla burada asıl mesele, benzerliklerin varlığından ziyade bunların nasıl açıklanması gerektiğidir.
Bu düşünce biçimini daha iyi kavrayabilmen ve bu konu hakkında daha kaliteli ve özgün fikirler edinmek adına sana yazılmış en sağlam dinler tarihi kaynaklarından olan Baki Adam'ın çalışması Dinler Tarihi kitabını öneriyorum. Sümer medeniyetini ve dönemin kültürel çevresini daha iyi anlamak içinse Samuel Noah Kramer'in Tarih Sümer'de Başlar adlı kitabı faydalı bir başlangıç olabilir. Bence önce bu tür kaynaklarla genel bir çerçeve edinmek, ardından Tevrat ve Mezopotamya metinleri arasındaki belirli benzerlikleri incelemek, doğrudan videolardan hareketle bir sonuca varmaktan daha verimli olacaktır.